Biraz olsun kızabilmek isterdi, ama buna bile gücü yoktu. Fazlasıyla hissizleşmişti. Kanı, öfkenin yarattığı gelgitin süratli akışıyla harekete geçmeyecek ölçüde buz kesmişti.
“Bitirdim ben…
Koydum lavtamı kenara.
Mor üçgüller arasında
Gölgeler asılı durdukça
Şakımak da sona erdi, şarkılar da.
Bitirdim ben…
Koydum lavtamı kenara.
Eskiden bülbüller gibi erken,
Çiy düşmüş çalılarda öterken,
Kestim artık sesimi.
Yorgun bir ketenkuşuyum şimdi.
Dudağımdaki ezgiler bitti,
Öttüğüm zamanlar geçip gitti.
Bitirdim ben.
Koydum lavtamı kenara.”
Sen farklısın. Sağlıklısın ve yaşamak için çok nedenin var. Ne yapıp edip seni hayata kelepçeyle bağlamak lazım. Benim neden sosyalist olduğumu mu merak ediyorsun? Söyleyeyim o zaman. Sosyalizm kaçınılmaz da ondan; şu andaki çürümüş mantıksız düzen sonsuza dek süremez de o yüzden; senin at sırtındaki adamının günü geçti de o sebepten. Köleler senin adamına tahammül etmeyecektir. Sayıları çok fazla ve senin binici bozuntusu daha atının sırtına atlayamadan onu çekip aşağı indireceklerdir. Kölelerden kaçamazsın; onların köle ahlakını içine sindirmek zorundasın. Kabul, pek matah bir şey değildir. Ama eli kulağında ve sen de onu hazmetmek zorundasın.