Spoiler içerebilir ️
Karakterin hayatına son vermek istediği bir aralıkta , hayatına dair mümkün olabilecek bütün yaşamları keşfetmesini anlatan sürükleyici bir kitap Gece Yarısı Kütüphanesi
Çocukluğumdan itibaren hayatımda bir çok alanda bir çok şeye başlamış, bazılarını sürdürmüş bir noktaya taşımış, bazılarından sıkılmış, bazılarını yarım bırakmış biri olarak aslında devam etseydim ne olurdu sorusu benimde kafamda hep dönen bir bilinmezlik.
Çocukken başladığım iyi de olduğum ve bir kaç kuşak atlayıp maçlara çıkmaya hazırlandığım o kick boksu bırakmasaydım ?
Ya da lisede yazıldığım o İngilizce kursunu daha ciddiye alsaydım ve speaking clublara daha çok katılsaydım?
Üniversitede bol bol zamanım varken daha çok gezseydim ya da yurtdışına çıkmak için kendime daha çok güvenseydim?
Bunca sorunun ve bilinmezliğin içinde bu kitaba denk gelmek, boğulmak üzereyken gelen bir can simidi gibi dokundu hayatıma.
Evet tüm bu saydıklarımı ve daha nicelerini yapabilirdim. Her bir kararım beni ve yönümü başka yollara götürebilirdi. Daha mutlu, daha özgür veya daha başarılı olabilirdim ( başarınında tam olarak ne demek olduğunu bilmiyorum gerçi ) ama ben bu yolu seçtim.
Attığım her adım, verdiğim her karar, yaşadığım tüm anlar beni bu noktaya tam da bulunduğum yere getirdi. Ve belkide bir çok ihtimal olsa dahi olmam gereken, yaşamam gereken hayat tam olarak budur. Henüz 26 yaşındayım daha ne kadar yaşayacağım, bundan sonra neleri seçeceğim, hangi yönde ilerleyeceğim bilmiyorum.
Ama sanırım bildiğim tek bir şey var ki..
Hayat ihtimallerle dolu ve bazen kaybolmuş hissetsen dahi biliyorum ki evrenin bir bildiği var ve sen olman gereken yerde olman gereken kişi olarak geçiyorsun bu dünyadan.
O yüzden sadece yaşa. Hayatı, kendini, ve geçtiğin yolları yüzünde bir tebessüm ile anımsa..
It's good book to stat with when you are a beginner in salesmanship. A bit ages thought, but not too much. Only some analogies and examples of how to be proper. I recommend it to kick of your with it.
Öncelikle Hyunam-Dong Kitabevi'ni henüz okumadığımı belirtmek istiyorum. Bu yüzden bu kitap hem yazarın diliyle hem de kendisiyle tanışma kitabıydı benim için ve oldukça zevk aldım diyebilirim~
Evet eleştirel bakacak olursam anlatılanlarda farklı bir şey yok. Dahası birisinin "Öğlen şu yemeği yaptım" "Kick boks kursuna yazıldım ama vazgeçtim" tarzı oldukça gündelik yaşantısı da herkesin ilgiyle okuyabileceği bir şey değil. O yüzden ilerleyen zamanlarda "Yazarın hiçbir albenisi olmayan yazıları" şeklinde eleştiriler görürsem şaşırtıcı olmaz. Peki ben neyi çok sevdim? Şöyle ki, hep yirmili yaşlarımıza takılıyormuşuz gibi geliyor. Yani iş, okul, hayatını düzene koyma, hayallerini yaşama, aile evinden ayrılma vs bu yaşlarda yapılması gerekilen şeyler gibi. Bu yüzden bunlar olmadıkça daha da yük biniyor üstümüze. Bir de sosyalleşme sorunumuz varsa artık değişmez bir yola girmişiz gibi geliyor. Kitapta fark ettiğim ise "herkesin kendine ait doğru bir zamanı" olduğu gerçeğiydi.
İnsan hayalindeki yaşama 40larında ulaşıyor olabilir, 30larında hâlâ yaptığı işi veya yapması gerekeni sorgulayabilir, her gün motive olmayabilir, bir gün kendisini etrafa yük gibi hissediyorken başka bir zaman kendi düzenini insanlara kabul ettirebilir, yetişkin bir birey olduğu halde gittiği kursta/işte insanlarla samimiyet kurmamayı seçebilir ve bu illa yalnızlık anlamına gelmez... Yazarın yazdıklarını okurken farkına varlıklarım bunlardı ve açıkçası kendim şikayetçi olduğum şeyleri bir başkasında -üstelik bir yazarda- görmek iyi hissettirdi. Bir gün 40larıma gelebilirsem umarım "istediğim gibi bir hayat yaşıyorum" diyebilirim ben de ~
Sade Bir HayatHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025736 okunma
Prof. Dr. Metin ÖZATA'nın Hayat Kurtaran Vitamin ve Mineraller kitabını Bir Muay Thai ve Kick Boks Antrenörü ve Sporcusu olarak son derece yararlı buldum. Spor hayatımda kullanabileceğim çok önemli bilgiler edindim.
