7/10
·59 syf.··
2026 6. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:03
Bu yazarı ilk defa okuyorum. Kitaplarını sürekli erteleyip durdum ama sonunda bir yerden başlayabildim :)Gelelim hikayenin incelemesine… Hikaye çok basit: Bir adam kraldan bilinmeyen bir adayı bulmak için tekne istiyor, herkes "Her yer keşfedildi, deli misin?" dese de adam inadından vazgeçmiyor. Aslında kitap bize o adanın insanın kendi hayalleri ve kendisi olduğunu anlatıyor. Kitapta geçen, "Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir" sözü zaten her şeyi özetliyor. Saramago'nun noktalama işareti kullanmayan değişik bir tarzı var ama bir solukta okunuyor. Bir iki saatte biten ama insanı kendi hayatı üzerine düşündüren çok tatlı bir hikaye, kesinlikle tavsiye ederim!
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202127bin okunma
Havva’nın Üç Kızı benmişim mesela ?
Puan vermedi·424 syf.··
2026 21. kitabı
Kitabın bana verdiği his :Arada kalmışlık. İnançla şüphe, geçmişle gelecek ya da ait olmakla kendin kalabilmek arasında sıkışıp kalmayı o kadar iyi yakalamış ki... İnsan hep net olmak, bir tarafa sığınmak istiyor ama hayat öyle keskin çizgilerden ibaret değil. Bazen gri olmak, kararsız kalmak ve çelişmek de insan olmanın bir parçası. Hani Mevlana'nın kitaba da ilham olan o şahane sözü var ya; "Her zahmete kızar kinlenirsen, cilalanmadan nasıl parlayacak aynan?” tam da buradan başlamak lazım dedirtti bana . Elif Şafak Havva'nın Üç Kızı
Havva'nın Üç KızıElif Şafak · Doğan Kitap · 201619,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·186 syf.··
2026 123. kitabı
Bugün sizlere özel bir kitapla geldim. Bazen bir kitap, daha ilk sayfalarından itibaren bildiğiniz tüm kalıpları yıkacağını fısıldar. Ömer Faruk UZUNYOL ’un kaleme aldığı “Statik Algılar Dinamik Hayatlar”, tam olarak böyle bir zihinsel dönüşümle başlıyor. Yazar, Cerebral Palsy ile olan yaşam yolculuğunu bir eksiklik ya da “arıza” olarak değil; beyindeki işlemcinin mekanik uzuvlara komut iletirken yaşadığı bir frekans karışıklığı, yani sisteme ait özgün bir tasarım olarak tanımlıyor. Kendi yaşam mücadelesini ve Makine Yüksek Mühendisi olma yolunu anlatırken bilişim, yazılım ve mühendislik terminolojisini öyle derin edebi metaforlara dönüştürüyor ki, ortaya tamamen kendine has, büyüleyici bir dil çıkıyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri de her bölümün başında yer alan, adeta birer modern yaşam manifestosu niteliğindeki derin sözler. “Her düşüş, bir arıza değil, sistemin kendini yeniden kalibre etmesiydi” cümlesiyle başlayan yolculuk, hayattaki sarsıntıların bizi yok etmek için değil, ayarlarımızı yenilemek için var olduğunu hatırlatıyor. Gri koridorların arasında kaybolurken karşımıza çıkan “Uyum, başkalarına benzemek değil, kendin olarak kalabilmektir” felsefesi bireyin özgünlüğüne saygı duruşunda bulunurken; küresel krizlerin gölgesindeki “Fiziksel alan daraldıkça, düşünce alanı genişler” mottosu zihnin sınır tanımazlığını gözler önüne seriyor. Emekle, sabırla ve disiplinle inşa edilen bu yolculuğun finali ise hepimiz için sarsıcı bir yüzleşmeyle bitiyor: “Hata vermeyen sistem yoktur; çökmeyen sistem vardır.” Hayatın sürekli yeni değişkenler üreten dinamik bir yapı olduğunu ve önemli olanın hiç düşmemek değil, her sarsıntıdan sonra sistemi yeniden ayağa kaldıracak iradeyi koruyabilmek olduğunu anlıyoruz. Son sayfada da vurgulandığı gibi, şartlar değiştiğinde
Statik Algılar Dinamik HayatlarÖmer Faruk Uzunyol · İkinci Adam Yayınları · 20261 okunma
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020411 okunma
8/10
·36 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Bütün renkler çok güzeldir. Mesela beyaz bir renk değil siya da bir renk değil ama gri bir renk. Aslında onların bir önemi yok. Renk olmasa bile .. . Renk olsa bile. .. önemli olan özgün olmak yani kendine benzemek, kendin olmak. Başka birisine benzemeye gerek yok.
Kutup Ayısı Olmak İsteyen Boz AyıJean Leroy · Martı Yayınları · 201736 okunma