Kimse masum değil, kimse sadece kurban da değil!
•Hamdi Koç, Zarar Vereceksin ile okuru konfor alanından çıkarıyor. Bu roman ne sadece bir intikam hikâyesi ne de klasik bir suç anlatısı… Asıl mesele, gücün kimde olduğu, kimin kimi yönettiği ve en önemlisi insanın kendi içindeki karanlıkla nasıl baş ettiği.
•Hikâyenin merkezinde Mesut Akarsu var. Onu takip ederken aslında bireysel bir yolculuğu değil, çok daha büyük bir yapıyı izliyorsun. Karadeniz’den başlayıp Ankara ve İstanbul’a uzanan bu hat, sadece mekânsal bir hareket değil; kirli ilişkilerin, çıkar ağlarının ve görünmeyen güç dengelerinin katman katman açılması gibi ilerliyor. Mesut’un yaşadığı kırılmalar, onu bir “kahraman”a değil, giderek daha belirsiz bir noktaya sürüklüyor.
•Romanın en güçlü tarafı iyi ve kötü ayrımını bilinçli şekilde bulanık bırakması. Hiçbir karakteri net bir yere koyamıyorsun. Herkesin kendince bir haklılığı var ama aynı zamanda karanlık bir tarafı da. Bu gri alan, hikâyeyi sadece olay örgüsü olmaktan çıkarıp sürekli sorgulatan bir yapıya dönüştürüyor: Zarar veren kim, zarar gören kim?
•Hamdi Koç’un dili burada da oldukça keskin ve yer yer alaycı bir tona sahip. Diyaloglar doğal ama sert, atmosfer ise giderek ağırlaşan bir baskı hissi yaratıyor. Roman ilerledikçe olaylardan çok, o atmosferin yarattığı huzursuzluk kalıyor akılda.
•Bu yüzden Zarar Vereceksin, kolay akan bir hikâye değil. Daha çok içine girdikçe seni de kendi sorgusuna çeken, kapattıktan sonra bile zihninde kalmaya devam eden bir roman.
Kime öneririm?
•Karanlık atmosferli, suç ve güç ilişkilerini sevenlere.
•Polisiye gibi görünse de aslında sistemin ve insanın iç yüzüne odaklanan, karakterlerin gri bölgede kaldığı hikâyeleri okumayı sevenlere kesinlikle tavsiyemdir.