para ve güç elindeyken halka acımasız davranan aristokratların, gücün halkın eline geçmesiyle nasıl çaresiz duruma düştüğünü, birikmiş kin ve öfke karşısında, hiçbir insani ve vicdani ayrım gözetmeksizin cezalandırılışı unutulmayacak bir şekilde anlatılmış.
diğer taraftan lucia'ye ('ya da olabilir) aşık birbirine fiziksel olarak çok benzeyen ama karaketer olarak bambaşka olan carton ile darnay'ın manettelerin hayatına girişleri ve erdemsiz, sorumsuz zevk düşkünü carton'ın sevdiği kadının mutluluğu için yaptığı büyük fedakarlığa şahit oluyoruz. bu kararıyla sevdiği kadının hayatında asla unutulmayacak bir yer edineceğine dair ümitlerini içeren cümleler okuduğumu da hatırlıyorum.
kitapta insana dair bir çok duygu aşk, sevgi, öfke, kin, bağışlama,fadakarlık, sadakat,....vb muhteşem bir kurguyla anlatılmış.
beni çok etkileyen ve birkaç kez okuduğum, madamam defarge'nin yol işçisiyle olan diyaloğunu kendim için bırakıyorum:
yol işçisinin kendisinin açlığına, fakirliğine ve tüm değersizliğine rağmen, aristokların haftalık şatafatlı geçiş töreni sırasında alkışlarla ve gözyaşlarıyla yaptığı abartılı çoşkulu davranışlar sonrası madam defarge'nin "bravo, sen iyi bir adamsın! sen bizim aradığımız adamsın, senin gibiler sayesinde, bu aptallar bu ihtişamın sonsuza kadar süreceğini sanıyorlar. sonra iyice küstahlaşıyor ve giderek sona daha da yaklaşıyorlar."
kısacası çok sevdiğim klasiklerden birisidir kendisi.