Hayır, başka bir şeydi o. Çünkü ben, kızı değil kokuyu arzuladığımı biliyordum. Oysa insanlar beni arzuladıklarını sandılar, istediklerinin aslında ne olduğunun sırrına varamadılar.
Hâlâ insanların erkek mi kadın mı olduğunu "önemsemem", hele de onlar her birimiz ve hepimizin çocukları olduğunda. Tek bir kişi haksız bir şekilde hapsedildiğinde cinsiyetini mi sormalıyım? Ya da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğu gördüğümde cinsiyetini mi sormalıyım?
Bazı radikal feministlerin cevabı evettir. Bütün adaletsizliklerin, sömürünün ve hiçbir engel tanımayan saldırganlığın kaynağının cinsel adaletsizlik olduğu önermesini doğru kabul edersek bu duruş makuldür. Ben bu önermeyi kabul edemiyorum; dolayısıyla ona göre hareket de edemem. Hakikat ve güzellik idealini ideolojik bir vurgu yapmak uğruna feda mı etmeliyim?
Radikal feministin cevabı yine evet olabilir. Bu cevap bazen sadece bağnaz ya da otoriter yobazlığından konuşan sansürcünün sesiyle aynı tınlasa da, öyle olmak zorunda değildir. Insan, yapmak için eskiyi yıkmalıdır. Bu yıkımı gerçekleştiren kuşak, tahribatın bütün acısını yaşarken yaratımın hazzına çok az varabilir.
Ama bu zorlanamaz veya taklit edilemez. Eğer zorlanırsa yalnızca kindarlığa ve kendine zarar vermeye yol açar; eğer taklit edilirse Feminist Modaya varır ki o da Radikal Modanın varisidir.