Evimizdeki duygusal enerji duygusal bedenimizi kendi frekansına ayarlar. Duygusal beden kendi ayarını değiştirmeye başlar ve insanın doğal durumundan uzaklaşır. Yetişkinlerin, dış düşün oyununu oynar ve kaybederiz. Saflığımızı yitiririz, özgürlüğümüzü, mutluluğumuzu, sevme eğilimimizi yitiririz. Değişmeye zorlanır ve başka bir dünyayı, başka bir gerçekliği algılamaya başlarız. Adaletsizliğin, duygusal acının, duygusal zehrin gerçekliğidir bu. Cehenneme hoş geldiniz, insanların yarattığı, gezegenin düşü olan cehenneme.
İsrâ-70:
Meali: Gerçekten biz, Âdemoğlu’nu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde (bineklerle) taşıdık, onlara güzel/temiz/helal şeylerden rızık verdik ve hakikaten onları yarattıklarımızdan pek çoğuna üstün kıldık.
Yansıtmaya çalıştığımız sahte imgeler yüzünden ne çok insan acı çekiyor. İnsanlar çok önemli olduklarını iddia ederken bir yandan da bir hiç olduklarına inanıyor. Başkalarınca tanınıp kabul görmek amacıyla bu toplum düşünde bir rol kapabilmek için didinip duruyoruz. Dişimizle tırnağımızla girdiğimiz her savaşımdan galip çıkmaya, güç, servet, ün sahibi olmaya, kişisel düşümüzü ifade edip çevremizdekilere zorla benimsetmeye çabalıyoruz. Neden? İnsanlar düşü gerçek sandığı, çok da ciddiye aldığı için.