saçın uok diyr bu kafar üzülmemelisin keloğlan senın de başka ozellıklerın var salak balkız
MİLATTAN SONRA BİR
Tahrip gücü yüksek bir baharda Koşturur atlarını ordular Bilmem hangi zamanın Hangi rüzgarı, Hangi denizin karasıydın. Ey somurtkan gecenin Güleryüzlü çocuğu! Sibirya’nın güneşi Afrika’nın karıydın. Ve masallardan kalma En Keloğlan bakışımla baktım sana Padişah oldum. Takvimden yapraklar düşüyor saçlarıma Gabar’dan kurşunlar Venedik’te bekliyorum seni Yanında bir yudum suyun olsun. Kısalır geceler Uzar da uzar gün Fail-i meçhul bir yiğittir ölüm Ücrasında saksağanlar Hep aynı şarkıyla cahildir. Uzatma saçlarını tutamam Bir büyük okyanustur ayrılık Kavuşmak mı, hece hece Ve yurdumun doğusu Alyuvarlarla sulandı her gece Yağın, şekerin, tuzun Yetmediği yerde kıymetlidir un,
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
ŞaZİye inceler arkadasimizin çıkardığı çocuk masalı kitabı türk kültürünü dünya mirasına taşıyor. Yediden yetmişe okunup okutturulmalı. Keloğlan ile Altın Saçlı Kız - Keloglan Und Das Goldhaarige Mädchen (Şaziye İnceler Ekici) Fiyatı, Yorumları, Satın Al - Kitapyurdu.com share.google/P9JhslYc3uyLg2mlc Yaşasın edebiyat
Alıntı
KELOĞLAN VE TIKTIK CANAVARI kitabı hakkında:
Klasik cesur ve zeki Keloğlan, bu sefer “tıktık” sesleri çıkaran gizemli bir canavarla karşılaşıyor. Arkadaşı Efe ile birlikte bu sırrı çözmeye çalışıyorlar. Hikaye, ekranlara (telefon, tablet gibi) bağlı “tıktık canavarı” metaforu üzerinden ilerliyor. Keloğlan, Efe’ye gerçek hayattaki oyunların, lunaparkın, salıncakların ve arkadaşlarla yüz yüze oynamanın ne kadar keyifli olduğunu gösteriyor. Sonunda korkulan canavar bile dengeli bir şekilde dahil oluyor ve iyilik, cesaret ile kazanılıyor. Kitap, teknoloji bağımlılığı ve ekran süresi konusunu çocuklara korkutmadan, eğlenceli bir masal diliyle anlatıyor. “Tıktık Canavarı” aslında sürekli tıklama ve ekran karşısında vakit geçirmeyi simgeliyor.
Üstümde kel kafasını taramak isteyen Keloğlan garibanlığı var....
TÜRK KÖYLÜSÜ
Topraktan öğrenip kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhad'dır Kerem'dir ve Keloğlan'dır. Yol görünür onun garip serine, analar, babalar umudu keser, kahbe felek ona eder oyunu. Çarşambayı sel alır, bir yâr sever el alır, kanadı kırılır çöllerde kalır, ölmeden mezara koyarlar onu. O, Yûnusû biçâredir baştan ayağa yâredir, ağu içer su yerine. Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine ve bir kerre vakterişip : Gayrık yeter! demesinler. Nazım Hikmet Ran
Edebiyat