"Mutsuzluk dedikleri ne ki? İnsanlara zaman zaman musallat olan şey, aslında sabırsızlıktır, sonra da kendini mutsuz sayar. O anı geçirdi mi bu kadar süredir var olmuş olan şey hala var olduğu için kendini mutlu hissedecektir."
"...Bu ölü gibi görünen, ama aslında faaliyete içten hep hazır varlıkları canlı olarak gözünün önüne getirmek gerek, birbirlerini nasıl aradıklarını, nasıl çekip yakaladıklarını, mahvettiklerini, bitirdiklerini ve sonra da o en sıkı birlikten tekrar yenilenmiş, yeni, beklenmedik biçimde ortaya çıktıklarını duygu birliği içinde seyretmek gerekir."
"O konuda kimyacılar çok daha zarifler" dedi Eduard. "Onlar bir dördüncüyü devreye sokuyorlar ki hiç biri eli boş çıkmasın."
"Evet, tabii!" diyerek ekledi Yüzbaşı, "hem de bu durumlar en önemli ve en dikkate değer olanlardır. Bunlarda cezbetmeyi, akraba olmayı, bu terk etmeyi, bu birleştirmeyi çaprazlama örneğinde bir arada gerçekten gösterebiliyoruz; o zamana kadar ikişer ikişer birleşmiş dört kişi, burada temasa geçirilmiş olarak daha önceki birlikteliklerini bırakıp yeni birleşmelere gidiyorlar. Bu bırakma ve yakalamada, bu kaçma ve aramada sanki daha yüce bir kader varmış gibi geliyor; bu kimselerin bir çeşit isteme ve seçmelerine güveniliyor ve yeni üretilen o 'seçme akrabalık' sözü doğru bulunuyor."