Selin Gürpınar

Selin Gürpınar
@kirameki
>Okuyorum, okuduklarımı değerlendiriyor, sevdiğim alıntıları paylaşıyorum. **Burayı 2021'de aktif olarak kullanmaya başladım.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
19 Haziran
38 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
8/10
·200 syf.··
2021 29. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2021 00:20
Ankara’da seyretme fırsatı bulduğum Sokrates’in Son Gecesi isimli tiyatro oyunun ardından Sokrates hakkında daha çok şey bilmek istediğimi fark ettim. Hemen ertesi günü kitabı kitabevinden satın alarak okumaya başladım. Önceden belirtmek isterim ki felsefeyle çok aram yoktur. Buna rağmen kitabın beni çok etkileyen kısımları oldu. Öncelikle kitap hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölümümüzde Sokrates ile Euthyropion arasında geçen dindarlık konusundaki felsefi sohbeti okuyoruz. Sonraki bölümde ise idam cezasına çarptırılmış Sokrates’in, idam edilmemek için yargıçlar ve Atinalıların karşısında kendini savunmasını yani namı diğer ünlü Sokrates’in Savunması’nı okuyoruz. Ardından Atinalılar tarafından idamının kesinleşmesi üzerine, diğer bölümde Kriton ile bundan sonra neler yapabilecekleri hakkında konuşmalarına şahit oluyoruz. Sokrates her daim cesurca, kaçmadan, mahkum bırakıldığına göğüs geriyor fakat Kriton onu oradan çıkarmak için çeşitli fikirler ortaya sunuyor. Sokrates hiçbirini kabul etmeyerek, ölümünü mertçe beklemeyi tercih ediyor. Ve ardından kitabın en ağır metni olan ve Sokrates’in ruh üzerine konuştuğu son metni, ölümüne dakikalar kala neler yaşandığını okuyoruz. En ağır metin olmasına rağmen Sokrates’in özellikle ruhun ölümsüzlüğünü ispatladığı noktada hayranlığıma karşı koyamadım. Kısaca söylemek gerekirse felsefeyle ilgili olun veya olmayın, kitabın genel anlamda çok ağır bir felsefi dili olduğunu düşünmüyorum. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Ayrıca Sokrates’in ruhun ölümsüzlüğünü kanıtladığı tam o kısımdan da bir bölümü buraya bırakmak isterim: - Varlığıyla bedeni canlı kılması için o bedende bulunması gereken şey nedir? - Ruh. - Ruh mülkiyetine geçirdiği her şeye hayat verir diyebilir miyiz? - Kesinlikle
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma
Reklam
6/10
·104 syf.··
2021 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2021 12:28
Hiçbir zaman aforizma okumayı sevmemiş biri olarak bu kitapla da asla ısınamadığımı söylemem gerekiyor. Kitaptaki çoğu düşünce ve gözlemin şu anki tıpta hiçbir şekilde yeri olmamakla birlikte çok küçük gruplar içerisinden yapılan gözlemleri içerdiği çok belli. Hipokrat’ın o dönem tıbbı büyüler, batıl inançlardan uzaklaştırmak ve mantığa ve bilime dayalı tıbba yaklaştırma çabası ile takdir edilmesi gereken çok önemli bir kişi olduğunun bilincindeyim. Bu yüzden de böyle önemli bir kişiliği o dönem yazdığı ve şu an bir karşılığı olmayan birkaç gözlem üzerinden değerlendirmek yerine tıbba yaklaşımına ve attığı temellere odaklanmak daha sağlıklı olacaktır. Fakat Hipokrat’ı tanımak veya tıpla ilgili bir şeyler öğrenmek isteyen kişiler adına okunması çok da gerekli bir kitap olup olmadığı tartışılır. Binlerce yıl önce belki de birkaç kişinin üzerinde yapılmış gözlemleri okumak, acaba şu anla benzerlikleri neler, bunu değerlendirmek isteyenler okuyabilir. Onun dışında okumanın çok da gerekli olmadığını söyleyeceğim. Kendisi bir sanat olan tıbbın ilk kuralını hatırlatarak yorumumu noktalıyorum: “Primum non nocere” (Önce zarar verme!)
