Kenan Şahbaz

Kenan Şahbaz
@kenansahbaz
Öğretmen
Üniversite
Ankara
Ankara
15 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2020 57. kitabı
Evsizlerin, sistem dışına itilmişlerin, kimliği yok sayılanların hikayeleri edebiyatın ana konularından biri olagelmiştir. Bunların önemli bir bölümü edebiyata ciddi katkı sağlayan klasikleşmiş eserlerdir. John Berger, anlatımıyla aynı sahneyi gören bir başka görüş açısına geçiriyor okuru. Karton kutuların, konteynerlerin, eski yıkıntılardan çıkan iş görür her malzemenin sığınılacak bir yuva haline geldiği, uzun mesafelerden suların taşındığı, mülkiyet sayılabilecek hemen hemen hiçbir varlığın olmadığı, Kral'ın deyimiyle Saint Valéry paltosunun hikayesi…. Otoyol kenarında, şehir merkezinden on iki, denizden dört kilometre uzakta, yerleşiklerinin kendiliğinden oluşturduğu, içerisinde bir zenginlik barındırmadığı için yoksulluğun normalleştiği, yerine Olimpiyat Stadyumu yapılması planlanan bölge... Bir köpek olan kahramanımız Kral, bir moloz dağının üzerinden izlediği bölgeyi paltoya benzetiyor. Buna göre ona Kral ismini veren Vico ve sevgilisi Vica çifti sağ kolun manşetinde oturuyor, bölgeye ilk yerleşen Jack, yakada… Joachim sol kol manşetinde oturuyor, Melek sağ koltukaltında, Danny sol cepte… Palto onların kışın donup ölmesini engelliyor, yaz sıcağında soyunup yıkandıklarında gizliyor… Jack ilk yerleşen olarak paltonun kural koyucusudur. Kimse ondan izinsiz yerleşemez, herkes ona araziyi kullanma kirası verir. Kimi birayla, kimi tüple, haftada iki kez yemekle… Vico ile Vica turp satmaya çalışarak, çöplerden edindikleriyle, benzinlik tuvaletinden sular taşıyarak hayatta kalmaya çalışırlar. Vico eski bir fabrikatördür, Vica konservatuar öğrencisi… Hepsini paltonun altında buluşturan ise yoksulluk... Yazar, Latife Tekin'in yoksulluk anlatımlarını selamlarcasına kitabın sonundaki teşekkür kısmında Latife'yi ekliyor. Detaylı betimlemelere girilmeyen kitapta sosyal
Edebiyat
KralJohn Berger · Metis Yayınları · 2009148 okunma
Reklam
Fransız Teğmenin Kadını – John Fowles
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2020 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 10:56
1969 yılında yazılan ve dilimize otuz yıl sonra çevrilen Fransız Teğmenin Kadını, Viktorya çağı aşk romanlarından. John Fowles’ın kurgusal özellikleri, dönemi yansıtan detaycılığının dışında zaman zaman günümüz roman tekniğinde görmediğimiz biçimiyle müdahalelerle anlatılmış müthiş bir aşk romanı... Her insan ilişkisinin, duygunun, davranışın ve davranış kalıplarının detaylı biçimde irdelendiği roman bu anlamda sadece bir aşk romanı değil aynı zamanda alt metin özellikleriyle baktığımızda çığır açan bir klasik olarak değerlendirilmeli. Fowles’in zaman zaman hikâye içerisinde yazar olarak ortaya çıkıp açıklayıcı metin tekniklerini kullanması, bunu yaparken gizliliğe dayanmayıp açıkça vurgulaması çok rastladığımız bir romancı özelliği değil. Bazen o kadar ileri gidiyor ki karakterlerin kendi çizdiği çizginin dışına çıktığını belirtmeden edemiyor. Bu denediği yöntemle hem kurguyu kem yazar anlatıcı olarak kendini okura kabul ettirmeyi başarıyor. Didaktik ögeler devreye girdiğinde okurun kurgu metne olan bağlılığı riske girse de Fowles bunu ustalıkla değerlendirerek her açıdan okur bağlantısını sağlam tutmayı beceriyor. Kitabın bir bölümünde hızlı bir sonlandırmaya girişip hemen ardından aslından gerçekleşecek durumun farklı olduğunu belirterek hikâyeyi başka bir finale doğru sürmesi yazarın metinle olan gelgitli ilişkisini ortaya seren çarpıcı bir örnek. Okurdan önce yazar metne ve yarattığı karakterlere çok inanmış ve içinde yaşamış hissi veren bir bağlantıya sahip. Zamanda gidiş gelişleriyle bazen romanın yazıldığı çağla bazen daha geçmişle kıyaslamalar yapıyor. Bu kıyaslamalarda kullanılan simgeler de hikâyenin geçtiği 1867-1870 arası dönemin özelliklerini verir nitelikte. Genel dindar eğilime sahip bireylerin ağırlıkta olduğu, rahiplerin toplum üzerinde etkisinin
Edebiyat
Fransız Teğmenin KadınıJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20203,031 okunma
10/10
·219 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mart 2020 09:34
Gülkız, Gülfidan, Gülendam, Güller, Gülay, Ağcagül... Anadolu'nun gülmeyen, gün görmemiş "Gül"lerinin romanı... Muhteşem bir anlatım, yer yer yüzünüzü güldürecek, daha çok kaşlarımızı çatarak okuyacağınız, Adnan Gerger'in de tespit ettiği gibi sosyal gerçekliğimizin romanı. Baskısından önce okuma fırsatı bulmuştum. Baskı sonrasında tekrar ve büyük bir keyifle okudum. Çağdaş edebiyatımızın eksik kalan yanlarından birini tamamlıyor Sadık Güvenç. Köyü, köy yaşamını anlatan edebiyat... Günümüzde sıklıkla gördüğümüz, raflardan belleklerimize empoze edilen, bireyselleşmeden kök alarak gittikçe bizi saran edebiyat anlayışının dışında yükselen, duru, özümsenmiş bir dil ve kültürle dolu "Gül Kurudu" romanının edebiyatımız açısından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
Gül KuruduSadık Güvenç · Klaros Yayınları · 20197 okunma