Ankara’da seyretme fırsatı bulduğum Sokrates’in Son Gecesi isimli tiyatro oyunun ardından Sokrates hakkında daha çok şey bilmek istediğimi fark ettim. Hemen ertesi günü kitabı kitabevinden satın alarak okumaya başladım. Önceden belirtmek isterim ki felsefeyle çok aram yoktur. Buna rağmen kitabın beni çok etkileyen kısımları oldu.
Öncelikle kitap hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölümümüzde Sokrates ile Euthyropion arasında geçen dindarlık konusundaki felsefi sohbeti okuyoruz. Sonraki bölümde ise idam cezasına çarptırılmış Sokrates’in, idam edilmemek için yargıçlar ve Atinalıların karşısında kendini savunmasını yani namı diğer ünlü Sokrates’in Savunması’nı okuyoruz. Ardından Atinalılar tarafından idamının kesinleşmesi üzerine, diğer bölümde Kriton ile bundan sonra neler yapabilecekleri hakkında konuşmalarına şahit oluyoruz. Sokrates her daim cesurca, kaçmadan, mahkum bırakıldığına göğüs geriyor fakat Kriton onu oradan çıkarmak için çeşitli fikirler ortaya sunuyor. Sokrates hiçbirini kabul etmeyerek, ölümünü mertçe beklemeyi tercih ediyor. Ve ardından kitabın en ağır metni olan ve Sokrates’in ruh üzerine konuştuğu son metni, ölümüne dakikalar kala neler yaşandığını okuyoruz. En ağır metin olmasına rağmen Sokrates’in özellikle ruhun ölümsüzlüğünü ispatladığı noktada hayranlığıma karşı koyamadım. Kısaca söylemek gerekirse felsefeyle ilgili olun veya olmayın, kitabın genel anlamda çok ağır bir felsefi dili olduğunu düşünmüyorum. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Ayrıca Sokrates’in ruhun ölümsüzlüğünü kanıtladığı tam o kısımdan da bir bölümü buraya bırakmak isterim:
- Varlığıyla bedeni canlı kılması için o bedende bulunması gereken şey nedir?
- Ruh.
- Ruh mülkiyetine geçirdiği her şeye hayat verir diyebilir miyiz?
- Kesinlikle