Şule

Şule
@kitablogumcom
Türk Dili ve Edebiyatı
67 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
kitablogum.com/kitap-sozleri/k... “Benim gibi, küçük şeylerin büyüklüğünden esinlenenler, bu büyüklüğü aramak için en önemsiz şeyin kalbine dek giderler.” (s.145)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çay Ritüeli “On üçüncü yüzyıldaki Moğol kabilelerinin isyanına, ölümlere ve yıkımlara yol açtığı için değil Song kültürünün meyvelerinden en değerlisini, çay sanatını da yok ettiği için üzülen Çay Kitabı’nın yazarı Kakuzo Okakura gibi ben de çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel hâlini aldığında küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur. Güzellik nerededir? Diğerleri gibi, ölmeye mahkûm büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi? Çay ritüeli, aynı jest ve yudumlamaların bu değerli sürdürülüşü, basit, sahici ve rafine duyumlara bu yükseliş… Çay, yoksulların olduğu kadar zenginlerin de içeceği olduğundan bir aristokrat zevkine sahip olma izninin pek az masrafla herkese bu verilişi… Yani çay ritüeli, hayatlarımızın saçmalığında dingin bir uyum gediği açmak gibi olağanüstü bir erdeme sahiptir. Evet, evren boşlukla el birliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır. O hâlde bir fincan çay içelim. Sessizlik olur, dışarıda esen rüzgâr işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur, kedi sıcak bir ışık içinde uyur. Ve her yudumda zaman iyice yücelir.” (s.77)
Bir Fincan Çay “Dışarıda dünya uğulduyor ya da uyukluyor, savaşlar patlak veriyor, insanlar yaşayıp ölüyor, uluslar yok oluyor, bir süre sonra batacak başka uluslar doğuyor. Bütün bu gürültü ve öfke içinde, bu taşkınlar ve bu çatlamalar içinde dünya yol alıyor, tutuşuyor, parçalanıyor ve yeniden doğuyor; insan yaşamı ise çırpınıp duruyor. O hâlde bir fincan çay içelim.”
“Son yaşanırken hakikat ortaya çıkar.” (s.76)
“Genç bir adam, bir daha ayağa kalkamayacağı bir noktaya vaktinden önce gelirse bu öylesine gözle görülür ve açık seçik bir durum olur ki merhametten insanın kalbi sıkışır.” (s.76)