Ya mümkünse?
Geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı diyor Nazım. Mümkünse ya? Kim bilir? Belirsizlikte boğulmak ne zor şey.
Kim ne derse desin aşk için.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Allah belanı versin lan hayat!!
Kim bana nazar etti laan?? Yüzümde sivilce çıktı. Sivilceye hemen bi isim verelim. Naber leen Muammer?? Gece gece de çenemdeki sivilce içime dert oldu. Saat 2:23 iyigeceler
1000Kitap
Zaten kim gerçekten bakabilmiş ki içine… Kaan Çaydamlı
Geceye mesaj....
Herkesin birkaç dakikasını ayırıp okumasını öneririm, çok güzel bir anlatım. Sadece eklemek istediğim bir iki şey var: Bugün Türkiye halkını böyle sefalete mahkum eden bir düzen var ve o düzenin devam etmesini isteyen gözü doymayan bir yapı var. Sınırlı bir zümre ülke kaynaklarını yiyerek zenginliklerine zenginlik katarken, onmilyonlarca yoksul, insan onurunu zedeleyen bir açlığa teslim edilmiş durumda. Yani çok bilinçli bir tercih. O yüzden bu hale gelmemizdeki öznenin ne olduğunu ifade etmeyecek hiçbir sözün geçerliliği olamaz. Ve son olarak, bu ülkenin güzel insanlarını, gencini, yaşlısını bu hale getiren, üç kuruşa muhtaç eden her kim veya kimlerse Allah onların binlerce kez belasını versin. Amin.
Duygu ve Düşünce

A.

@Anha
·
Selam 1K… Bugün ele almak istediğim konu: enflasyonun sosyal hayata etkisi. Bu hepimizin bir şekilde muzdarip olduğu bir mesele. Ama biraz daha derine inmek gerekiyor bence. Çünkü enflasyon yalnızca ekonomik bir problem değil. Hatta en tehlikeli tarafı ekonomi kısmı bile değil; insanı ve toplumu değiştirmesi. İnsanların birbirine bakışını, konuşmasını, güvenmesini, hatta hayal kurma biçimini değiştirmesi… Çünkü bazı şeyler sadece cebimizden eksilmekle kalmıyor; karakterimizden, sabrımızdan ve toplumsal bağlarımızdan da eksiliyor. Eskiden televizyonlarda “enflasyon canavarı” diye yeşil bir dinozor gösterilirmiş. Belki çocukken sizlere biraz komik gelen o figür, yıllar sonra toplum psikolojisini anlatan gerçek bir metafora dönüştü. Çünkü enflasyon dediğimiz şey sadece markette değişen fiyat etiketi değil. Biraz da insanların huzursuzlaşması, tahammülünün azalması ve sürekli bir kaygıyla yaşamaya başlamasıdır. Bugün insanlar bir kafede otururken bile rahat hissedemiyor. Menüye bakarken önce fiyat hesaplıyor. Bir markete girildiğinde insanların zihninde ihtiyaçtan çok “Acaba neyi alamayacağım??” düşüncesi dolaşıyor. Toplumda sürekli bir eksiklik hissi oluşuyor. Ve bir toplum sürekli eksiklik hissederse, zamanla birbirine karşı da sertleşmeye başlar. Bence enflasyonun en büyük zararlarından biri insanların gelecekle olan bağını koparması. Çünkü geleceği olmayan insan sadece günü kurtarmaya çalışır. Max Weber modern toplumda bireyin rasyonel kararlar alabilmesinden bahseder ama bugün insanlar uzun vadeli plan yapamıyor bile. Kimse yarının fiyatını kestiremezken geleceğini nasıl planlasın?? Herkes biraz daha “bugünü çıkarma” psikolojisiyle yaşamaya başlıyor. Bir başka problem ise sınıfsal ayrımın daha görünür hale gelmesi. Karl Marx’ın dediği gibi toplumların tarihi biraz
1000Kitap
Acı ve yara olmadan değişim olmaz
Nazik olan insan, bir zamanlar kırıp dökmenin ne demek olduğunu bilen kişidir. Saygılı olan insan, saygısızlığın açtığı yaraları görmüş olandır. Güçlü olan insan, güçsüz kaldığı gecelerin içinden geçerek ayağa kalkmıştır. Merhametli olan insan, acımasızlığın karanlığını tanımış ve o karanlıkta kaybolmamayı seçmiştir. İyi olan insan ise kusursuz doğan değil, kötülüğün eşiğinden dönmeyi başaran kişidir. Çünkü insanı değerli kılan, hiç düşmemiş olması değildir; düştüğü yerden nasıl kalktığıdır. En güzel kalpler, en büyük savaşları vermiş olanların kalpleridir. En güçlü karakterler, en sert fırtınaların içinden geçenlerde şekillenir. Ve en derin iyilik, kötülüğü tanıdığı hâlde onu seçmeyen ruhlarda yaşar. Bu yüzden bir insanın bugün kim olduğuna bak; dün kim olduğuna değil. Çünkü değişim, insanın kendine karşı kazandığı en büyük zaferdir. Geçmiş, bir kader değil; geleceği inşa eden bir öğretmendir. İnsan, her hatasından bir erdem, her yarasından bir bilgelik çıkarabildiği ölçüde olgunlaşır. Ve belki de hayatın en güzel gerçeği şudur: Bir zamanlar karanlıkta kalanlar, ışığın değerini en iyi bilenlerdir.
Duygu ve Düşünce