9/10
·400 syf.··
2026 96. kitabı
ALI BRADY~KİTABEVİ SAVAŞLARI~ Selam.Bugün sizlere @noxyayinlari ‘dan çıkan @alibradybooks kaleme aldığı #kitabevisavaşları kitabı ile geldim.Keyif alarak okuduğum,tam bu aylar için şahane bir seçim olacak,okurken romantik bir film izliyormuş havası veren güzel bir kurguydu.Rekabetten aşka dönüşen,yavaş ve emin adımlarla ilerleyen bir ilişki olmasını da ayrı bir sevdim.Yazarın kalemini de çok sevdim.İki karakterin de dışarıdan güçlü gözükürken aslında kendilerine ait korkularını hiç fark etmeden birlikte çözmeleri çok güzeldi.Özellikle Ryan karakterini çok sevdim,çünkü çok sağlam ve güzel sevdi.Ama Josie’nin de zeki,kararlı ve güçlü olmasını sevdim.Evet onun için ayrıca üzüldüm çünkü sorumsuz bir anne yüzünden bazı şeylerle mücadele etmeye erken yaşda başlamış ve kız kardeşine bir anne figürü olup kendi hayatını ne yazık ki gerektiği gibi yaşamamış.Neyse ki Ryan’la bazı şeyleri telafi etme şansını buldu.Rekabetten aşka,zıt kutuplar ve çekişmeli kitap okumayı seviyorsanız bu kitaba bir şans vermelisiniz.uyarımı da yapmak isterim. Boston’da aynı sokakta aralarında yalnızca bir kafeterya olan iki kitapçı.Josie Klein ve Ryan Lawson.Biri ağır edebi kitaplar seven ve onlarla dolu bir kitapçı,diğeri ise aşk romanlarına tutkulu ve onlarla dolu bir kitapçı.Josie için edebi romanlar hayatın gerçeğidir ve yaşam tarzıda tam olarak buna uygundur.İş yeri derli toplu,hayatı tam bir düzen içerisindedir.Ryan ise tam tersidir.Onun gerçekleri aşk romanlarıdır ve bunun içinde bir çok eleştiri almıştır ama umrunda değildir.Düzensiz ve içinden geldiği gibi yaşamayı seven biridir. İkili aynı sokakta çalışsada birbirlerinden pek haberleri yoktur.Daha doğrusu Josie haberi yokmuş havasındadır.Ama Ryan,Josie’nin ne tür kitap okuduğunu,ne giydiğini ne içtiğini bilecek kadar onun
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202622 okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2026 117. kitabı
Bugün sizlere dertleşme tadında bir kitapla geldim. @kursad.taskin ’ın Gelgeç Çıkmazı adlı eseri, ilk bakışta hacmiyle küçük görünse de kapağındaki o sisli, loş sokak lambasının altındaki yalnız figür gibi insanı kendi derinliklerine çeken, oldukça yüklü bir dertleşme seansı sunuyor. Yazarın deneme ve kısa hikayeleri bir araya getirdiği bu kitap, dış dünyadaki somut çıkmazlardan ziyade, insanın kendi içine inşa ettiği o görünmez labirentleri ve duygusal tıkanıklıkları mercek altına alıyor. Karakterlerin isimler yerine K., S., N., U. gibi sadece baş harfleriyle simgeleştirilmesi, anlatılan hikayeleri bireysellikten çıkarıp hepimize ait kılmayı başarıyor; sayfaları çevirirken aslında yazarın başkasını değil, doğrudan bizim iç kırılganlıklarımızı, mahalle sıcaklığındaki o tanıdık ama bazen de boğan aidiyetlerimizi anlattığını hissediyoruz. Kitabın temel gücü, hayatın hızına yetişmeye çalışırken ıskaladığımız, ertelediğimiz ya da bakmaktan çekindiğimiz gerçeklerle bizi son derece naif, hüzünlü fakat asla umutsuzluğa sürüklemeyen samimi bir dille yüzleştirmesinde yatıyor. “Çıkmaz bazen yol değil, insandır...” cümlesinin hakkını verircesine, hayatı sadece başımıza gelen olaylar silsilesi olarak değil, bu olaylar karşısında büründüğümüz kimliklerle anlamlandırıyor. Nitekim yazarın da altını çizdiği gibi, hayat çoğu zaman ne yaşadığımız değil, yaşarken kim olduğumuzdur. Bu farkındalık, okuyucuyu hırpalamadan, adeta şefkatli bir dost eli gibi omzuna dokunarak bir iç hesaplaşmaya davet ediyor. Eserdeki insan ilişkilerine, vicdana, ahlaka ve aidiyete dair sorgulamalar ise gündelik hayatın tam kalbinden yakalanmış netlikte. Özellikle sevgi ve nefret arasındaki o ince, geçirgen çizgi üzerine düşünürken karşımıza çıkan “İnsan en çok sevdiğine kızar; çünkü ondan vazgeçmeye niyeti
Gelgeç ÇıkmazıKürşad Taşkın · Perseus Yayınevi · 202610 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yazar sevdiğim tarafını sonunda göstermiş.
