“Ölüler mezarlarında kalmalı. Neden bana ve içimdeki güzelliği onlar hükmetsin? Güzellik canlıdır ve ölümsüzdür. Diller gelir geçer. Onlar ölülerin tozudur.”
müzik ise arasından aktığı o teller hatıralar ve hayaller titreştiren bir seldi. Sadece hissetmek değildi bu. Bir biçime, renge ve ışınıma bürünmüş olan duyuları, hayal gücünün hayale cüret ettiği her şey yüce ve sihirli bir yoldan somutlaştırıyordu. Geçmiş, bugün ve gelecek birbirine girmişti ve genç, bu engin, bu ılık dünyada bir o yana bir bu yana salınarak, kız uğruna maceralara ve asil işlere girişiyordu…hayır, kızla beraber, onu kazanmış olarak, kolu ona sarılmış vaziyette, zihninin hakimiydi bölgesi içindeki her yere onu da taşıyarak yapıyordu her şeyi.
Yine insanların birbirlerine zehir edecekleri güzel bir gün! Birbirlerine zehir etmedikleri hiçbir şey yok zaten; sağlık itibar, sevinç,dinleme! Bunun sebebi çoğunlukla ahmaklık, düşüncesizlik ve sıkıntı, ama onları dinleseniz, çok iyi niyetliler. Bu kadar çılgınca ruhlarını öfkeye kaptırmasınlar diye neredeyse onlara yalvaracağım geliyor.