Hokus Pokus Abrakadabra!
İlk olarak uzun zamandır severek takip ettiğim yazarımızın ( Mustafa B. Bozkurt ) emeğine sağlık. Muazzam keyifli bir iş çıkarmış.
Kendisini sosyal medyadan takip edebilirsiniz naçizane benim tavsiyem olsun. Daha önce tavsiyesiyle okuduğum Yasak Kent Buhara kitabının incelemesinde de paylaşmıştım zaten.
Yazarın Fakirizm kitabı videosu : youtube.com/watch?v=-P-m_mO...youtube.com/@lexhistoriaeyoutube.com/@lexhistoriaekesitx.com/lexhistoriaekick.com/lexhistoriae
Fakirzm'e gelecek olursak kitap tam manasıyla sıradanlığın ve yaşama gayesinde mücadele ettiğimiz dünyamızın arka bahçesinde göremediğimiz mistik bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Aslında hayatın her alanında sokakta, tiyatroda, büyük salonlarda veya meydanlarda karşılaştığımız sırlarına vakıf olmak için dikkatle izlediğimiz hokkabaz, büyücü veya illüzyonistlerin, hikayeleri kulaktan kulağa dolaştığı dervişlerin, şeyhlerin keramet mi düzenbazlık mı nasıl bir illüzyon sergilediklerinin keşfi. Kitabı okurken itikadınız, mezhebiniz, inanç ve düşünceniz ne olursa olsun olayları olduğu gibi okumak kitabın zevkini attıracaktır. Sonrasına olaylara inanmak ve inanamamak tabi ki sizlere kalmıştır.
Peki nedir bu Fakirizm? Yazar bu soru hakkında şöyle diyor
Fakirizm; ateş üzerinde yürümek, çivili yataklarda yatmak, vücudunu kesici ve delici aletlerle yaralamak, kalbini iradi olarak durdurmak, havada durmak, kurşunlardan etkilenmemek gibi türlü olağanüstü tecrübelerin genel adıdır. Tüm bu fevkaladelikler ortak bir arayışın; insan bedeninin sınırlarını aşma arzusunun tezahürüdür.
Peki kimlere Fakir diyor kimlere Yogi diyoruz? Bu kerametler savaşında Mısır ve Hint diyarlarının ne gibi bir önemi var? Avrupa bu dünyanın neresinde? Bu soruların ve daha fazlasının
Yer Roma, hükümdar Neron ve zaman ise İsa Aleyhisselâm'ın diri bir şekilde göğe yükselişinden kısa bir süre sonrası.
Ligya bu ülkeye esir olarak gelmiş başka bir ülkenin kral kızı yani soylu ve çok güzel bir genç kızdır. İlk olarak bir ailenin yanında yaşamıştır ve bu ailenin hanımı yani Pomponya tek Yaradana inanmaktadır ve o dönemin hak dini olan nadir Hristiyanlarından biridir. Ligya'yı da bu inanç ile yetiştirmiştir. Ailenin beyi Avlus ise henüz bu inancı kabul etmemektedir.
Neron dahil genel halk ise hala "tanrılara" inanmaktadır.
Vinikyus isminde bir genç bir gün Ligya'yı görür ve aşık olur. Sonrasında arka fonda bu aşkın mücadelesi ile birlikte ilk Hıristiyanların da hikayesini okumaya başlıyoruz.
Ve Neron denince akla ilk gelen tarihi olaylardan biri de Roma'yı yakmasıdır. Roman bu olayı da işliyor. Neron şiirler yazan bir imparatordur. Fakat şiirleri çok da iyi değildir. Çevresi ise her dönemde olduğu gibi bu şiirlere övgüler düzmektedir. Fakat bir gün Neron'a en yakın olanlardan biri olan soylu Petronyus bir şiirine yergi de bulunur. Yergi de bulunduğu şiir geçmişte bir yangın yaşayan Truva işlenmektedir. Neron bu eleştiriyi kabul ediyor ve diyor ki "Eğer gerçek bir yangın görmüş olsaydım mutlaka daha etkili yazardım. Ama şöyle baraka falan değil çok büyük bir yangın olmalı" diyor ve sonrası malum. Dünyada ruh hastası liderler konusunda kıtlığımız hiç olmamış çok şükür!
Bu yangın büyük bir felakete dönüşüyor. İnsanlar, hayvanlar yanıyor, ocaklar sönüyor. Evler, bağ bahçe hepsi yerle bir oluyor. Yangın sırasında yağmalar, tecavüzler de oluyor.
Neron'un yangın sonrasında da zulmü devam ediyor. Kurdurduğu "tiyatro" meydanlarına halkını toplayıp vahşi ölümleri canlı izletiyor. Burada insanlığın nereden nereye geldiğini de düşünebiliriz. Bu insanlar canlı
Quo Vadis?Henryk Sienkiewicz · Bilge Nobel Dizisi · 1983266 okunma