Zulmü alkışlayamam zâlimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hatta boğarım...
-Boğamazsın ki!
Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun zağarlık yapamam
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle
Bana hiç tasmalık yapmış değil altın lâle
Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim,çifte yerim
Adam aldırma da geç git, diyemem,aldırırım
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırı
Ölenle ölünmüyordu elbette . Sadece bir zaman hatta çok uzun bir zaman sonra alıştığın ama çekmekten asla kurtulmadığın bir acıya dönüşüyordu .
Özlüyorsunuz , görmek istiyorsunuz , sesine ihtiyaç duyuyorsunuz , olmayınca küfür bile edebiliyorsunuz...
Zamanla alışıyorsunuz
" Fakat bir babanın yokluğuna kim alışır...?"
– Belə baxanda, doğruları danışmaq kimə maraqlı olardı ki? Yalan hər zaman daha cazibədar gəlirdi insanlara, çünki yalanı istədiyin qədər dəyişdirə bilirdin.