" Gökyüzü kusuyordu ve yeryüzünde kiler buna yağmur diyordu. "
İyi kiler burada mı günaydın onlara
Ötelerdeki düşlerin dili oluyor insan. Hep iyi ki dediklerimiz varsa yaşamak başka güzel.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
GÜNÜN MESAJI✨ Biliyorum, şu anda olduğundan çok daha ilerde olman gerektiğini hissediyorsun. Biliyorum, geçmişte bazı kararları farklı alsaydın bugün bambaşka olacağını hayal ettiğin anlar oluyor. Ama güven bana şu an olman gereken ve gurur duyman gereken yerdesin. Geçtiğin yol senin hislerinin, aklının çizdiği, sana ait benzersiz bir parçaydı. Bundan sonra da atacağın her adım sana ait, senin benzersiz parçan olacak. Bütünü olduğu gibi kabul et; “keşke’ler” de senin “iyi ki’ler” de. Senin olan mutlaka seni bulacak.
Hayata Dair
Durma yağmur durma.
Dinlediğim bazı şarkılardan esinlenerek birkaç satır yazıyorum. Körelen kalemimi yeniden canlandırıyorum. Bugün Gripinden Durma yağmur durma şarkısı eşliğinde yazıyorum. Yorgunum hiç olmadığı kadar. Hiç akmadığı kadar fazla artık yaşlarım. yürüdükçe geçecekmiş gibi. Yürüyorum hep yalanlara. Günlerdir hiç durmadan. Hangi sokakta kimi arıyorum. Onu aradığım sokaklarda bulmak bir yana aynı havayı bile solumuyor olabiliriz. Yine de arıyorum her yerde her şekilde. belki diyorum belki buradadır şurada. Belki de çoktan toprak altında. Yine günlerden kayıp bir sevgili ve ben. bu günde İstanbul boğazına düştü yol. attığım her adım yavaşlıyor. Sanki burada evet burada. Bir yağmurdur bastırdı. Yanlış bir aşkın yanlışlarını temizlemeye yemin etmişçesine yağıyordu. Yağsın durmasın belki söner içimdeki ateş. Bir bank kenarında bekliyorum. Evet gelmeyecek olanı bekliyorum. İnsanı belkiler yaşatır mı ben belki uğruna hayattayım. Bir kuştur kondu yanıma. Bir buluttur sanki tek benim için dolmuş tepemde yağıyor. Başım eğik omzum düşük. Yutkunmayı unutmuş, nefesim kesik. Bir sokak ortasında ağlamak ilk defa bu kadar kolay ve güzel oldu. Çünkü gözyaşlarım karıştı yağmurlara. Bir nefes sıcaklığı hissettim sanki hemen başucumda. sağıma mı bakmalıyım soluma mı. Yoksa deliriyor muydum iyice. Ben yeltenmeden dönen başım tanıdık bir yüzle baş başa. Çiçeğimi gömdüğüm toprak gözler karşımda. O da sırılsıklam o da pişman. El birliğiyle yok edilmiş bir aşkın suçluları karşı karşıya. O da mı ağlıyordur bilinmez. Anlaşılmıyor ki. Öylesine bir tebessüm tam suratımızın ortasında. Yaşanan hiçbir şeyden pişman olmayan iki insan. İyi kiler akıllarında. Oysaki ne çok acı çekildi. Ama kimin umurunda. Konuşmak mı asla. Susmak için varız biz. Zamanında çok konuşuldu ama hiç anlaşılmadı. Şimdi susup
Kimseden çekinmeyin! O ne der? Bu ne der ? Demeyin! Çünkü hayat sizin ve insanlara bakacak gibi yaşamak için çok kısa.. O yüzden sevdiğiniz ne varsa yapın, Gezin , dolaşın . Bırakın çok geziyorsun desinler. Kendinizi sevin, dışarıda dans etmekten , şarkı söylemekten çekinmeyin! Hayatı renklendirmek sizin elinizde. Tabi tüm bunları Allahın helal kıldığı ölçülerde yapın. Hayatı renkli pastel tonlara boyamak ile siyah, beyaz rengi karıştırmak çok başka. Bu iki rengi karıştırırsanız hep keşkeler olur lakin renklendirmeye başlarsanız iyi kiler ile dolu olur hayat ...
1000Kitap
Üşüyorum yine, o eski penyenin yakası gibi yumuşak ve ince. Kiler kapısını aralıyorum içimde, nemli bir loşluk sarıyor boğazımı. Orada duruyor gazoz kapakları, paslı turuncu halkalar, bir zamanlar dilimin ucunda eriyen şekerli maden. Her biri küçük bir ay gibi parlıyordu avucumda, şimdi hepsi karanlık bir takımyıldız olmuş. Hızır geçer miydi o sokaktan, yeşil bir ışık gibi mi dokunurdu omzuma? Bilmiyorum. Ama çocukluğumda rüyalarımda gelirdi, beyaz tül perdelerin arkasından, annemin sesini getirirdi bana, “kızım üşüme” derdi. Tül şimdi yırtık, penye sararmış, kilerdeki raflar boş. Yine de her gece aynı rüyayı görüyorum: gazoz kapağını dişlerimle açıyorum, içinden çocuk halim fırlıyor dışarı, koşuyor, koşuyor, hiçbir yere varmadan
1000Kitap