Aklıma hizmetçimiz geldi. İkide bir yüzü gözü morarmış gelir, ne oldu diye sorarız, hiç utanmadan, hatta gülerek, "Bizimki palattı bir tane " der.
Patlatıyorlar, vuruyorlar, kırıyorlar. Ve hiçbirimiz hiçbir şey yapamıyoruz.
"Seni neredeyse hiç gülerken görmedim." Beni dinlemiyordu, sesi yumuşacıktı. Tane tane açıklıyordu. "İlk defa içeride dertsiz, tasasız gülüyordun. Sonra göz göze geldik, ne düşündüysen asıldı suratın. Senin suratın benim yüzümden mi asıldı, Liva?"
Sözleri beş parmaklık bir tokattı ve benim yanağımda izi kalmıştı.
Pars'ın bu soruyu gözlerime bakarak sormasından daha ağır olanı ise, cevabın evet olmasıydı kuşkusuz.