Ama gazetenin bizim ruhumuz için kötü olan yönü bu değildir, yani olup bitenleri anlatması. Asıl kötü olanı, şunun bunun hakkında, ulu şeflerimiz hakkında, başka ülkelerin şefleri hakkında, olup biten ve insanın yaptığı her şey hakkında nasıl düşünmemiz gerektiğini söylemesidir.
Hep söylüyorum, bunun bir hastalık olması lazım. Çünkü, diyelim ki beyaz adamın içinden bir şey yapmak geçiyor. Yürekten istiyor hem de. Belki güneşlenmek, belki de ırmakta kanoyla dolaşmak istiyor. Ya da canı sevdiği kızı çekiyor. Hemen her seferinde aynı düşünceye kapılıp, bastırır bu isteğini: "Keyfe zamanım yok!" Oysa zaman orada öylece durur. O ise en iyi niyetle bile görmez onu
Ellerimizin gücünü "şey'ler üretmek için harcamamız gerektiğini söylemeye çalışıyordu. Sözde kendimiz için, ama öncelikle Papalagi için "şey'ler. Biz de yorgun, solgun ve iki büklüm olmaymışız.
Ülkemizi iyi tanıyan bir adamın "Size çeşitli ihtiyaçlar yaratmalıyız" dediğini duymuştum. Yine "şey'leri kastediyordu. "O zaman siz de çalışmak için can atarsınız" diye devam ediyordu bu bilge adam.