Kariyerlerinde zirveyi yaşayan ikiz kardeşler Alex& Oliver’ın hayatı bir gecede mahvoluyor. Korkunç bir kazayla kardeşi Alex’i kaybeden Oliver için hayat dayanılmaz bir hal alıyor ve o da çareyi herkesten ve her şeyden kaçıp alkole sığınmakta bulduğunu sanıyor.
Diğer yanda ise bekar bir anne olan ve her şeyle tek başına mücadele etmek zorunda kalsa da kızı Reese için her şeyi göze alan Emery var. Aşçı olmak isterken yaşamak zorunda kaldığı şeyler yüzünden okulu bırakıyor ve tüm hayatını kızına adıyor. Zaten çok zor şeyler yaşamışken bir de işini kaybediyor ve gündüzleri iş aramakla geçirirken geceleri de bir barda çalışıyor. Çok zor bir zaman geçirirken hayranı olduğu Oliver’ı barda görmek ve sonrasında yaşanacaklar onun için tamamen bir sürpriz oluyor. Bardaki olay yüzünden işten kovulduğunu öğrenen Oliver ise ona bir iş teklifiyle gidiyor ve Emery, Oliver’ın kişisel aşçısı olarak işe başlıyor ve hikayemiz böylece başlamış oluyor.
Oliver ve Emery’i o kadar sevdim ki. Yaralı çocuklarım ikisi de çok zor şeyler yaşamış ve gerçek anlamda mahvolmuş durumdaydılar. Birbirlerini buldukları, yaralarını birlikte sardıkları için çok mutluyum. İkisi de berbat halde olsa da birbirlerine destek vermekten hiç çekinmemeleri o kadar anlamlı ve güzeldi ki.
Oliver ve Emery’nin ilişkileri o kadar güzel başladı ve o kadar güzel ilerledi ki, daha iyisi olamazdı bence. Çok güzel bir aşkın doğuşunu okuduk evet ama bu kitapta asıl olay, iki yaralı kalbin birbirine destek olma, birlikte iyileşme süreciydi. Bence aralarındaki her şey olması gerektiği gibi, yavaş yavaş fakat çok sağlam bir temelle ilerledi.
Yazarı zaten inanılmaz seviyorum, bu kitabında da beni yanıltmadığı için çok mutluyum. Yine baştan sona kalbime dokunan bir kitap oldu. Kesinlikle başından sonuna bayılmış olsam da, görmek
Karışık KasetBrittainy C. Cherry · Martı Yayınları · 20241,025 okunma
Ağağağağ
Acilen ikinci kitaba ihtiyacım var! Öyle bir noktaya geldik ki devamında neler olacak meraktan çıldırıyorum şu an!
Oniks Krallığı’nın sefaleti dışında hiçbir şeyi olmayan Kehribar Krallığı’na neden savaş açtığını kimse çözemese de Evendell halkı direnmek için de ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Annesinin hastalığına bir türlü çözüm bulamasa ve tam anlamıyla gücünü çözemese de çok iyi bir şifacı olan Arwen’de kasabada ihtiyacı olan herkesi iyileştirmeye çalışıyor. Bu sırada uzun süredir haber alamadıkları kardeşi Ryder ve bir gün nişanlanacağı Halden’ın öldüğünü düşünüyor. Fakat bir gün Ryder çıkageliyor ve beraberinde epey bir sorun getiriyor. Ryder’ı hayatı karşılığında da Oniks Krallığı’na şifacı olarak esir düşüyor. Hücreye atıldığı gece de yan hücresinde sinir bozucu ve ilgi çekici bir mahkumla tanışıyor ve olaylar böylece şekilleniyor.
Kitabı gördüğüm, konusunu okuduğum andan beri inanılmaz merak ediyordum ve okumaya başladığım gibi de olaylara kapıldım gittim. Kısa bölümleri okumayı epey heyecanlandırıp kolaylaştırıyordu zaten ama öyle olmasaydı da elimden bırakamazdım diye düşünüyorum Benim için karakterlere, evrene uyum sağlamak, kitabın anlatımı, olaylara dahil olmuş gibi hissetmek kitabı sevmemde inanılmaz derecede önemli oluyor ve Oniksin Şafağı istediğim her şeyi fazlasıyla verdi.
Arwen & Kane’i de çok sevdim gerçekten. Ara ara kızdığım anlar da oldu onlara ama sevgimin yanında ufacık kalıyor bunlar. Aralarındaki ilişkinin başlangıcı da gelişimi de çok güzeldi. Aralarındaki çekimi hissetmemek mümkün değildi bence tam mutlu oluyoruz derken ortalık karıştı ve dolayısıyla ilişkileri büyük bir darbe aldı ama devamında bir şekilde toparlayacağız diye umuyorum, şu olaylar bir bitsin
Artık sırlar ortaya döküldü, kurguda epey önemli bir yere geldik ve
Oniksin ŞafağıKate Golden · Martı Yayınları · 2024126 okunma
Bundan daha iyisini nasıl isteyebilirdim? Kendimin ve ailemin güvenliğinden fazlasını istemeye hakkım var mıydı?
Ancak istiyordum.
Onu istiyordum. Tamamıyla. Her zaman. Tercihen sonsuza kadar. Ona olan duygularımın gerçekliği, benliğime bir tsunami dalgası gibi çarparken neredeyse nefesim kesiliyordu.
“Kendimi korumaya çalışıyorum, o kadar. Tehlikeli olabilirsin.”
“Doğru,” dedi düşünceli bir şekilde. “Olabilirim. Bunu söylemem herhangi bir anlam ifade eder mi bilmiyorum ama sen tehlikeli olsaydın umurumda olmazdı.”
Şüpheci bir şekilde tek kaşım kaldırıp kürke daha sıkı sarıldım. “Ne demek istiyorsun?”
Çarpık bir şekilde gülümseyip omuzlarını silkti. “Çok çekicisin. Şansımı denerdim. Ve eğer beni öldürseydin...” derken biraz öne doğru eğildi. “Senin ellerinde ölmek güzel olurdu.”