İnsan, kendini medeniyetin konforlu kollarında güvende sandığında bile derinlerde, ilkel korkular taşır: karanlık, yalnızlık, açlık ve bilinmeyene duyulan içgüdüsel bir tedirginlik. Wendigo , bu
80 sayfalık bir kitabı okurken nasıl bu kadar yoruldum bilmiyorum ama hiç iyi olmadı. Kitabın yorumlarına baktığımda şok oldum çünkü herkes o kadar sevmiş o kadar merakla okumuş ki. Çok fazla betimleme vardı içinde ve cümleler o kadar uzundu ki çok sıktı. Ama yazarın söğütler isimli başka bir kitabını da önermişler onu da okuyacağım yine de ama önce kendime gelmem lazım.
Kitap, yabani araziye geyik avına çıkan 4 kişilik bir gruptaki kişilerin başından geçen bir kesitten bahsediyor. Bu 4 kişiden doğanın gizemli unsurlarından yararlanarak ve araya korku öğeleri katarak bahsediyor diyebilirim kısacası.
Bu kadar uzun betimlemeleri olmasa bu kadar beni yormasa konusu ilgi çekici gelebilirdi belki ama beni o kadar çok yordu ki konusu bir noktada koptu. Yani cümleler o kadar uzun ki ne anlattığını unutuyorsun okurken.
Meraklısına tavsiye edilir Benim, betimleme sevmeyen bir insan olarak çok da hoşuma gitmedi.
Okuması zor, yavaş ve ağdalı anlatımı ile çok az sayfası olmasın rağmen insanı zorlayan bir kitap. Keşke wendigo ile olan sahnelere daha cok yer verilseydi. Ama yine de tam bir Blackwood klasiği...
1910 senesinde yazılmış bu novellada, Kanada'nın ıssız bölgelerinden birinde sığın avına çıkan dört kişilik bir grubun başına gelen gizemli bir olay anlatılıyor.
Kitapta doğa ve doğaüstünün iç içe geçmesini, tekinsizlik ve tedirginlik hissini sevdim. Yine de kitabın ilk sayfalarını okurken takıldım. Anlatım uzun ve dolambaçlı cümlelerle başlıyordu. İlerleyebilmek için birkaç sayfa okuyarak heyecan içine girmem gerekti.
Bu arada Wendigo'yu daha evvel duymamıştım. Wendigo, Kuzey Amerika'nın yerli halklarının mitlerinde yer alan kötücül bir ruh veya bir dev.
Daha önce aynı yazarın Söğütler kitabını okumuş ve beğenmiştim ama sadece beğenmiştim ve kitap üzerimde çok da bir etki bırakmamıştı. Bu kitap ise her sayfa çevirdiğimde daha çok merak ve heyecan duygusuna kapıldığım özellikle ilk yarısından sonrasını soluksuz şekilde okuduğum, çok daha ürpertici ve etkili bir deneyim oldu benim için. Yazar o ormanın ve vahşi doğanın esrarengiz, ürpertici ama büyülü ortamını çok iyi betimliyor. Blackwood, pek çok harika eser kaleme almış birisi. Umarım daha fazla hikayesini Türkçe olarak okuma fırsatı buluruz ilerleyen zamanlarda. Eğer kısa ama etkili, sürükleyici ve ürpertici bir eser arıyorsanız gözünüzü kırpmadan alıp okuyabilirsiniz. Özellikle tam kampta okunmalık bir eser.
Kanada'nın yabanıl arazilerinde geyik avına çıkan dört kişiden oluşan bir arkadaş grubu, ikişerli hâlinde bir gruba ayrılırlar.
Dr. Cathcart, Hank - Simpson ve Joseph Défago.
ormanın kasvetli atmosferinde önce berbat bir koku alınır, sonra bilinmeyen bir ayak izleri ortaya çıkar. işte "bilinmeyen" ordadır ve kurbanını etkisi altına almayı bekliyordur.
Wendigo: efsanevi bir karakterdir. Kuzey Amerikalı Anişinaabe Kızılderilileri, insan eti yiyen kişinin Wendigo'ya dönüştüğüne inanılır. Bu efsanevi karakterin, insan eti yiyemediği süreçte yosunla beslendiğini ve tek başına yolculuk eden gezginleri ağına düşürdüğü bilinir. Ayrıca Wendigo'nun kurbanlarının ayaklarını yaktığı söylenir, muhteşem bir hızla kurbanını yanında taşır ve onu sürükler ta ki kurbanın ayaklarından Wendigo'nunkilere benzer bir ayak çıkıncaya dek.
*korku, gerilim türünden okumayı sevenler için harika bir eser. özellikle son sayfalarda bu gerilimi fazlasıyla hissediyorsunuz...