8/10
·504 syf.··
2026 166. kitabı
Gazap ve Yıkım benim için ilk kitaba göre belirgin şekilde daha başarılı bir devam kitabı oldu. Hatta ilk kitapla ilgili yaşadığım bazı sorunların büyük ölçüde çözüldüğünü söyleyebilirim. Bunun en önemli sebebi çevirmen değişikliği olmuş gibi görünüyor. İlk kitapta beni sık sık hikâyeden koparan akıcılık problemleri ve anlaşılması zor betimlemeler burada büyük ölçüde ortadan kalkmış. Okuma deneyimi çok daha rahat ve sürükleyici bir hâle gelmiş. Hikâye tarafında ise bazı sorularımıza cevap bulmaya başlıyoruz. Buna rağmen arka planda saklanan daha büyük gizem hâlâ korunuyor. Yazar hem cevaplar veriyor hem de merak unsurunu canlı tutmayı başarıyor. Bu dengeyi kurabilmesini sevdim. Evren de bu kitapla birlikte biraz daha açılıyor. En hoşuma giden noktalardan biri, dünya kurulumunun doğrudan açıklamalarla değil olay örgüsünün içine doğal şekilde yedirilmiş olmasıydı. Bilgiler okurun önüne yığılmıyor; hikâye ilerledikçe kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kitap boyunca dikkatimi çeken küçük bir sorun ise bazı diyaloglarda konuşanın kim olduğunun zaman zaman karışması oldu. Ancak bu durum çok sık yaşanmadığı için genel okuma deneyimimi ciddi anlamda etkilemedi. Kitabın sonlarına doğru ise gerçekten şaşırdım. Üstelik bu, sadece beklenmedik bir ters köşe değildi. Sonradan dönüp baktığımda ipuçlarının aslında hikâye boyunca önümüzde durduğunu fark ettim. Bu yüzden finalde yaşadığım şaşkınlık “Bu nereden çıktı?” hissi değil, “Bunu nasıl düşünemedim?” hissiydi. Bence iyi yazılmış gizemlerin en güçlü tarafı da bu. Kısacası Gazap ve Yıkım, ilk kitaba göre daha akıcı, daha güçlü ve daha başarılı bir devam kitabıydı. Hem evreni biraz daha açmayı başardı hem de finalde yaptığı hamleyle merak duygumu ciddi şekilde yükseltti. Serinin bu noktadan sonra nereye gideceğini gerçekten merak
Gazap ve YıkımJennifer L. Armentrout · Dex Kitap · 202549 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Nasıl fark edemedim
8/10
·390 syf.··
2026 2. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:36
Normalde polisiye okurken katilin kim olduğunu tahmin etmeye çalışırım ve çoğu zaman da az çok tuttururum. Ama Beyoğlu Rapsodisi bu konuda beni gerçekten şaşırttı. Kitap boyunca kafamda farklı senaryolar kurdum, ipuçlarını takip ettim ama finaldeki ters köşe bütün tahminlerimi boşa çıkardı. Bunun yanında Beyoğlu'nun atmosferi ve karakterlerin derinliği hikâyeyi daha da etkileyici hale getiriyor. Hem merak duygusunu son ana kadar canlı tutan hem de bittiğinde "nasıl ya" dedirten başarılı bir polisiye roman.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200332,8bin okunma
İki farklı hikaye tek bir kabusta birleşirse…
9/10
·384 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:06
Yüksek tempolu kovalamacalar ve kanlı suç sahneleri ve bune ek olarak hikayeye daha duygusal ve kültürel bir boyut eklenen etkileyici bir roman. Romanın merkezindeki Olivier Passan, kusurlarıyla öne çıkan oldukça güçlü bir karakter. Bir yandan acımasız bir seri katilin peşinde koşarken diğer yandan ailesiyle ve kendi iç dünyasıyla mücadele ediyor. Bu durum karakteri daha etkileyici hale getiriyor. Özellikle eşi Naoko ile olan ilişkisi, hikayeye sadece gerilim değil duygusal bir etki katıyor. Kaiken’ in en dikkat çekici yönlerinden biri Japon kültürünün romanda başarılı bir şekilde betimlemesi. Gerçekten insan kendini bu kültüre inanılmaz bir şekilde kaptırıyor. Japon geleneklerini, yaşam tarzını ve düşünce yapısını yalnızca tasvir olarak kullanmıyor aynı zamanda bunları konunun ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Bu sayede Kaiken sıradan bir seri katil hikayesinin çok ilerisine taşınıyor. Kaiken de aslında iki farklı konu iç içe ilerliyor. Bir yanda Başkomiser Olivier Passan’ın hamile kadınları hedef alan acımasız cinsiyet karmaşası yaşayan bir seri katilin peşindeki gerilim dolu soruşturması diğer yanda ise çocuk sahibi olamayan karısı Naoko’nun sistematik bir şekilde çocuk sahibi olmak için kurduğu yalanlar silsilesi, bir kadının kocasından gizli izlediği korkunç yol beni çok sarstı. Bir insan nasıl bu kadar profesyonelce yalan söyler hayret içinde okudum. Kaiken sadece katilin kim olduğunu öğrenmek için değil karakterlerin geçmişlerini, seçimlerini ve birbirleriyle olan bağlarını keşfetmek için de okunması gereken bir roman. Benim için Kaiken Jean-Christophe Grangé’ in severek okuduğum her kelimesini merak ettiğim romanlarından birisi arasına girdi. Hem gerilim odaklı hem de karakter odaklı bir hikaye olması beni çok etkiledi. Okurlara rahatlıkla tavsiye
KaikenJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20136,2bin okunma