Kitap, Kabil'de Peştunlara mensup olan Emir ve ülkede hor görülen Hazarlara mensup olan Hasan'ın arkadaşlık, kardeşlik hikayesini anlatıyor. Bu iki arkadaş aynı sarayın bahçesinde doğmuş olmalarına rağmen aralarında uçurumlar var. Biri ağa çocuğu biri hizmetçi çocuğudur. Bu oldukça derin bir uçurum...
Emir, babasının sevgisini kazanmak için ardı ardına bir çok hata yaparken, Hasan ise Emir'in sevgisini kazanmak uğruna hor görülmeyi, ezilmeyi göze alıp, gerçek ve saf dostluk sevgisinden hiç bir zaman taviz vermemiştir.
Emir bu sağlam sevgiye karşılık Hasan'a ihanet eder ve bu ihanet duygusu onu içten içe rahatsız eder. Büyük bir vicdan azabı çeker ve olanlardan uzaklaşmak için babası ile Amerika'ya gider. Ama bu kaçış Hasan'ı onun hatırasından koparamamıştır...
Kitabın diline gelecek olursam; oldukça süslü bir dil kullanılmış. Fakat okuru hiç sıkmayacak derecede, aksine daha gerçekçi bir tat vermiş. Yer yer sanatsal imgelere yer verilmesi de anlatımı oldukça zenginleştirmiş.
İtiraf etmeliyim ki,
ilk defa bir kitabı okurken gözlerim doldu...Kitap bittikten sonra bir an duraksadım, yüreğim burkuldu, kendimi çok tuhaf hissettim.. Bir kitap insanı anca bu kadar etkileyebilirdi. Etkisinden henüz çıkamadım, çıkamıyorum da... Konusu o kadar güzel ki, verilen mesajlar çok anlamlı.
Emir, Ali, Baba.. hepsi çok özel karakterler ama beni en çok etkileyen Hasan karakteri oldu.
Ah Hasan ahh! N'aptın sen öyle... Dilerim gerçek hayatta Hasan gibi karakterler çoğalır. Çünkü hepimizin böylesine sadakatli, saf ve temiz insanlara ihtiyacı var... :/
Demem o ki bu muhteşem eseri mutlaka ama mutlaka okumanız gerektiğini düşünüyorum. Çok güzel ve çok özel bir eser...
Keyifli okumalar herkese :)