Puan vermedi·166 syf.··
2026 27. kitabı
Beğendiğim kısımlar olsa da genel olarak pek hoşuma gitmeyen bir okuma oldu. Bir dosta yazılmış mektuplar kimi zaman dertleşme, kimi zaman durum değerlendirmesi, kimi zaman dönem eleştirisi kimi zamanda romantik bir paylaşım havasında ilerliyor. Sıkça hitap edilen 'Sevgili Dost', ideal bir dost; herkesin sevdiği iletişim kurmak istediği aynı zamanda adı sanı bilinmeyen bir kişi. Lisede ya da üniversitenin ilk yıllarında okusaydım eminim çok beğenirdim. Kelime oyunları ile dolu bir kitap ama sanki basit düzeyde kalmış. Bazı kitaplar geçmişte yazılsa da her devre hitap eder veya yazıldığı zamanın ruhunu okura aktarır ama maalesef bence bu kitap ikisini de pek sağlamıyor. Bu kitapta belli bir zaman, yer, kişi vs. yok ama zamanı geçmiş hissi verdi bana. Dili oldukça basit ama bazen fazla kelime oyunu yaptığından burada ne anlatılıyor hissine kapıldım. Lisede mektup yazma ödevime benzetim biraz da o yüzden sanki o yaşlara ve o tarihlere daha uygun hissine kapıldım. Benim için ortalama veya altında bir okumaydı diyebilirim. Ama seveni de çok. Belki de biraz daha melankolik zamanlarda, mevsim olarak ise sonbahar kış gibi okunacak bir kitap olarak düşünebiliriz. Merak edenlere keyifli okumalar dilerim.
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule yayınları · 200722,9bin okunma
"Türklerin Kapısı" Bozkırdan.....
Puan vermedi·180 syf.··
2026 2. kitabı
İbn Fadlan Seyahatnâmesi, 10. yüzyıl Avrasya coğrafyasında inançların, siyasi dengelerin ve kültürlerin izini süren en özgün seyahatnamelerden biridir. Abbasi elçisi olarak yola çıkan İbn Fadlan, Bağdat’tan İtil Bulgarlarına uzanan rotasında İslam dünyası ile Orta Asya steplerinin pagan toplulukları arasındaki sınırları kaydeder. ​Eserin en çarpıcı duraklarından biri, seyyahın Harezmşahlar (Hârizm) bölgesinde geçirdiği çetin kış şartlarıdır. Buradaki köklü yerleşik kültürü ve dini hassasiyetleri gözlemleyen yazar, ardından göçebe Türk dünyasının eşiğine ulaşır. Seyahatnamede Oğuz Yabgu Devleti’nin toprakları "Türklerin Kapısı" olarak adlandırılır. İbn Fadlan, bu kapıdan içeri girdiğinde Türklerin toplumsal yapısını, şamanistik kökenli dinlerini, cenaze ritüellerini ve misafirperverlik geleneklerini hayranlık ve şaşkınlıkla inceler. ​Eser; Harezm'in şehirliliği ile bozkırın göçebeliğini buluşturan, farklı dinlerin ve yaşam tarzlarının coğrafi sınırları nasıl şekillendirdiğini gösteren eşsiz bir antropolojik belgedir.
İbn Fadlan SeyahatnamesiRamazan Şeşen · Yeditepe Yayınevi · 2015812 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Doğanın Çağrısı Cevapsız Kalmaz: The Wendigo
6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 114. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 16:31
Dört kişilik bir arkadaş grubu, Kanada'nın yabanıl ortamlarına sığın geyiği avına çıkarlar. Bir noktada keşfettikleri alanı artırmak için ikiye ayrılınca da içlerinden en genci olan Simpson, Joseph Défago ile eşleşir. Birlikte Elli Ada Sulağı'nın karşısına geçen ekibin kaderinde ise avcı değil, av olmak vardır. Çünkü bu keşfedilmemiş ıssız tabiatın kucağında onları izlemekte dehşetengiz bir canavar saklıdır. Bu korku romanımızda Algernon Blackwood 'un Wendigo efsanesine kendisinin kattığı yorumu okuyoruz. Yani amacınız daha en başında, tıpkı benim gibi, asıl efsaneye uyan bir hikâye görmek ise yanlış yerdesiniz, bunu belirtmek istedim. ┐⁠(⁠‘⁠~⁠`⁠;⁠)⁠┌ Wendigo nedir? Öncelikle bilmeyenleriniz için konuya bir açıklık getirmem gerekiyor. Efsanelerde çoğunlukla kış zamanında kıtlık ya da yiyecek yoksunluğu sonucu hayatta kalabilmek için bir insanın bir başkasını yemesi, yani yamyamlık etmesi sonucu ortaya çıkan canavardır Wendigo. Kişi yamyamlık yaptığı için bu canavara dönüşmekle ve sonsuza kadar sonsuz bir açlık çekmekle lanetlenir. Wendigo günümüzde geyik başlı bir yaratık olarak tasvir edilse de geleneksel anlatılarda daha çok insan görünüşüne sahip, aşırı derecede zayıf, hatta açlıktan kemikleri belirginleşmiş bir figür olarak anlatılır. Ama başka anlatılarda kişinin Wendigo'ya dönüşmesine sebep olan şeyin sadece yamyamlık değil, aşırı açgözlülük ve doyumsuzluk ve Wendigo ruhu tarafından ele geçirilmek olduğu da söylenmektedir. Nitekim Algernon Blackwood 'un bu kitabındaki yorumu da daha çok Wendigo ruhu tarafından çağrılmaya ve ele geçirilmeye uyuyor. Öykümüz oldukça kısa ama buna rağmen pek de kolay okunmuyor, çünkü cümleleri hem çok uzun hem de sayısız betimlemeyle dolu. Bu aslında güzel bir unsur olsa da biraz zorlayıcı olduğu da bir gerçek. Kitap yavaş bir tempoya sahip.
