Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
Evet gerçekten de bir şey olduğu yok. yalnızca iki çocuk muzip bir şekilde yanıyor ve Lillian rus evlerinden hallice olan körpe yaşam alanından çıkıyor, bu iki çocuğa bakmaya girişiyor, aslında taşındığı şirin evin az ötesindeki malikanede de bir lise aşığı kalıyor ama bu da dert değil. Tamam, belki içinde çok çok ufak insani bir incelik olabilir, o kadar. "Bir Şey Olduğu Yok" şu ana kadar okuduğum en garip kitaplardan. kitap öfke kokuyor aslında. ama belki de Lillian daha fazlasını beklemediği için, belki kimse ona daha fazlasının olabileceğini söylemediği için, belki de yılların pörsümüşlüğünün onu asla bırakmayacağına inandığı için sadece kayıtsız kalıyor. bir yerden bir yere umutla değil, sadece olduğı yerden kaçmak için gidiyor ve ne hikmet ki bu yaşına kadar kendini bir şekilde taşımış. Açıkçası, bana sonlara doğru kitabın o muzip ve kayıtsız havası kaybolmuş gibi geldi. bir anda yazar duygusallaşmış ve aynı kaderi paylaşanlara yönelik sempatinin hayatı değiştirme gücü civarında konulara sapmaya karar vermiş gibi. ama yine de, kitabın çoğunluğuna hakim olan, size hikayenin teneke kutularla dolu ufak bir masada ve gözleri kızarmış bir çatlak tarafından yazıldığı hissini veren o çekici kaygısızlık için kesinlikle okunur bir kitap. ayrıca, kim alev alan çocuklara bakan yarı alkolik bir kadının hikayesini okumak istemez ki?!?!?!
Bir Şey Olduğu YokKevin Wilson · Domingo Yayınevi · 20211,001 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
İlk kitabını bayıla bayıla, gözlerimden ışıklar saça saça okuduğum serinin ikinci kitabı: İçsel kentlerin en karanlık kuytu köşelerinde dolaşan, bir bedenin ve bir kişiliğin ne için özenle oluşturulduğunu açıklayan ve zevkin farklı bedenlerdeki yansımasını bizlere sunan bu kitap kesinlikle çok cesur. Anais Nin'in bu özelliğini çok seviyorum, bir kompozisyon misali anlatıyor kurguyu. Yalnızca düşünceleri, yalnızca içsel kentlerin betimlemelerini okuduğunuzu sanıyorsunuz ama anlatılanlara bir dayanak bulmak istediğinizde aslında zihninize ufaktan bir kurgunun yerleştirildiğini görüyorsunuz. Peki ya bu kitap ne ile mi alakalı: aşk, aşk ve daha çok aşk, farklı yaşlarda aşk, farklı bedenlerle aşk, sorgulanmış ya da direkt kabul edilmiş aşk, yasak veya yaşanmayan aşk ve evrende var olmuş tüm duyguların en derinliklisi olan bir kadının üzerinde aşk!! Bu kitabı okurken, aydınlandığımı hissettim. "Ivır zıvır" hissettim kendimi, anlatacak bir içsel kentim olup olmadığını düşündüm kara kara. Çünkü kitaptaki derinliği okurken anlıyordum bahsedilenleri ama günün sonunda evrensel sıcaklık öyle ağır basıyordu ki yalnızca Djuna'nın istediğini istiyordum sonunda: Her bahar, her kış, her sonbahar tüm doğallığıyla değişip dönüşen, vakti geldiğinde usul bir rüzgarla yere kapaklanmaktan çekinmeyen sıcak, sıcacık bir yaprak olmayı, bu sıcaklıkla yaşamayı! İçimde derinlerin var olduğunu hatırlatacak kadar iliklerimde akan bir sıcaklığın olmasını ama gündeliğe Jay'in gözleriyle bakabilmeyi istedim. Bir erkeğin "erkek" olmasını inceleyebilmeyi, gelecekle randevuya çıkabilecek kadar yasaklı olabilmeyi istedim. Bu seriyi okurken karakterler öyle derinlikli, öyle farklı farklı anlatılıyor ki dünya üzerinde yaşayan herkesin içsel kentleri var mı merak ediyorsunuz. Benim bu soruya bulduğum cevap
