"3 çeşit hükümdar vardır. Kötü olanlardan bahsediyorum. Kimisi halkın seçimiyle, kimisi silahların gücüyle ve kimisi de verasetle ülkeye sahip olanlardır.
(...)
Yönetim erkini halktan alanlara gelirsek, onun daha tahammül edilebilir olması gerekir gibi görünür ancak bu kadar yükseklere, herkesin üstüne yükseldiğini gördüğünde adına "büyüklük" denen bilmem neyle şımararak, sanırım bir daha oradan inmeme kararını alır.
Halkın kendisine emanet ettiği gücü neredeyse her zaman çocuklarına aktarılması gereken bir güç olarak görür. Böylece kendisi ve çocuklarının bu uğursuz düşünceyi tasarladıkları andan itibaren kötü eğilim ve gaddarlık noktasında diğer hükümdarları nasıl geçtiklerini görmek tuhaftır."
Boyunduruk altında bir milyon insanın kendinden daha üstün bir gücün zorlamasıyla değil de, sanki tek bir kişinin adıyla büyülenerek sefilce hizmet etmesini görmek öylesine olağan bir şey ki, buna şaşırmaktan çok üzülmek gerekir.
Tiranın hükmü altında hepsi de kendilerine özgü bir şey elde edebileceklerini sanıp zenginlikleri elde edeceklermiş gibi davranırlar ve herkesin her şeyini almaya yarayan ve kimsenin 'bu benimdir' diyebilecek kadar bile hiçbir şey bırakmayan bu gücü, ona kendilerinin verdiğini unuturlar.