Keloğlan ve Tıktık Canavarı #okudumbitti
Keloğlan’ı masal dünyasından alıp bugünün çocuklarının tam kalbine bırakan bir hikâye okuduk.
Kitabın en sevdiğim tarafı şu oldu: “ekran” meselesini parmak sallamadan, korkutmadan, oyun gibi bir maceraya dönüştürüyor. Tıktık sesleriyle ortaya çıkan o gizemli canavar ilk anda merak uyandırıyor, sonra yavaş yavaş anlıyorsunuz ki asıl mesele canavarın kendisi değil… O “tık”ların peşinden koşma hâli. Çocukların eline yapışan tablet/telefon isteğini, tanıdık ama masalsı bir sembolle anlatması bence çok başarılı.
Keloğlan’ın cesareti ve zekâsı zaten bildiğimiz gibi; ama burada Efe ile kurduğu yol arkadaşlığı ayrıca içimi ısıttı. Birlikte çözüm aramaları, birbirlerini motive etmeleri… Çocuklara “tek başına değil, beraber düşünürsek olur” duygusunu da veriyor. Ve bunu yaparken tempo hiç düşmüyor: hem merak var hem de yer yer gülümseten sahneler.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim: kalemi çok sıcak. Dili akıcı, anlatımı tertemiz; cümleler çocuğun dünyasına göre kurulmuş ama yetişkin okurken de “tamam, bu mesaj doğru yerden geliyor” diyorsunuz. Ben özellikle “iyilik kazanır” temasının didaktik olmadan, doğal bir şekilde hikâyenin içine yedirilmesini sevdim.
Çocuklarla ekran süresini konuşmak isteyen, bunu kavga konusu yapmak yerine hikâye üzerinden yumuşacık anlatmayı tercih eden herkes için çok tatlı bir seçenek. Biz okurken hem eğlendik hem de kitabı kapatınca “hadi biraz dışarı çıkalım” hissi kaldı.
@sukriyealtntas
@paragraffkafasi
@mahlascocuk
@by_kodamann
#Keloğlan #KeloğlanVeTıktıkCanavarı #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
O kadar şahane bir kitap ki. Bildiğimiz masallardaki 3. kahramanları detaylandıran, aynı zamanda felsefik dokundurmalar ile düşündüren şahane bir kitap. Teşekkürler Şermin Yaşar. Kİtabın bölümlerini yazıyorum. Bu masallardaki aklımıza gelmeyen bir 3. kişinin ağzından tatlış yorumlarla yine çocukluğunuza dönüyorsunuz. Cok ama cok tavsiye. Okuyunuz, Dİnleyiniz, keyif alacaksınız kesin.
Bölüm 1: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler. ( 8. cücenin ağzından )
Bölüm 2: Kırmızı Başlıklı KIz. ( Kırmızı başlığı ve pelerini ören ablanın ağzından)
Bölüm 3: Altın Yumurtlayan Tavuk
Bölüm 4: Kurbağa Prenses
Bölüm 5: Keloğlan ( Keloğlan'ın ikizi Güroğlan'ın ağzından)
Bölüm 6: Uyuyan Prenses
Bölüm 7: Alaaddinin Sihirli Lambası ( Lambanın içindeki Cin'in ağzından )
Bölüm 8: Hansel ve Gratel
Bölüm 9: Çirkin Ördek Yavrusu
Bölüm 10: Pinokyo ( Pinokyo'yu yaratan sanatçı Gepetto ağzından)
Bölüm 11: Fareli Köyün Kavalcısı
Bölüm 12: Çizmeli Kedi
Bölüm 13: Rapunzel
Bölüm 14: Çıplak Kral
Bölüm 15: Jack ve Fasulye Sırığı
Bölüm 16: Kırk Haramiler ve Ali Baba
Bölüm 17: Bremen Mızıkacıları
Bölüm 18: Ağustos Böceği ile Karınca
Bölüm 19: Külkedisi
Bölüm 20: Ali Babamın Çİftliği
Biri Daha VarŞermin Yaşar · Doğan Çocuk Yayınları · 2025829 okunma
Hellloriiiiii
Bu sefer minikler için hem eğlenceli hem de çok anlamlı bir kitapla geldim
Keloğlan ve Tık Tık Canavarı tam da günümüz çocuklarının yaşadığı bir konuya değiniyor. Keloğlan’ın yıldızlar arasında gezerken “Ekranya” isimli bir gezegene gitmesiyle başlayan hikâye, çocukların ekran bağımlılığına dikkat çekiyor
Keloğlan burada çocukların parkta oynamak yerine ellerindeki parlak ekranlara bakıp durduğunu görüyor. Özellikle Efe karakteriyle birlikte verilen mesaj çok güzeldi
“Tik tık canavarı” aslında çocukları sürekli ekrana çağıran o bitmeyen isteği temsil ediyor. Ama Efe dışarı çıkıp oyun oynayınca gerçek mutluluğun ekranda değil arkadaşlıkta, hareket etmekte ve eğlenmekte olduğunu fark ediyor
Kitabın en sevdiğim yanı ise bunu korkutarak değil, çocukların anlayacağı sıcacık bir dille anlatması oldu
Hem eğlenceli hem öğretici bir hikâyeydi.
