“İslam garip başladı, garip başladığı gibi garipliği geri gelecektir. Gariplere müjdeler olsun.” (Müslim, İman, 65/372) “Kimdir o garipler ey Allah’ın elçisi?” diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur: “İnsanlar bozuldukça düzeltmeye çalışanlardır.” (Ahmed, 16690) Merhum Elmalılı: “Birçok kimseler bu hadisi hep mü'minleri korkutmak için söylemişler, onları ümitsizliğe ve bedbinliğe sokmuşlardır. Bu hadis, ‘İslam garip olarak zuhur etti, ileride tekrar garip olarak zuhur edecek' manasındadır. Hadiste geçen 'Fetuba' (Ne mutlu) kelimesi korkutmak için değil, müjde içindir. Çünkü onlar, Sabikunlar (İslamı ilk yayan bahtiyar kimseler) gibidir.” (Hak Dini Kur'an Dili, 7:3713.) Kardeşim! Dünyada kendini "garip" hissediyorsan, bil ki bu dünya zaten müminin zindanı, gurbet diyarıdır. Yalnızlığın, yardımcısızlığın seni korkutmasın. Kalbindeki iman, yanında hiçbir fani olmasa bile seni kainatın Sahibi ile dost kılmaya yeter. Doğrul, silkiniş vaktidir; sen gurbettesin ama asla sahipsiz değilsin! “Mutlu Garipler” Prof Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN
İnsan ilişkilerinde yeni ölçü: Fayda
Eskiden bir insan anlatılırken “Çok iyi biridir”, “Vefalıdır”, “Eli açıktır”, “Dost canlısıdır” denirdi. Bugün ise birini överken kullanılan kelimeler değişti: “Çevresi çok güçlü”, “İş bitirici”, “Bağlantıları kuvvetli”, “İşe yarayan biri.” Bu yalnızca dilin değişmesi değil; insanın değerinin nasıl ölçüldüğünün değişmesi. Çünkü dil, toplumların bilinçaltıdır. Hangi özellikler parlatılıyorsa, hangi sıfatlar ödüllendiriliyorsa toplum aslında neye dönüştüğünü orada ele verir. Bir zamanlar sadakat karakter göstergesiydi; şimdi birçok yerde ‘fazla duygusal olmak’ gibi algılanıyor. Eskiden birinin iyi günde kötü günde yanında durması kıymetliydi. Şimdi ise birçok ilişki görünmez bir performans sözleşmesi gibi işliyor: Ne kadar fayda sağlıyorsan, o kadar varsın. Üstelik mesele yalnız para da değil. Kimi insan güçlü çevresi olduğu için hayatlarda tutuluyor, kimi statü sağladığı için, kimi yalnız kalınca aranacak bir ‘duygusal mola alanı‘ olduğu için. İnsan artık yalnız insan biriktirmiyor; kendine görünmez bir ilişki portföyü kuruyor. Ve kırılma tam burada başlıyor. Bir insanın karakterinden önce işe yararlılığı konuşulmaya başladığında, ilişki yavaş yavaş duygusal bağ olmaktan çıkıp stratejik yatırım alanına dönüşüyor. İnsanlar artık çoğu zaman birbirine ‘Kimdir?‘ diye değil, ‘Hayatımda neyi kolaylaştırır?’ diye bakıyor. İyi biri olmak tek başına yeterli görülmüyor; hız kazandırması, kapı açması, görünürlüğü artırması bekleniyor. İlişkiler hâlâ sıcak ve samimi görünüyor belki ama derinde giderek daha hesaplı hale geliyor. İlişki piyasası __Kapitalizm yalnız çalışma biçimimizi değiştirmedi; duygusal dünyamızı da dönüştürdü. İnsan artık yalnız CV hazırlamıyor; kendisini de tasarlıyor. Nasıl göründüğünü, kimlerle yan yana durduğunu, hangi çevreye ait
Makale|Yazı
Reklam
HZ. MUAVİYE'YE "Radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -I-
Bugünlerde en çok üzüldüğüm şeylerden birisi de; mürşidlerinin külliyât içerisinde defalarca vurgu yapmasına rağmen, Ehl-i Sünnet olduğunu belirtmesine rağmen veya istikametli olanın Ehl-i Sünnet cadde-i kübrası olduğunu ifade etmesine rağmen, kimi nurcu kardeşlerimin Ehl-i Sünnet'ten farklı görüşlere sahip olabilmesidir. (Hatta "Ehl-i Sünnet kalıpçılığı" gibi meş'um ifadelerle fırka-i nâciyeyi eleştirebilmeleridir.) Sorun sadece "sahip olabilmeleri" de değildir üstelik. Bunu Üstad'a da dayatabilmeleridir. [...] Bazı nurcu kardeşlerimiz, nasıl yapmışlarsa yapmışlar, Muaviye radyallahu anhın "radyallahu anh" duâsına lâyık olmadığına dair çıkarımlarda bulunmuşlar. Neye dayanıyorlar peki? Bediüzzaman'ın sahabe arasındaki ihtilaflara dair yazdığı birkaç metne. Peki o metinlerde hakikaten Muaviye radyallahu anhın "radyallahu anh" denilmeye seza olmadığı mı söyleniyor? Hâşâ! Böyle hiçbir beyân yok. Hiçbir metin böyle birşey söylemiyor. Fakat hayatı okumayı siyaset, siyaseti okumayı da demokrasi çerçevesine sıkıştıranlar, hilafetin saltanata dönüşüm süreci üzerinden uçuyorlar da uçuyorlar. Kimbilir: Belki demokrasiyi itikatlarından da fazla önemsiyorlar. Allah böyle bir şeye kapılmaktan cümlemizi muhafaza eylesin. Âmin. Ben bu yazıda dayandıkları metinlerin ne kadar onların "arzularını" söylediğini irdelemeyeceğim. (Bunu belki başka bir yazıda yapacağım.) Fakat Risale-i Nur'da bizzat kendisinin de Hz. Muaviye hakkında "radyallahu anh" ifadesini kullandığı sabit olan Üstad'ın bir mürşidine uzanacağım. **Kimdir bu mürşid? Müceddid-i Elf-i Sânî İmam-ı Rabbanî rahmetullahi aleyh. Bu arkadaşlar, bizim sözlerimizi (yaşımız gibi) belki küçük görürler, fakat herhalde İmâm-ı Rabbanî Hazretlerinin adı anılınca ceketlerini ilikleyecekleri gelir. Nihayetinde zikredilen kişi