1000Kitap
WendigoAlgernon Blackwood · İthaki Yayınları · 2023378 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 11. kitabı
KURŞUN KURDA ATILDI AMA KARACAYI DELDİ. Arkadaşımın "Sen de bu kitabı oku, beraber okuyalım" demesiyle başladım. Açıkçası ilk sayfalarda çok büyük bir beklentiyle okumuyordum. Hatta kitap biraz yavaş ilerlediği için birkaç kez bırakmayı bile düşündüm. Ama iyi ki devam etmişim. İlk başta klasik bir Wattpad kitabı okuyormuş gibi hissettiriyor.mFakat sayfalar ilerledikçe hikâye kendini açıyor ve sizi içine çekmeye başlıyor. Beyza'nın kalemi gerçekten çok akıcı. Kitap yavaş ilerlese bile sıkmadan, tadına vara vara okutuyor. Karakterlerin gelişimini ve aralarındaki ilişkilerin zamanla oturmasını okumak keyifliydi. Bu yüzden ilk bölümler biraz sabır istese de sonrasında bunun karşılığını veriyor. Genel olarak beklentimin üzerinde çıkan, keyifle okuduğum bir kitaptı. Eğer ilk sayfalarda çok etkilenmezseniz hemen bırakmayın; çünkü asıl hikâye biraz ilerledikten sonra başlıyor. Bence bir şansı hak ediyor. Okuyun, okutturun!
Siyam 1 - Kış GüneşiBeyza Aksoy · Epsilon Yayınevi · 20223,581 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:05
Zengin tüccar Vasili Andreyeviç, kârlı bir arazi satın almak için sert kış şartlarında uşağı Nikita ile yola çıkar. Vasili’nin tek amacı araziyi herkesten önce alarak daha fazla para kazanmaktır. Nikita ise dürüst, çalışkan ve yoksul bir köylüdür; efendisine sadakatle hizmet eder. Yoğun kar fırtınası nedeniyle yollarını kaybederler. Vasili önce yalnız başına kurtulmaya çalışır ve Nikita’yı geride bırakmayı düşünür. Ancak dışarıdaki dondurucu soğuk ve ölüm korkusu onu derinden etkiler. Sonunda geri döner ve donmak üzere olan Nikita’nın üzerine uzanarak kendi vücut sıcaklığıyla onu hayatta tutmaya çalışır. Sabah olduğunda Nikita kurtulur, fakat Vasili hayatını kaybetmiştir. Ölmeden önce yaptığı bu fedakârlık, onun para hırsından sıyrılıp gerçek insanlığını keşfettiğini gösterir. * Para hırsının insanı kör etmesi * Vicdan ve ahlaki uyanış * Fedakârlık ve sevgi * İnsan hayatının maddi kazançtan daha değerli olması Tolstoy, gerçek zenginliğin para veya mal değil; başkaları için fedakârlık yapabilmek ve insan sevgisi olduğunu anlatır. Vasili’nin son anda yaşadığı değişim, romanın en güçlü yönüdür ve insanın ölümle yüzleştiğinde gerçek değerleri fark edebileceğini vurgular.
Efendi ile UşağıLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201610,7bin okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:33
18. yüzyıl sonları Boston kırsalında geçiyordu öykümüz. Erkek hegomonyası altındaki toplumda, yasalar önünde bile, kadın hakları düşüncesinin kabul edilmediği yıllardı. Şöyle ki, bir kadın, yaşı, işi statüsü (Yok ama, neyse) ne olursa olsun, yanında kocası, babası ya da erkek kardeşi olmadan, dava konusu olayın kilit şahidi de olsa, mahkemede tanıklık edemiyordu. Tanıklık etse de, çoğu durumda erkek yargıçlar tarafından takdir hakkı hemcinslerinin lehine kullanıldığı için, kadınların olmayan hakları da yeniyordu, okuduğumuz öyküden anladığımız üzere. Hallowell kasabası halkı, kasabadan geçen Kennebec Nehri’nin sularını baharın ortasına kadar donduran, oldukça sert kış şartlarına uyum saglamışlardı. Ellili yaşlarının ortalarındaki Martha Ballard ve kocası Ephraim Ballard, çocukları ile birlikte, kasabanın değirmeninde yaşıyorlardı. Ephraim, değirmen işleri ve toprak ölçümleriyle ilgilenirken, Martha ise yaklaşık otuz yıldır kasabanın ebesi ve bir çeşit adli tıp uzmanı olarak görev yapıyordu. Bu nedenle de kasabanın önemli kadınlarından birisiydi kendisi. Kışın sertliğini hissettirmeye başladığı günlerin birinde, yeni yeni donmaya başlayan nehirde bulunan bir cesetle başladı olaylarımız. Bu doğal bir ölüm değildi elbet. Kasabada bir süre önce işlendiği dilden dile dolaşan bir suçun faillerinden birine aitti bu ceset. Ve böylece başlayan olaylar silsilesi ile, Martha Ballard’ın öyküsü ön planda olmak üzere, kasaba halkının sosyal yaşamı, kadın – erkek ilişkileri, aşk, evlilik ve aile hayatları anlatılıyordu kitapta. Kadınların ikinci sınıf muamele gördükleri bir toplumda, kocası tarafından okuma yazma öğretilen, sevilip kollanan ve o devirdeki anlayışın tersine kadının eşiyle her konuda denk kabul edildiği, dürüstlük ve aşk temelinde acı tatlı geçen otuz yıllık bir
Donmuş NehirAriel Lawhon · Kairos Kitap · 202621 okunma