Tefsîr-i Kurtubî'de Hazret-i Hüseyin'dan rivâyet edilen hadîs-i şerîfte buyrulur ki:
"Ümmetim gemiye bindiklerinde, besmele çekerek;
بِسْمِ اللهِ مَجْرِيهَا وَمُرْسَيهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَحِيمٌ
"...Onun yürümesi ve durması Allah'ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder." (Hûd, 41) âyeti ile beraber,
وَمَا قَدَرُوا اللهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيمَةِ وَالسَّمَوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
“Onlar, Allâh'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler, O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir." (ez-Zümer, 67) âyetini okurlarsa, boğulmaktan emin olurlar."
(Kurtubi, IX, 37)
Rasûlullah ﷺ , yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç kere tekbir getirir ve:
سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ (۱۳)
وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ ﴿١٤﴾
"...Bunu bizim hizmetimize veren Allâh'ı tesbîh ve takdîs ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz." (ez-Zuhruf, 13-14) âyetlerini okur, sonra da şöyle duâ ederdi:
اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَلُكَ فِي سَفَرنَا هَذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوَى وَمِنَ الْعَمَلِ مَا تَرْضَى. اللَّهُمَّ هَوَنْ عَلَيْنَا سَفَرَنَا هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ وَالْخَلِيفَةُ فِي الْأَهْلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ وَكَابَةِ الْمَنْظَرِ وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ فِي الْمَالِ وَالْأَهْلِ
"Ey Allahım! Biz, bu yolculuğumuzda Sen'den iyilik ve takva, bir de bizi râzı olacağın amellere muvaffak kılmanı dileriz. Ey Allah'ım! Bu yolculuğumuzu kolay kıl ve uzağını yakın et! Ey Allah'ım! Seferde yardımcım, geride kalan çoluk çocuğumun