Aslı

"Biz hain düşmanlara karşı ayaklandık. Bunları evvelâ Menderes'ten bu tarafa geçirmemeye, sonra vilâyetten temizleyemeye karar verdik. Allah'ın büyüklüğüne güvenen namuslu ve mert kardeşler, silâhlarıyla birer birer gelip bize el uzatıyorlar. Yarın Yunanlıların pis ve murdar ayaklar altında inleye inleye ölmektense, bugün ya mertçesine ölmeyi, ya şerefle, namusla yaşamaya azmettik."
Reklam
Yunan işgalleri ve hattâ İstiklâl Harbi'nin ilk safhalarında, sonradan bu mücadeleye katılan en önemli şahsiyetler arasında bile, direnişin yersiz olduğu, neticesiz kalacağı, hattâ zararlı olduğu, bu millî mukavemeti alevlendirenlerin padişah hainleri, maceracı sergerdeler olduğu yolunda görüş, iddia ve kanaatlerin açıkça söylendiği, yayıldığı, hattâ resmen yayınlandığı ise malumdur. Bunları da yadırgamamak mümkündür. Çünkü herkes Mustafa Kemâl olamaz.
"Bir ömür daha lâzım vefatımızdan sonra Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik."
Mustafa Kemâl'in Anadolu'ya gönderilişinde, son padişah Vahdettin'in gizli hesapları olduğu, onu kendisinin seçtiği, yetkilendirdiği, onu desteklediği, ona büyük paralar tahsis ettiği, hülâsa Vahdettin'in neredeyse millî hareketin öncüsü olduğu gibi yazılar, iddialar, son zamanlarda belli kaynaklardan ortaya sürülmektedir. Bunların gerçekle bir zerre ilgisi yoktur. Bunları doğrulayacak tek belge, hatta işaret mevcut değildir. Bütün bu akıl ve gerçek dışı çabalar, son yılların, Mustafa Kemal'i inkâr etmek yolundaki gayretlerinin çeşitli şekillerinden biridir. Hepsi de onun büyüklüğü ve hizmetleri karşısında, aşağılık duygusundan gelen, geriye dönüş çabalarının ve teşkilâtlı irtica gayretlerinin yüze vurmasından başka bir şey değildir.