Evsizlerin, sistem dışına itilmişlerin, kimliği yok sayılanların hikayeleri edebiyatın ana konularından biri olagelmiştir. Bunların önemli bir bölümü edebiyata ciddi katkı sağlayan klasikleşmiş eserlerdir. John Berger, anlatımıyla aynı sahneyi gören bir başka görüş açısına geçiriyor okuru. Karton kutuların, konteynerlerin, eski yıkıntılardan çıkan iş görür her malzemenin sığınılacak bir yuva haline geldiği, uzun mesafelerden suların taşındığı, mülkiyet sayılabilecek hemen hemen hiçbir varlığın olmadığı, Kral'ın deyimiyle Saint Valéry paltosunun hikayesi…. Otoyol kenarında, şehir merkezinden on iki, denizden dört kilometre uzakta, yerleşiklerinin kendiliğinden oluşturduğu, içerisinde bir zenginlik barındırmadığı için yoksulluğun normalleştiği, yerine Olimpiyat Stadyumu yapılması planlanan bölge...
Bir köpek olan kahramanımız Kral, bir moloz dağının üzerinden izlediği bölgeyi paltoya benzetiyor. Buna göre ona Kral ismini veren Vico ve sevgilisi Vica çifti sağ kolun manşetinde oturuyor, bölgeye ilk yerleşen Jack, yakada… Joachim sol kol manşetinde oturuyor, Melek sağ koltukaltında, Danny sol cepte…
Palto onların kışın donup ölmesini engelliyor, yaz sıcağında soyunup yıkandıklarında gizliyor… Jack ilk yerleşen olarak paltonun kural koyucusudur. Kimse ondan izinsiz yerleşemez, herkes ona araziyi kullanma kirası verir. Kimi birayla, kimi tüple, haftada iki kez yemekle…
Vico ile Vica turp satmaya çalışarak, çöplerden edindikleriyle, benzinlik tuvaletinden sular taşıyarak hayatta kalmaya çalışırlar. Vico eski bir fabrikatördür, Vica konservatuar öğrencisi… Hepsini paltonun altında buluşturan ise yoksulluk... Yazar, Latife Tekin'in yoksulluk anlatımlarını selamlarcasına kitabın sonundaki teşekkür kısmında Latife'yi ekliyor.
Detaylı betimlemelere girilmeyen kitapta sosyal