Hüseyin Kavak

Hüseyin Kavak
@kelseyin
Ben Oblomov bir insanım; zamanın akışına kapılmadan, yavaş ama sağlam yürürüm. Acele etmeden, sabırla ve düşünerek yaşamak, ruhun gerçek özgürlüğüdür.
4 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
seçimlerimizin etkisi fark edilmeli
Puan vermedi·104 syf.··
2025 6. kitabı
Zaman Makinesi kitabını okurken aklımda hep şu soru vardı: “İnsanın kendi geleceğini şekillendirme gücü ne kadar gerçek, ne kadar hayal?” Kitap, ilk bakışta sadece bir zaman yolculuğu hikayesi gibi görünüyor evet ama aslında insanın doğasını, toplumsal düzeni ve kendi varoluşunu sorgulamak üzerine kurulmuş. Zaman yolcusu gelecek dünyaya adım attığında gördüğümüz Eloi ve Morlocklar sadece farklı türler değil; bence bizim bugün yaptığımız seçimlerin, önem verdiğimiz değerlerin ve göz ardı ettiğimiz sorumlulukların metaforları. Eloi’ler huzurlu ve naif, ama kendi dünyalarında zayıf; Morlocklar ise acımasız ama güçlü. Bu aslında insanın hem yaratıcı hem yıkıcı yönü. Ne kadar güzel ve barışçıl olmayı istesek de, kendi ihmalkarlığımız ve açgözlülüğümüz her zaman gölgesini düşürebilir. Kitap boyunca Wells zaman yolculuğunu bir macera aracı olarak kullanırken, aslında çok daha derin bir mesaj veriyordu. Gelecek, basit bir ‘nasıl olacak?’ sorusundan çok daha fazlası; bugünkü davranışlarımızın ve değerlerimizin bir sonucu. İnsanlık olarak yaptığımız hatalar, ihmal ettiğimiz sorumluluklar ve göz ardı ettiğimiz etik meseleler, zamanla geri dönüp bizi bulacak. Bu yüzden okurken yalnızca merak duygusu değil, bir tür vicdan muhasebesi de hissettirdi bana. Şahsi fikrimce, Zaman Makinesi bize şunu söylüyor, _ Gelecek öngörülemez gibi görünse de, biz bugün ne yaparsak yarını şekillendirmiş oluyoruz. _ Kitapta anlatılan gelecek, aslında bir uyarı; insanın doğası, toplumun düzeni ve teknolojinin etkisi bir araya geldiğinde, eğer bilinçli olmazsak, kontrolün elimizden nasıl kayabileceğini gösteriyor. Ben ilk okuduğumda, insanın hem umut hem de tehlike kaynağı olduğunu daha net gördüm ki zaten o konuda hemfikirizdir. Wells’in yarattığı bu dünya, eğlenceli bir maceradan çok, insanın kendi
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
varoluşun uçuş denemeleri
Puan vermedi·96 syf.··
2025 5. kitabı
Jonathan’ın uçuşu aslında fiziksel bir eylemden çok bir varoluş denemesi. İnsanlar da bazen hayatta gördüğü sınırların gerçek mi yoksa toplumun dayattığı şeyler mi olduğunu ayırt edemiyor. Kitap, Martin Heidegger'in - özgün varoluş - düşüncesiyle oldukça benzer bir noktada buluşuyor: "insan, kendi gerçeğine yönelmedikçe başkalarının çizdiği çemberde dönüp duruyor." Jonathan bunu fark ediyor, ama çevresindeki diğer martılar "Bu dünyaya yemek ve olabildiğince uzun yaşamak için geldik." düşüncesinde oldukları ve hayatlarını geleneklerine, inançlarına fazlasıyla adadıkları için, bu onları gerçek özgürlüklerinden uzaklaştırıyor. ( "Unutma Jonathan" "Cennet bir zaman dilimi ya da bir mekân parçası değildir" "Çünkü zaman ve mekân kavramları anlamsızdır, inancı unut" Dedi Chi Yong tekrar tekrar "Uçmak için inanca ihtiyacın yok" "Sadece uçmayı anlaman yeterli, hadi tekrar dene" ) Bu kitabı okurken kendimi sürekli Jonathan’ın yanında hissettim onunla büyük bir bağ kurdum. Sanki ben de onun kanatlarının ucuna tutunmuşum da rüzgarla birlikte yeni bir şeyler arıyorum gibi.. özgürlüğün aslında başkalarının değil, benim kendime verdiğim bir izin olduğunu anladım kitabı okuduğum zaman. Kendine inanmak, diğer herkesin seni alkışlamasından daha güçlü bir şeydir. Jonathan bunu yine hatırlatmış oldu. Belli zaman aralıklarında tekrar tekrar okunması gereken bir kitap bence. Sen değiştikçe kitapta değişiyor, ana konu hep aynı ama senin algıladığın değişebilir. Bazen bir martının hikayesi bile insanın içine yıllardır söylemediği veya söyleyemediği cümleleri getiriyor...
Duygu ve Düşünce
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
hayata küfretmekten yorulmuşların kitabı
Puan vermedi·224 syf.··
2025 1. kitabı
Piç, sokakta büyüyen ve hayata sürekli ters yönden bakan bazı gençlerin hikayesi gibi ama aslında çoğumuzun içindeki öfkeye dokunuyor bir yandan. Kitap boyunca karakterlerin ordan oraya savrulduğunu okurken “biz bu hale nasıl geldik?” diye düşünmeden durulmuyor. Biraz sert, biraz karanlık ve fazlasıyla garip ama gerçek. Bazı okurlar kitaptan oldukça sıkılmış ve beğenmemiş, Günday'ın en sevdiğim diyebileceğim kitaplarından da olsa onları yanlış bulmuyorum. Çünkü bu kitabı özümsemek ve içine işlemek için satırlarda geçen nerdeyse her duyguyu barındırmak lazım. Sadece kitaptaki karakterleri okumak değil hissetmek de lazım. Yaşadıklarım, hissettiklerim ve gördüklerim bu kitabın içime işlemesi için yeterliydi. Her insanın vardır illa içinde kendisine dair bir şeyler hissettiği kitaplar. Benim için bu kitap onlardan bir tanesi.
PiçHakan Günday · Doğan Kitap · 201911,6bin okunma