…
Dini yoluyla dünyasal Krallık için kazanılırlar. İlk olarak, Kölelik Hıristiyanlıkta olanaksızdır, çünkü İnsan şimdi Insan olarak evrensel doğasına göre Tanrıda görülür; her bir birey Tanrının kayrasının ve tanrısal son Ereğin bir nesnesidir: Tanrı tüm insanların kutlu olmasını ister. Öyleyse tüm tikelliğin bütünüyle dışında ve kendinde ve kendi için alındığında, İnsan, hiç kuşkusuz İnsan olarak, sonsuz değer taşır, ve tam olarak bu sonsuz değer doğumun ve vatanın tüm tikelliklerini ortadan kaldırır. Öteki, ikinci ilke olumsal olan ile bağıntı içinde insanın İçselliğidir. İnsanlık bu kendinde ve kendi için özgür tinselliğin zeminini taşır, ve başka herşeyin ondan doğması gerekir. Tanrısal Tinin orada yaşaması ve bulunması gereken yer, bu zemin tinsel İçselliktir, ve tüm olumsallık için kararın yeri olur. Bundan şu çıkar ki, daha önce Yunanlılar durumunda Törellik biçimi olarak gördüğümüz şey bundan böyle Hıristiyan dünyada duruş noktasını aynı belirlenim içinde taşımaz; çünkü o Helenik Törellik düşünmeyen Alışkanlık iken, Hıristiyan ilke ise kendi için varolan İçselliktir, bir topraktır ki, Gerçek olan onda büyür. Düşünmeyen bir Törellik bundan böyle öznel Özgürlük ilkesinin karşısında yer alamaz. Yunan Özgürlüğü talihin ve cinin özgürlüğü idi; henüz Köleler ve Biliciler tarafından koşullandırılıyordu; ama şimdi Tanrıda saltık Özgürlüğün ilkesi ortaya çıkar. İnsan bundan böyle bağımlılık ilişkisi içinde değildir; tersine, tanrısal Varlığa ait olduğunun bilinci ile Sevgi ilişkisi içindedir. Tikel erekler açısından şimdi insan kendi kendisini belirler ve kendini sonlu herşeyin üzerindeki evrensel güç olarak bilir. Tikel herşey kendisini yalnızca tanrısal Tinin karşısında ortadan kaldıran İçselliğin tinsel zemini karşısında geri çekilir. Bu yolla bilicilerin tüm