Puan vermedi·344 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:48
Ah, Sybil. Canım Sybil. Ben Sybil'ı çok sevdim, o kadar gerçek bir karakter ki... Zor bir kadın belli, biraz kibirli ama yumuşak kalpli de. Yeri geldiğinde komik ama bir yandan çok da kırılgan. Zaman zaman insanları kendinden uzaklaştırıyor; bazen en yakınlarına en uzak, yabancılara ise sevecen. Ve bence bu çok insani, o yüzden bu kadar gerçek ve yaşadığını hissettiğim bir karakter, böyle biri bu evrende bir yerlerde kesin var bence. Kendimle bazı benzerlikler gördüğümü de itiraf etmeliyim. Bir defa yazmayı seviyor, yazıyla düşünen ve yaşayan biri, ben de zaman zaman kendime mektuplar yazıyorum :) İster yüzleşme ister iyileşme aracı olsun kendine mektup yazmak güzeldir bana göre. Dışarıdan öyle bağımsız ve güçlü görünürken aslında içinde çok hassas bir yan taşıması. İnsanlarla derinlikli bağlar kurmak istemesi, yüzeyselliği onu tatmin etmemesi. Yalnızlığını sevmesi ama bir yandan yakınlık da istemesi, duvarlarını belki kolay indirememesi. Hepsi hepsi çok tanıdık. Huysuz ve tatlı kadın Sybil'ı ben çok sevdim, kendisi sanki hep aklımın bir köşesinde kalacak.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026148 okunma
Puan vermedi
Bu kitap ve bu tür kitaplarda Yer almakta olan zihniyeti Dünyaya egemen kılmak için Uğraş vermekte olan kimselerin amacı, Bireyleri daha fazla bencil / bireysel Ve kibirli yapmaktır. Bu 3'ü birbirinin aynı gibi görünse de Esasında her adımda birbirini tetikleyen Ve bir bakıma her aşamada Medeniyeti çökertmek adına Dünyaya servis edilen Ve geniş kitlelerce de kabul görmüş olup İşlerin biraz daha kontrolden çıkmasına Olanak sağlamakta olan Birbirinden ayrı 3 farklı basamaktır. Ve bu 3'ü bir araya gelince Medeniyet çökmeye başlıyor. Bencil bir kimse, sadece kendini düşünür. Bireysel olan, sadece ve sadece Kendi çıkarlarını gözetir ve kibirli olan ise Ben, Ben ve Sadece ben dediğinden, İstediğini yapmayı kendine hak görmektedir. Bunlar da medeniyeti çökertmek için Zaten yeterlidir... Yasa 2 : Dostlarınıza güvenmeyin,
1000Kitap
İktidar - Güç Sahibi Olmanın 48 YasasıRobert Greene · Altın Kitaplar · 20233,635 okunma
Reklam
Puan vermedi
Bu öykünün en güçlü yanı, iyi niyetin bile kibirle birleştiğinde nasıl bir felakete dönüşebileceğini göstermesidir. Ivan İlyiç bir canavar değildir; asıl trajedi, kendini kandırmasında ve bunu fark edememesinde gizlidir.
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20206,6bin okunma
Puan vermedi
Kibirin trajedisi: "Ne kadar aşağıya inersen in, eğer hâlâ tepeden bakıyorsan, asla ulaşamazsın." (Halkla bir olma çabasındaki en büyük engel, kişinin kendi üstünlük duygusudur.)