Korku edebiyatı eserlerinden biri olan bu kitapta eserin ana fikri, insanın doğanın karşısında ne kadar güçsüz olduğunu ve doğanın gizemli, ürkütücü yönlerinin insan zihnini nasıl korku ve endişe yaratabileceğini anlatarak, doğaüstü bir varlık olan Wendigo üzerinden insanın doğa ile olan ilişkisine ve insan psikolojisine dair birçok temayı ele alır. Doğanın derinliklerinde var olan gizemli güçlerin, insanın zihninde korku ve endişe yaratabileceğini anlatarak, doğaüstü bir varlık olan Wendigo üzerinden insanın doğa ile olan ilişkisine ve insan psikolojisine dair birçok temayı ele alır.
Karanlık kitaplık serisinden okuduğum 2. kitap oldu bu. Bu tarzı yeni yeni okuyorum ama gerilim sevdiğim için hoşuma gitti. Wendigo'nun gizemini yazar çok iyi işlemiş gerçekten tüylerimin diken diken olduğu 1-2 kısım oldu. Karakterlerin bu gizeme verdiği tepkiler de çok gerçekçi geldi bana. Karlı bir günde ıssız bir ormana, göl kenarına yolum düşerse bilinçaltım "havayı kokla, etrafı dinle" der mi acaba? Beğendim. Algernon Blackwood'un diğer kitaplarına da bakıcam muhtemelen.
Korku klasiği dizisindendi. Tuhaf bir yaratık hakkında olan bu kitap bana çok değişik hissettirdi. Simpson'u çok sevdim. Değişik bir kitaptı dediğim gibi ve yazım dili çok karmaşıktı. Bazı cümleleri anlamakta çok zorlandım. Belki okuduğum ruh halimle ilgilidir, bilemiyorum. Bunun dışında güzel bir kitaptı. Aman aman şahane diyemem ama iyiydi.
Wendigo, beklediğimden çok daha keyifli bir kitaptı. Karanlık Kitaplık serisinden okuduğum kaçıncı kitap emin değilim ama kafamda artık bu seriye dair bir bilinç oluşmaya başladı gibi hissediyorum.
Algernon Henry Blackwood İngiltere'de, Kent şehrinin Shooter's Hill kasabasında doğmuştur. Ailesi Kalvinist görüşe bağlı aşırı tutucu kişilerdi ve bu yüzden çok zor bir çocukluk geçirdi. Öğrenimini farklı özel okullarda yaptı. Tıp öğrencisi olan bir Hindu ona kişisel ve dünyasal kötülüklerden uzaklaşmakta kullanılan bazı ruhsal alıştırmaları öğretti. Aynı zamanda öğretmeni de olan bir doktor ise, 1883'te, ona hipnotizmanın tedavide kullanımını öğretti ve zihinsel konularda uzmanlaşmasını tavsiye etti. Eğitimini Wellington College, Cambridge'de tamamladı. Bundan sonra iş adamlığını deneyerek Kanada'da, babasının aracılığıyla yatırımlar yaptı ama başarılı olamayıp iflas etti.
New York'a giden Blackwood Evening Sun gazetesinde muhabirliğe başladı. New York'taki yaşantısı da türlü zorluklar içinde geçti: Çoğunlukla parasızdı, çevresi dolandırıcılar, uyuşturucu bağımlıları, ayyaş gazeteciler ve muhabbet tellallarıyla doluydu. Yaşamının bu döneminde para kazanabilmek için bir ressama modellik bile yaptı. Bu şehirdeki yaşantısını şöyle dile getirir Blackwood: "New York'un günün her saatinde tuz ve asitle ovduğu çürük ve yaralarla kaplıydım sanki."
New York Times' a muhabir olarak girdiğinde maddi sorunları da sona erdi. Daha sonra bir süt tozu fabrikasına ortak oldu ve uzun geziler yapmaya başladı. Bu geziler öykülerine de esin kaynağı olmuştu. Tuna Nehrine yaptığı geziler The Willows — Söğütleri, Kafkasya Dağlarındaki gezisi The Centaur — Sentor (İnsan başlı at) adlı yapıtını, Mısır yolculukları ise The Sand — Kum, A Descent into Egypt - Mısır'a İniş ve The Wave: An Egyptian Aftermath - Dalga.- Mısır'da Akibet adlı öykülerini ortaya çıkarmıştır.
Blackwood 1923 yılında yazın kariyerinin sona erdiğine karar vererek sadece makale ve eleştirilere yöneldi. Bu dönemde kaleme aldığı romanları daha çok çocuk kitapları ya da hafif fantazyalardır. 1934'te BBC radyosunda hayalet öyküleri okumaya başladı, çok tutulunca 1936'da televizyona çıktı. 1940 yılında radyo için konuşmalar ve oyunlar hazırladı. İkinci Dünya Savaşında Britanya İmparatorluğunun bir subayı olarak görev yaptı.
Blackwood'un öyküleri genellikle antolojilerde toplanmıştır ve yapıtlarının ilk baskıları koleksiyoncularda oldukça yüksek fiyatlar almaktadır. Doğaüstünün en önde gelen yazarı olarak tanınır ve öyküleri bu türün en iyileri arasındadır.