Özellikle teknoloji kullanımının arttığı bu dönemde çocuklara ekranın zararlarını ve dışarıda oyun oynamanın güzelliğini çok tatlı bir şekilde hatırlatıyor
Bir ebeveyn olarak gerçekten çok sevdim
Miniklerimize keyifli, bol hayalli okumalar dilerim...
Bu kitap o kadar tatlı duruyor ki kapağına bakınca bile insanın içi yumuşuyor
Keloğlan’ın sevimli hali ve Tıktık Canavarı’nın komik tasarımı tam çocukların bayılacağı türden olmuş. Eski masal havasıyla teknolojiyi birleştirmeleri de çok hoş bir detay bence
Sanki çocuklara hem eğlenceli bir macera anlatıyor hem de minik minik mesajlar veriyor gibi. Çizimleri çok sıcak, renkleri çok huzurlu duruyor. Böyle kitaplar insana çocukluğunu hatırlatıyor gerçekten
Özellikle gece uyumadan önce okunacak, çocuğun hem güleceği hem merak edeceği tatlış bir hikâye hissi veriyor
Klasik cesur ve zeki Keloğlan, bu sefer “tıktık” sesleri çıkaran gizemli bir canavarla karşılaşıyor. Arkadaşı Efe ile birlikte bu sırrı çözmeye çalışıyorlar. Hikaye, ekranlara (telefon, tablet gibi) bağlı “tıktık canavarı” metaforu üzerinden ilerliyor. Keloğlan, Efe’ye gerçek hayattaki oyunların, lunaparkın, salıncakların ve arkadaşlarla yüz yüze oynamanın ne kadar keyifli olduğunu gösteriyor. Sonunda korkulan canavar bile dengeli bir şekilde dahil oluyor ve iyilik, cesaret ile kazanılıyor.
Kitap, teknoloji bağımlılığı ve ekran süresi konusunu çocuklara korkutmadan, eğlenceli bir masal diliyle anlatıyor. “Tıktık Canavarı” aslında sürekli tıklama ve ekran karşısında vakit geçirmeyi simgeliyor.
İlköğretim 1. ya da 2. sınıftayım. Çocuklarla çok arkadaşlık kurmazdım, hiç kimseyle; kısacası anlayamazdım ve anlaşamazdım hiç kimseyle. O zamanlar ilköğretim okulumuzun kitaplığında küçük, mini, eskimiş, köhne hikâye kitapları olurdu. İlk kitabım Nasrettin Hoca'nın Tavşan Suyu kitabıydı. Kitabı o kadar beğenmiştim ki herhâlde 100 kez okumuşumdur. Sonra Keloğlan, Billur Köşk Hikâyeleri, Dede Korkut Hikâyeleri ve Ömer Seyfettin'in kitapları olurdu. Elime küçük mini bir kitap geçirsem, hemen hemen hepsi Ömer Seyfettin'di. Çocuk hâlimle sorardım: 'Ömer Seyfettin'den başka kitap yok mu?' diye. Mecburiyetten hepsini okurdum. Nasihat dolu öyküler ve görsel resimli güzel kitaplardı. O kitaplar, o küçücük hâlimle bile bakış açımı değiştirirdi. Ömer Seyfettin'in bende yeri her zaman farklıdır, çok severim.
Sonra La Fontaine, Andersen, Grimm Kardeşler, Beydeva, Binbir Gece Masalları, Ezop Masalları gibi yabancı kitaplara ilgi duymuştum. Onların da bendeki yeri ayrıdır elbette. Ama Ömer Seyfettin, Billur Köşk Hikâyeleri, Nasrettin Hoca, Dede Korkut Hikâyeleri, Keloğlan masalları... Bu kitaplar Anadolu insanını, Türk örf ve âdetlerini bize bir şekilde en iyi şekilde anlatırdı. Şimdi nerede böylesine muazzam kitaplar? :’’’’’’(