Şimdiki gibi kunt, yapışkan değil, hafif de akışkan bir şeydi hayat. Benden tutamayacağım sözler almaya, orama burama zamklar, tutkallar bulamaya kalkmazdı. Sanki kainatla aramda karşılıklı birbirimizi üzmeyeceğimize dair görünmez bir mukavele vardı. Hoş bir hafifliği vardı günlerin. İşlerin, insanların, ilişkilerin. Eve omuzlarım çökmüş, üstümde tırlar geçmiş gibi dönmezdim. Mutlu olup olmadığımı düşünmeye lüzum duymayacak da ne mutlu biriydim. Şimdiyse… eskiden dediğim o zamanla şimdiki zaman arasında artık ne olduysa, bazı kararlar alması, rüzgârı kırbaç gibi yüzünde şaklatması gereken bir sefilim.