araf yirmiüç

araf yirmiüç
@kendiicinde
63 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Ey Ebu'l-Beşer, ey uzun ömürlü Peygamber! Dünyayı nasıl buldun?
Rivayete göre vefâtı yaklaştığı sırada Hazret-i Nuh عليه سلامa: --Ey Ebu'l-Beşer, ey uzun ömürlü Peygamber! Dünyayı nasıl buldun? diye soruldu. Nuh عليه سلام -"Onu iki kapılı bir ev gibi buldum. Bir kapısından girdim, diğer kapısından çıktım." cevabını verdi. (Ibn-i Esir, el-Kamil, 1, 73)
Sayfa 199
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yavrum, kalbinde zerre miktarı bile olsa şirk varken kabre girme!
Nuh عليه سلامn peygamberliği 950 sene sürmüş ve Allah'ın bu yüce peygamberi, uzun bir ömürden sonra her fânî gibi ruhunu Rabbine teslim etmiştir. Vefâti esnasında yanında bulunan evlatlarına Yüce Allah'a ibadete devam etmelerini emretti. Sonra oğlu Sâm'a: "Yavrum, kalbinde zerre miktarı bile olsa şirk varken kabre girme! Çünkü Allah Teala'nın huzuruna müşrik olarak gelen kimse için hiçbir mazeret yoktur. Yavrum, kalbinde zerre miktarı kibir olduğu hâlde kabre girme! Çünkü Kibriya, Yüce Allah'in ridâsıdır. Ridásı hakkında münâzaa eden, yani Cenab- Hakk'a mahsus bir sıfatı kendisine layık göre kimseye Allah Teâlâ gazap eder. Yavrum, kalbinde zerre miktarı yeis (rahmetten ümit kesme) bulunduğu halde kabre girme! Çünkü dalâlete düşmüş olan kimselerde başkası Allah'in rahmetinden ümit kesmez. Yavrum, sana kelime-i tevhidini emrediyorum. Çünkü yedi kat göklerle yedi kat yer, terazinin bir kefesine, kelime-i tevhid diğer kefesine konsa, bu ondan daha ağır gelir." (İbn Hanbel Müsned, 11, 170; ez-Zühd, s. 51; Heysemi, IV, 219)
Sayfa 199
Seriyyü's-Sakati buyurur: "Bir kimse bir nimete kavuşur, fakat şükrünü ifa etmez ise, o nimet elinden alınır!" Nitekim Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede buyurur: "...Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım. Ve eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir!" (Ibrahim, 7)
Sayfa 198
"İki haslet vardır ki, bunlar her kimde bulunursa Allah onu şükredici ve sabredici olarak yazar. Bu iki haslet kendisinde bulunmayan kimseyi ise şükredici ve sabredici olarak yazmaz: Her kim dini hususlarda kendinden üstün olana bakıp ona uyar ve dünyevi konularda ise kendinden aşağı olana bakıp, Allah'ın verdigi nimetlere hamd ederse, işte böyle olan kimseyi Allah, şükredici ve sabredici olarak yazar. Dini hususlarda kendinden aşağıda olana bakan, dünyevi konularda ise kendinden üstün olana bakıp elde edemediklerine üzülen kimseyi de Allah şükredici ve sabredici olarak yazmaz." (Tirmizi, Kıyamet, 58)
Sayfa 197
İbn-i Abbas Hazretleri'nden mervîdir: "Rasûlullah Mekke'den Medine'ye hicretlerinde yahudilerin oruç tuttuklarını görmüşlerdi. Sebebini sorduklarında yahudiler: --Bugün hayırlı, faydalı ve büyük bir gündür. Allah, bu günde Musa ve kavmi Beni İsrail'i düşmanlarından kurtarıp Firavun ve avanesini denizde boğdu. Musa, Allah'a şükran olarak bu gün oruç tuttu; biz de tutuyoruz. dediler. Bunun üzerine Efendimiz Hazretleri: -Biz Musa'ya ittiba hususunda sizden daha yakın ve layıkız. Zira, hak dinin esaslarında ayrılığımız yoktur ve ona da, getirdiklerine de inanıyoruz.» buyurdular. Sonra da, başta kendileri olmak üzere mü'minlerle beraber Aşura gününü oruçlu geçirdiler." (Buhari, Sam, Enbiya, 22; Müslim, Siyam, 127/1130) Bir başka hadis-i şerifte de, yahudilere benzememek için bu orucun, Muharrem'in ya dokuz ve onuncu günü, ya da on ve onbirinci günü olmak üzere en az iki gün olarak tutulması emredilmiştir. Bu hadis-i şerif muktezasınca, ibadette dahi gayr-i müslimlere muhalefet et mek gerekmektedir.
Sayfa 195