kelle fiyatına hürriyet esirlik bedava
Kan olursa yurt harcında, Parlar hilâl gök borcunda. Tanrı izniyle acunda, Türk en üstün ırk olacak! Oğuz kağan dileğiyle, Alp Er Tunga yüreğiyle... Evlenip cenk meleğiyle, Yiğitler ev-bark olacak! Yangın şimşek'le, yelle... Ok yumruktur, kılıç sille. Her vuruşta düşen kelle, En azından kırk olucak!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendime şunu soruyorum: -Aynaya baktığında ne gördün? -Çirkinliğin içindeki şaheser bir güzellik. Saklı bir güzellik. Belki de bir tür ruh güzelliği. Herkes bu güzelliği anlamaz ve hatta belki de kimse anlamayacaktır. Anlamasını beklediğim kimse de yok. Sadece düşük zekalılarla dolu bir simülasyonda sıkışmış hissediyorum. Kabuğun tek şey olduğunu düşünen insanlara bir sözüm var. Kuru hurma sevenler hamam böceği gibi görünen ve normalde sevmediği, tiksindiği şeye benzeyen o bitkiyi yiyor ama iş insana gelince çirkin oluyor. Aşağılıyor. Kelle paça yiyor ama insanların dışına takıyor. Bu çelişkiyi sorguluyorum. Demek ki herkes için her zaman her şey dış görünüşle ilgili tartışmasız değil. Noodle yiyeni var. Kimisi solucana benzetip yemiyor. Kimisi bayılıyor.
1000Kitap
Of of..
Of, of Bağdat'ın kapısını Genç Osman açtı, Düşmanın cümlesi önünden kaçtı of of!.. Aman kelle koltuğunda üç gün savaştı Allah, Allah deyip geçer Genç Osman of,🎺🥁 youtu.be/RAvm2pIC-Ig?si=...✨🥳🥁🥁🥁
Bedava yaşıyoruz bedava Hava bedava, bulut bedava Dere tepe bedava Yağmur çamur bedava Otomobillerin dışı, sinemaların kapısı, camekanlar bedava Peynir ekmek değil ama acı su bedava Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava Bedava yaşıyoruz bedava Orhan Veli Kanık
Uzun etmeyin orta katlılar! Odalarınızda hava pek ağırlaşmış, her tarafı toz toprak, örümcek bürümüş. Size yeni esinti, yeni türküler, cümbüş dernek getirdik. Kuş uçmaz kervan göçmez illerde kelle koltukta dolaştığımız kuru başımız için mi idi? Biz oralara sizin adınıza gönüllü elçi gitmiştik. Haydi çok düşünmeyin, bize hoşgeldiniz deyin, lâyık olduğumuz köşelere buyur edin. Düşünün bir kere, biz sizin Robenson'unuz değil miyiz? Sonsuz ummanların, ıssız adaların, dil bilmez yabanların masallarını tatlı tatlı dinlemek için bizi nerelere saldınız? Kanınıza tâze kaynayış, zihninize geniş açılış, merâkınıza lezzetli besi getirmek hevesiyle biz "Sindibâd-ı Bahrî" olduk. Kara dalgalarda battık çıktık, canavarlar hakladık, yamyamlara madik oynadık. Ölüm bölgelerinde çarpışıp boğuşan bizdik. Siz sâdece hediye getirdiğimiz renkli kuşları, şaklaban maymunları gördünüz; kokulu baharat, değişik yemişler tattınız; yeni nağmeler, alımlı bin bir gece masalları dinlediniz. Biz "Odisse" olduk, ottan ocaktan karıdan kızandan geçtik. Siz Argos'ta sürülerinizi otlatıp buğdayınızı ekerken bizim on sene Truva önünde, on sene de açık denizlerde işimiz neydi? Yirmi yıllık mihnetimizi süzdük, süzdük size ölmez bir destan çıkardık. Sizi mutlu kılmak, size yeryüzünün egemenliğini kazandırmak için biz, tanrılara bile meydan okuduk, "Promete" olduk, göklerin ışığını çaldık, size ateşi armağan ettik. Ateş... İnsanın ateşle ilk karşılaşmasıyla ateşe hâkim olması arasında ne uzun ve acıklı bir mâcerâ vardır. Ben bu yanığı kendi aşkımda baştan sona denedim. Taş devrinin çıplak insanı idim. Yıldırımla tutuşmuş bir orman gördüm. Yekten öylesine vuruldum ki kendimi bu parlak kızıltıya attım. Canım nasıl yandı! Yalnız etim değil; canım, canım!.. Hatta bir canım olduğunu ben bu ilk acımda duydum

KerZeY35

@kerzey35
·
Orta Kat
"Hayat" denilen yapının biz sanatkârlar, orta katından ayrıldık, yedi kat göklere çıktık. Fakat cennetin bayıltıcı nur kaynaşmasında erimedik. Yedi kat yerin dibine geçtik, kanlı çekiler baskısında çürümedik. Katıksız öz mayamız varmış. Geri döndük, temelli yurdumuza, orta kata yerleşmeye geliyoruz. Bizden, uzak diyârlar kokusunu alan orta katlılar yadırgar gibi duruyorlar. "Bu gezginler katımızdan ne anlar?" yollu şüpheye düşüyorlar. Halbuki orta katı en iyi anlayanlar, oradan hiç ayrılmamış olanlar değil, altında, üstünde ne bulunduğunu gönülleriyle deneyip yaşamış olanlardır. Biz bu hayat yapısının taslağını çizdik, üzerinde kurulu durduğu toprak bucağının topoğrafyasını çıkardık.
Sayfa 258·Kitabı okudu