Albatrosun ÇocuklarıAnais Nin · İthaki Yayınları · 202011 okunma
Reklam
Handan
10/10
·312 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:58
"Halide gece yaşamayı severdi kendi yalnızlığına ortak olsun diye gece açan çiçekleri sevdi hep.Kim bilir belki de kendine benzetiyordu o çiçekleri.." Güneş Bana Bak Osmanlı zindanlarında idamını bekleyen Derviş Ali ile Refik Paşa'nın kızı Handan arasında geçen yarım kalan bir aşk Diğer yandan İstanbul Vefa'da Can Feda konağına uzanan bir aile dramı, sırlarla dolu bir hikaye geçmiş ile şimdinin hikayesi gece açan çiçekler. Konağın satışı için bir araya gelen Halide ,Zeliha ,Cihangir ve Nihalin yaşadıkları , sakladıkları, günahları... Bir geceleri vardır konuşmak için sırlarla dolu odasının kapısı nihayet açılacaktır konuşulacaktır her şey çok bekledi Halide Paşagil bu günü kardeşleriyle kavuşmayı, konuşmayı 16 yıl boyunca uğursuz konakta bir hayalet olarak esaret altında kaldı. Öğreniyoruz her bir kardeşin hikayesini neden bu konakta mutsuz olduklarını,neler yaşadıklarını babaları tarafından terk edilişlerini.. Konakta asılı duran Handan Hanımın resmedildiği büyük anneanneleri bildikleri Handan'ın sırlarını.. aslında tablonun Fauto Zonaroya ait olmadığını arkasında ki sır perdelerini Tarık Tufandan okuduğum ilk kitap ve çok beğendim kalemini, dilini..
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
7/10
·56 syf.·
2026 148. kitabı
O muydu? Stefan Zweig Zweig okumayı bir daha düşünmüyordum ama "O Muydu?", hem 56 sayfalık yapısı hem de polisiye dokusuyla beni yakaladı ve okuduğum 14. Zweig kitabı oldu. Birkaç saatte su gibi akıp giden bu sıra dışı anlatıda Zweig, bizi İngiliz taşrasına götürüp klasik bir “kim yaptı?” polisiyesi sunuyor. Hikayenin merkezinde ise bir köpek var, insanlar duygularını kelimelerle gizlerken, hayvanlar gözleriyle konuşur. Kitapta aşırı sevginin açtığı felaket insanı sarsarken akıllara şu soru geliyor. Okurken hepimiz "bebeği sevgiden mahrum kalan köpek öldürdü" diyoruz ama anlatıcının şizofren olduğunu düşünmek yanlış mı? Görgü tanığı kadın, yaşadığı dehşetin travmasıyla suçu masum bir hayvana yıkmış olamaz mı? Zweig ucu açık bırakıp gizemi tamamen bize sunmuştur. Kitap bittiğinde hem kitap, hem biz sahiden elimizde olmadan soruyoruz: 'O muydu?'
Edebiyat
O muydu?Stefan Zweig · Can Yayınları · 20236,7bin okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,369 okunma
Puan vermedi·44 syf.··
2026 14. kitabı
"Biri sana senin hakkında bir şey dediğinde sana kendisi hakkında da bir şey söylemiş olur." 5 yaş üzeri diye okuma tavsiyesini gördüğümüz ama her zamanki gibi büyükler için yazılmış bir çocuk kitabı diyebilirim. Birisinin "iyisin, kötüsün, büyüksün, küçüksün" geribildirimleri üzerinden kim olduğuna karar vermeye çalışan ve kafası karışan, öfkelenen tavşan Ponpon empati kurmayı, duygularını ifade etmeyi öğreniyor. Ruh sağlığı alanı açısından bölme savunma mekanizmasını kullanan çocuklar için güçlü bir araç olabilir, çocuklar için felsefe(p4c) uyaranı olarak kullanılabilir.
Olduğun GibisinOlivier Clerc · Aylak Kitap · 202050 okunma
Reklam
Reklam