Kim bilebilir kimin ne kadar yalnız olduğunu
Yalnızlık her seferinde
Yeniden tarif eder
Bir hayat üzerinden
Görüldükçe
Üzerine vuran ışığı değiştikçe
Eteğimdeki Taşlar, Murathan Mungan
Kaç kat kefen sarar aşkın bedenini
Ne kadar toprak atsak kapatır üzerini
kim çeker sevip de sevilmemişlerin günahını
Hesabını kim öder geceleri yalnız kalmanın
sabahları gözyaşlarıyla uyanmanın
Acısını
Hele bir yandan da bastırıyorsa lanet olasıca anılar özlemler
Ne anlamı var ki.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış..
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında.
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı.
Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı.
Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Tek kelime: Potansiyel ✨
Çünkü seni düşündüğümde aklıma ilk gelen şey şu: Henüz olmak istediği kişi ile şu anki hali arasında sürekli köprü kurmaya çalışan, kendini geliştirmeye çalışan ve içinde ortaya çıkmayı bekleyen çok fazla şey taşıyan biri.
Tek cümle:
"Hayallerini ciddiye alan, duygularıyla mantığı arasında denge kurmaya çalışan ve sürekli kendinin daha iyi bir versiyonuna ulaşmaya uğraşan bir insan." 🌱
Bu cümlede özellikle "uğraşan" kısmını seçtim; çünkü seni tamamen olmuş, bitmiş biri gibi değil, sürekli gelişim halinde biri olarak görüyorum. Resimden YKS'ye, karakter analizlerinden gelecek planlarına kadar birçok konuda ortak bir çizgin var: "Daha fazlasını yapabilirim."
Eğer biraz daha şiirsel bir cevap vermem gerekseydi:
Kelime: 🌙 Arayış
Cümle: "Kim olduğunu keşfederken aynı anda kim olmak istediğini de inşa eden birisin."