"Korkulacak şey kötülük değil. Zaman. Çünkü onu yenebilecek kimse yok."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sence de $!@!@ bir durum değil mi? Kim başkalarının kendisini beğeniyormuş gibi yapmasını sağlamak için birilerini umursuyormuş gibi yapar ki? Ne kadar da çağ dışı!
Alıntı
"Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım."
Sayfa 259
Gerçi insanın güzel olana hep bir acımasızlığı vardı zaten. Bir ormana dışarıdan bakıldığında birbirlerinden bağımsız, gelişigüzel dağılmış çeşitli ağaçlar görülse de aslında çok daha fazlası vardı. Hem toprak üstünde hem de toprak altında ağaçlar arasında muazzam bir iletişim söz konusuydu. Birbirleriyle sürekli haberleşiyor, birbirlerine yardım ediyor hatta bazen savaşıyolardı. Yani orman denilen alan aslında devasa bir iletişim ağıydı ve ağaçlar arasında internet gibi bir iletişim bulunmaktaydı. Tesla bununla ilgili okuduğu makaleyi hala hatırlıyordu çünkü çevrebilimci Suzanne Simard'ın bu konuda ilginç tespitleri vardı. Ağaçların toprak altında yayılmış mantar ağı ile birbirlerine ihtiyaçlarını bildirip, iletişim kurduklarını göstermişti. Ağaçların çoğu, yeraltında yaşayan mantarlarla simbiyotik ilişki içerisindeydi. Simbiyotik ilişkide, tüm taraflar bir şekilde bu ilişkiden fayda görüyordu. Mantarlar yeraltına gönderdiği miselyum ve liflerle topraktan fosfor, nitrojen gibi maddeleri ağaca taşıyor ağda bu maddeleri kendisi için kullanıyordu. Ağaçların fotosentez sonucu ürettiği birtakım ürünler de mantarlar açısından oldukça işe yarıyordu. Bu karşılıklı ilişki uzun zamandır biliniyor olsa da Suzanne Smard, ağaçların bu mantarlar aracılığıyla kurmuş olduğu muazzam iletişimi ortaya çıkarmıştı. Ağaçlar bu mantar ağı sayesinde kaynaklarını paylaşabiliyordu. Mesela ağdaki yaşlı ana ağaçlar bu sistem yoluyla küçük fidanlara bir miktar destek gönderip hayatta kalma şanslarını artırıyorlardı. Hasta ya da ölmek üzere olan ağaçlar yine aynı sistem aracılığıyla kaynaklarını daha sağlıklı komşularına aktarabiliyorlardı. Bu mantar ağı diğer bitkilerce de kullanılabiliniyordu. Yani bitki saldırıya uğradığında çeşitli kimyasal maddeler salgılayarak komşularına haber
Sayfa 63
Ama bütün bir ömür boyu bu korkulu, asabi hayata kim katlanabilir?
Alıntı