AforizmalarHippokrates · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016934 okunma
7/10
·168 syf.··
2021 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2021 00:01
Bir hekim adayı olarak; sağlık alanında çalışan, çalışmak isteyen, ilgi duyan, merak eden herkesin okumasını tavsiye ettiğim bir kitapla karşınızdayım. Genç Bir Doktorun Anıları; isminden de anlaşılacağı üzere henüz yeni mezun olmuş bir hekimin Rusya’nın ücra bir köyüne gönderilmesini ve orada karşısına çıkan vakaları anlatan bir kitap. Edebi dil açısından çok başarılı olmasını beklemeyerek okuduğum bir kitaptı ve benim tüm beklentimi karşıladı. Okumak istediğim gerçekten de böylesine vaka hikayeleri ve doktorun o anlarda neler hissettiğiydi ve bu doyuma tam anlamıyla ulaştığımı söyleyebilirim. Keyifli bir akşam elinize alıp birkaç saatte bitirebileceğiniz bir kitap olmasıyla birlikte bir doktorun başından geçenleri okumanın verdiği zevkle akşam keyfiniz katlanarak artacaktır. Bu mesleğin aslında ne kadar zor bir meslek olduğunu, sağlık çalışanlarının ne kadar ağır şartlar ve büyük sorumluluklar altında çalıştığını da görmenizi sağlayacaktır. Kısacası büyük beklentiler içerisine girmeden okunacak keyifli, çerezlik bir kitap; eğer başlamayı düşünüyorsanız hiç beklemeden başlayabilirsiniz
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
8/10
·102 syf.··
2021 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2021 23:08
Yer yer hüzün dolu, umut dolu; yer yer ise aksiyon ve korkuyu bize hissettirebilen kısa bir Steinbeck eseri. Toplumun birbirinden farklı kesimlerdeki insanların arasındaki büyük farkları, yıllardır bitmemiş ve bitmeyecek bu sorunu doktor karakteriyle gerçekleşen olaylar ile yüzlerimize vurmuş yazarımız. O durumda Kino’nun ve ailesinin yaşadığı çaresizlik ve utanç duygularını da onlar kadar hissettiğimi söyleyebilirim. Fakat bu kitabın beni en çok içerisine çeken tarafı; hüznü veya Kino’nun çocuğunun ileride okuyacak olmasıyla ilgili kurmuş olduğu o parıl parıl düşleri, umudu değildi. Kitabın son sayfalarında derinlemesine hissettiğimiz aksiyon ve acaba bulunacaklar mı, acaba yakalanacaklar mı, korkusu benim en beğendiğim kısımdı. Onlar kadar heyecanlandım, onlar kadar endişelendim ve tek bir solukta kitabı bitirdim. Bahsettiği şeyler derinlemesine değerlendirilebilecek bir kitap olmasıyla beraber anlatmak istediği şeyleri de net bir şekilde anlatmış yazar. Oldukça akıcı olan diliyle de bir oturuşta rahatlıkla bitirebileceğiniz kesinlikle okumaya değer bir eser olduğunu söyleyebilirim. Sağlıcakla kalın, keyifli okumalar!
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
7/10
·216 syf.··
2021 26. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2021 22:40
Bu kitabı daha önce hayatının belli bir döneminde vejeteryan olmuş, veganizm ve ekolojik sürdürülebilirlik konusunda kafa yormayı oldukça seven biri olarak okudum ve bu gözden yorumlamak istiyorum. Ekolojik düzen ve dengenin sağlanmasının; bir canlı acı çekiyor ve bunu acilen önlemeliyiz, düşüncesinden çok daha önemli buluyorum. Bu yüzden ben de yazarın söylediği gibi; daha büyük bir kitleye ulaşmak ve daha ılımlı sonuçlar alabilmek için bazı durumlarda taviz verilebileceğini düşünüyorum. Bu konuya mutlak idealizm ile yaklaşmaktansa ılımlı pragmatizm ile yaklaşmayı tercih ediyorum. Özellikle kültürlerinde hayvansal ürünleri eksik etmeyen bir ülkede yaşayan insanların, kolayca vejetaryen veya vegan olamayacağını görmüş ve deneyimlemiş biriyim. Bu yüzden de insanların ilk adımları atmalarını sağlamak için veganlığı olabildiğince kolaylaştırmak gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada da yazarın çizdiği yol haritasından da göreceğimiz üzere, bu yola baş koymuş kişilere fazlasıyla görev düşüyor. Özellikle veganizme ılımlı bakan bir kişi olarak ben bile bu yazdıklarımı herhangi bir vegan tarafından sert bir eleştiriye maruz kalırım korkusuyla çekinerek yazıyorum. Bizler gibi olan kişileri bu yola ılımlı bir şekilde yönlendirmek yerine mutlak idealist tavırlar ile dünyada var olan her hayvanı kurtarabilecek tek kişi kendisiymiş gibi davranan vegan bireylerden dolayı toplum tarafından tüm veganlara karşı duyulan bir önyargı söz konusu. Kitapta da bahsedildiği gibi “ortak vejetaryenlik veya veganlık” düşüncesi çok güçlendiğinde, savunucular öfkeyle karışık bir saldırı moduna geçmeye hazır duruma geliyorlar. Bu da “ortak” kelimesinden kaynaklanıyor, yani etraflarındaki diğer veganlarla birlikte bu düşünceye o kadar sağlam tutunuyorlar ki empati yeteneklerini kaybediyorlar. Bunu
Vegan Bir DünyaTobias Leenaert ·  Yeni İnsan Yayınevi · 201974 okunma
Reklam