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · MEB · 19466,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:25
Garip anlarını istiyorum ve beceriksiz ellerini. Kahkahalarını, aşkını, sonsuz ışığını istiyorum. Ben açgözlü bir adamım. Bencil biriyim. Hepsini istiyorum. İlklerinin ve sonsuzluğunun geri kalanıı istiyorum." . Emily McIntire'ın #neverafter serisinin 4. kitabı Yasaklı yorumumla geldim. Bu serisinin her biri bağımsız, karanlık romantik hikayelerden oluşan, parçalanmış peri masallarının yeniden yorumlanmış öyküleridir. Yasaklı ise Aladdin'den esinlenmiştir. Kahramanımız Yasmin, dünyanın en zengin adamlarından birinin kızı ve ünlü bir elmas firmasının sahibidir. Babası hastalandığında, Yasmin onun son günlerini en mutlu şekilde geçirmesini sağlamaya kararlıdır. Ta ki babasının onu kendi seçtiği bir adamla evlendirmek istediğini öğrenene kadar. Yasmin'in zaten bir erkek arkadaşı vardır. Evdeki hizmetçinin oğlu Aidan'la evlenmek istiyordur fakat babasının onu kabul etmeyeceğini bilmektedir. Julian Faraci, Ali'nin (Yasmin'in babası) sadık, hırslı sağ koludur ve şirketin kontrolünü ele geçirmeye kararlıdır. Başlangıçta Julian, acımasız, kibirli ve kötü biri olarak görünür. İstediğini elde etmek için hiçbir şeyden çekinmez. Yasmin ve Julian birbirlerinden nefret ederler. Yasmin onu soğuk ve kaba bulurken, Julian da onu şımarık bir kız olarak görür. Babası, Yasmin'e olası evlilik adayları olarak bazı erkekleri getirdiğinde, Yasmin ve Julian evlenmek konusunda anlaşırlar. Bu sayede Yasmin özgürlüğüne kavuşacak, Julian ise şirketi yönetecektir. Ancak Yasmin'in bilmediği şey, Julian'ın daha sonra onu öldürüp işi ele geçirmeyi planladığıdır. Birbirlerinden hoşlanmamalarına rağmen, yavaş yavaş işler değişti. Düşmandan aşka dönüşmesi biraz zaman alan, yavaş yavaş gelişen bir aşktı. Yasmin güzel ve bağımsız, Julian ise seksi, gergin ve büyüleyici. Yasaklı, heyecan verici ve
YasaklıEmily McIntire · Ren Kitap · 202619 okunma
Karların Altında Sıkışan Öfke ve Umut...
10/10
·176 syf.··
2026 230. kitabı
John Fante’nin Bahara Kadar Bekle Beni, Bandini (Wait Until Spring, Bandini) romanını okumak, benim için sadece bir göçmen ailesinin dramına tanıklık etmek değil; Colorado’nun o buz gibi dondurucu kışında, yoksulluğun, öfkenin, dinmeyen bir açlığın ve her şeye rağmen içten içe filizlenen o çocuksu umudun tam ortasında çıplak ayakla yürümek gibiydi. Fante, o sert, filtresiz ve adeta bir boksörün yumruğu kadar direkt olan kalemiyle beni öyle sarsıcı bir gerçekliğin içine çekti ki, sayfaları çevirirken soğuktan donan parmakların acısını ve o İtalyan göçmeni ailenin damarlarında akan o sıcak, deli kanı kendi içimde hissettim. ​Bu kitap benim gözümde, sadece bir büyüme hikâyesi ya da taşra kasabasındaki bir kış masalı değil; insanın o en ilkel, en çiğ ve en saf arzularıyla, aidiyet krizinin ve Amerikan rüyasının o acımasız çöplüğünün çarpışma panoraması. Kışın gelmesiyle işsiz kalan, gururu kırılan duvar ustası bir baba, onun dindarlığıyla deliliği arasında sıkışmış bir anne ve tüm bu enkazın ortasında dünyayı beyzbol sahalarından, günahlardan ve babasına duyduğu o karmaşık nefret-hayranlık ilişkisinden ibaret sanan küçük Arturo Bandini... Fante, bu karakterler üzerinden aslında hepimizin o çocukluk yaralarını, utançlarını ve o ilk büyüme sancılarını anlatıyor: Ne kadar üşürsen üşü, içindeki o bahar beklentisini asla söküp atamazsın. ​Yazarın o süssüz, dolambaçsız ve lirik bir öfkeyle beslenen üslubu beni en derin yerimden yakaladı. O, edebiyatın o steril, kibar ve mesafeli dilini tamamen reddediyor; sokaktaki o kavganın, evdeki o sessiz çaresizliğin ve karın altındaki o gizli utançların dilini konuşuyor. Arturo’nun o çocuksu kibirli iç seslerini, dinle ve günahla olan o komik ama bir o kadar da trajik didişmelerini anlatırken asla yukarıdan bir gözle bakmıyor; aksine,
Bahara Kadar Bekle, BandiniJohn Fante · Parantez Yayınları · 20031,202 okunma
Reklam
Reklam