"Eğer vicdanın sana böyle düşüncelere izin veriyorsa" dedi Charlotte, "o zaman ben dert etmeyeyim. Bu alegorik ifadeler hoş ve eğlendirici; kim oynamayı sevmez ki benzetmelerle? Ama insan o maddelerden epey bir basamak yukardadır ve eğer insan burada o güzel kelimeler 'seçme' ve 'seçme akrabalıklar'da biraz cömert davranmışsa, o zaman tekrar kendine dönse ve bu tür ifadelerin değerini böyle hallerde derinliğine düşünse iyi eder. Ben ne yazık öyle vakalar bilirim ki iki insanın hiç bozulmaz gibi görünen içten bağlılıkları, üçüncü bir kişinin tesadüfi eklenişiyle yok olmuş ve öyle güzel bağlanmışlardan biri çok uzaklara atılmıştır."
"...ama ben olsam burada asla bir seçim değil, bir gereklilik görürdüm, bunu bile tam değil, çünkü eninde sonunda bu belki yalnızca bir vesile meselesi. Vesile, hırsız yaptığı gibi ilişkiler de kurar ve eğer sizin doğa cisimleri söz konusuysa, bence seçim yalnızca bu maddelleri birleştiren kimyacının elindedir. Ama bunlar bir kere birleştiler mi, o zaman onlara Tanrı yardımcı olsun! Şu durumda beni beni yalnızca o zavallı sonsuzlukta yeniden etrafta dolaşmak zorunda kalan oksijen üzer."
"...Böyle bir parça taş, seyreltilmiş bir kükürt asidine konursa, bu asit kirece etki eder ve onunla birlikte alçı halinde ortaya çıkar. Burada bir ayrılma, yeni bir birleşme oluşmuştur ve artık hatta ruh akrabalığı kelimesini kullanmaya hakkımız vardır, çünkü bir ilişki ötekine tercih edilmiş, biri ötekine yeğlenmiş demektir."