Hazreti Muaviye
Hayırlı insanlar baharı getirenlerdir Ey sevgili mahmur gözlerinde gördüm o sevgiyi Kaşlarında süzdüm yüreğime düşen ince sızıyı Bir bakışın değdi ömrüme bahar sandım kendimi Rabia Asya Öztürk ADALARI KOYDUN ARAMIZA Şimdi küçük Abbas Hamdi Efendimiz SAV in yanına gelmiş kökünü atiden alıp geleceğe bakan bir şiir okuyordu ey sevgili mahmur gözlerinde gördüm o sevgiyi bir bakışın değdi ömrümün tüm zahmetine efendimiz SAV sahabe şair Kus b saide nin rahlesinde yetişen bu öğrencinin alnından öperek şunu öğütledi dilleriniz hakikat sözcüleri nasihat hazinesidir dilinizi muhafaza ediniz küçük sahabe efendimiz SAV e sordu can feda yoluna efendim insanların en hayırlısı kimdir efendimiz ilk önce küçük bir hurma ile çocuğu sevindirdi ashabım yıldızlar gibidir takip edin onlar en hayırlılar onları takip ederseniz sıratı mustakimi en doğru yolu bulur ölçü sahibi olursunuz dedi ve küçük şehit sahabelere bakarak onları kefenledi ve bedir ashabı uhudun okçuları için sahabelerden dua okumalarını istedi Efendiler efendisi Kuraanı huşu ile dinler iken sahabelerden öksüz Ahmet şu duayı okuyordu Allahım Rahman ve Rahim olan tek sığınağımız senin yolunda öldürülen ve ölenlere Rahmet mekanlarını aç tek barınağımızsın rahmetini bizden esirgeme işte hayırlı insan kavramını efendimiz SAV mübarek Âl-i İmrân, 104.ayeti okuyarak açıklıyordu  hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk onlar kurtuluşa erenlerdir baharı getirenlerdir Hz Aişe ve kuraan okuyan çocuk Bir gün olsun getirmedin baharı gönlüme Bir isyan çiçeği gibi uçurumum kıyısında bıraktın Limanında bırakıpta yerken açıp kayboldun Sonsuz maviliklerde bir düş gibi savruldun Rabia Asya Öztürk ADALARI KOYDUN ARAMIZA sana en samimi duygularımla, Açtığım ellerimi, geri boş çevirme. Sen af etmeyi seversin, bizi
Din
Gökten kayan yıldızlar Acaba ben ölmüş olsaydım, yıldızların hangisi kayacaktı? Bilsem imanına tükürdüğümün yıldızlarından hangisi benimdir, vallahi göğe merdiven kurar, çiviyle onu göğe çakardım. Fosforlu Cevriye Suat Derviş endlessfreedom endlessfreedom Öncelikle Allah Tealanın selam ve kelamı hepinizin üzerine olsun değerli 1000 k okuyucusu endlessfreedom şunu diyor Acaba ben ölmüş olsaydım, yıldızların hangisi kayacaktı kayan Türkiyenin ekseni Türkiyenin yıldızıydı kahramanmaraş okul saldırısında 10 kişinin yıldızı söndü bu 10 kişi Türkiyenin en acı en ağır kaybı oldu peki biz durdurabildikmi gökteki yıldızların sönmesini engelleyebildik mi değerli yazarlarımızdan Suat Derviş Bilsem imanına yıldızların hangisi benimdir, vallahi göğe merdiven kurar, çiviyle onu göğe çakardım bu Türkiyede sönmeden parlaması gereken bir yıldız değilmi ancak zamansız gelen o çocuk ölümleri ben iman sahibiyim ben vicdanlıyım diyen herkesin gecesini zifiri bir karanlığa çeviriyor işte Kahramanmaraş deprem yarası sarılmadan o on kişinin yarası matemi hepimizi sarsıyor yaşlar bitmiyor saygıdeğer okuyucu endlessfreedom diyorki suat dervişten yaptığı alıntıda imanına tükürdüğümün evet ne diyordu şair zalimi ve zulmü sevme tükür celladın yüzüne hepimizin başı sağolsun Allah rahmeti ile muamele etsin Maraşta 11 yaşında Almina Ağaoğlu vefat etti oysaki onun yıldızı gökyüzünde parlıyordu eğer sizin yıldızınız gökteki nice yıldızı karartıp engelliyorsa o yıldız zulümlerin sebebidir Hayat sadece kıyam ve cihattan ibarettir Hayatın tadını ancak ölümden kurtulanlar bilirler. Siz Bir Alçaksınız! Peyami Safa endlessfreedom endlessfreedom Değerli okuyucular Allahın selamı sizlere olsun Es selam Aleyküm ve Rahmetullah peyami safa Hayatın tadını ancak ölümden kurtulanlar bilirler der refah ve
Duygu ve Düşünce
"Aslan da, kaftar da eyni dondadır, / Bilmirik dost kimdir, düşmanımız kim."
Reklam
Reklam