İnci Aral, karakterlerin iç dünyasını son derece incelikli işler. Okur, onların yalnızlıklarını, pişmanlıklarını ve umutlarını adeta hisseder. Roman boyunca insanın geçmişiyle hesaplaşması, kaybettiklerinin ardından duyduğu özlem ve sevmenin bedeli ön plana çıkar. Bu nedenle eser, duygularını saklamayan ve okurunu da duygusal olarak içine çeken bir anlatı sunar. Romanın merkezinde yalnızca bir aşk hikâyesi yoktur; daha çok aşkın insanın içinde bıraktığı izler vardır. Karakterler birbirlerini severken aynı zamanda kendi eksiklikleriyle de mücadele ederler. Bu yüzden romandaki romantizm, pembe ve kusursuz bir mutluluk değil; özlem, bekleyiş ve kavuşamamanın hüznüyle yoğrulmuş bir romantizmdir. Aşk burada bir sığınak olduğu kadar bir yaradır da. Yazarın dili şiirsel ve zariftir. Betimlemeler, karakterlerin ruh hâllerini yansıtacak şekilde kullanılır. Romanda olaylardan çok duygular ve iç çözümlemeler öne çıkar. Yazar, sıradan görünen anların içine büyük anlamlar yerleştirir. Bu yönüyle eser, hızlı akan bir olay örgüsünden ziyade insan ruhunun derinliklerinde dolaşan edebi bir yolculuk gibidir. İnci Aral, romantizmi hüznün, hüznü ise insan olmanın doğal bir parçası olarak işler. Roman bittiğinde geriye büyük olaylardan çok, kalpte yankılanan duygular kalır. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...