"Ama böyle çocukça isteklerin ağırbaşlı insanlara gülünç görünmesinden korkuyor, bundan ötürü heyecanını belli etmemeye çalışıyordu. Hoş, pek de başaramı-yordu ya... Mutluluğunu nasıl gizleyebilirdi ki!.."
"Şimdi anlıyordu karayla denizin arasındaki büyük ayırımı. Karadayken kara düşünülmez, ama denizdeyken denizi unutamazsınız; aklınızda başka şey varken gene onu düşünürsünüz. Bu buluş çocuğun rahatını kaçırdı. Denizin hep kendini düşündürtmesinde çözülemeyen, etkisinden sıyrılanamayan, insanı ezen bir giz saklıydı..."
"Felaketin neden ileri geldiğini bulup çıkarmak şimdi öyle zor ki! Her şey birbirine karıştı, arap saçına döndü. Gene de ben bazı gerçekleri anladım, ama iş işten geçtikten sonra ne işe yarar..."
"Güneş'in Evren'i aydınlatışından önce var olan sonsuz karanlığa karşı, dayanıksız bir sandalda kendi başlarına bırakılmış dört kişi... Okyanusun ortasında susuz, yiyeceksiz, yol gösterici yıldızları bile bulunmayan dört kader ortağı...