Romanların kendi benliğinden sıyrılıp bir başkasının ruhuna yaklaşmasına olanak sağlayışını seviyordu. Karakter hüzün içindeyse Youngju da hüznü kalbinde hissediyor, acı çekiyorsa acının derinliğini
sezebiliyor, kederliyse onun da içini keder kaplıyordu. Youngju
başkalarının duygularını böylesine benimsedikten sonra kitabı
kenara koyduğunda, yeryüzünde yaşayan herkesi anlayabileceğini düşünürdü.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Artık bir alanı sevmesi, kendini huzurlu hissedip büsbütün olduğu gibi var olabilmesi, kendini dışlamadan kabullenebilmesi, o alanda kendine değer verip sevmesi gibi niteliklere bağlıydı.
İrade veya tutku gibi kelimelerin ne anlama geldiğini irdelememeye karar vermişti çünkü güvenmesi gerekenin, benliğini yönlendirmek adına sürekli tekrar ettiği bu kelimeler değil, kendi sağduyusu olduğunu anlamıştı.
"Hastaydım ama bunu kimseye belli etmemem gerektiği için daha da berbat hissediyordum. Ne kadar acı çektiğimi söyleyememenin adaletsizliğiyle her gece ağlamıştım."