Eğer bir insan diğerini küçümsüyorsa, aslında küçümsenmekten korkan ve kendisini küçük gören biridir. Başkalarını güçsüz bırakmak için güç kazanma çabasında olan biri ise aslında başkalarına güçsüz görünmekten ya da güçsüz yönleri ile yüzleşmekten korktuğu için böyle bir mekanizma gerçekleştirmiştir. Amaç, düşmanca duyguların boşalımını sağlamaktır. İstediklerini elde ettikleri halde neden mutlu olduklarını anlayamazlar.
Onlar gerçek bizi değil, gösterdiğimiz yanlarımızı kabul ederler. Sonunda, kabul edilen gerçek benliğimiz olmadığından, kendimizi de kabul edilmiş hissetmeyiz.
Çocukken ana-babaya karşı geliştirilen olumsuz duyguların üstünün kapatılması ile başlayan süreç, insanın giderek kendine yabancılaşmasına ve sonunda kendisi olmanın suçluluğunu yaşamasına neden olur.
Ana-babaların kusurlarını kendi sorumluluğumuzdan kaçınmak için gerekçe olarak kullanmak, vaktiyle bize karşı işlenen kusurları bizden sonraki kuşaklara da yansıtmamıza neden olabilir. Ana-babalar bizleri ayrı birer varlık olarak görmemiş olabilir, ama biz de onları kendimizinkinden ayrı dünyaları olan varlıklar olarak göremediğimiz sürece gerçek anlamda yetişkinliğe ulaşmış sayılamayız.