Bizlere sık sık" İslam hüzünle geldi, hüzünle yürür" derdi. O hüzünler peygamberiydi bir bakıma... Hüzün, yeis ve umutsuzluk değildi hâşâ! Hüzün, gurbete düşmüşlüğün bilgisidir. Ancak, gerçek sevginin ne olduğunu bilenler, sevmenin hakikatine erişmiş olanlar anlayabilirler hüznün değerini...
Hicret, büyük bir alışverişti aslında... Rabb'e güvenip her şey geride bırakarak çıkılan, karşılığında Allah'ın yardımına sığınılan, büyük bir vazgeçiş, yeniden başlayış hayata...
Tutulmuştum...
Resulullah'ın pırıltısına...
Tebessümüne.
Kaşlarını kaldırarak zaman zaman hayret edişine.
Geceleri bile aydınlatan ışığına.
Mütevazılığına.
Kararlılığına.
İradesine.
Nezaketine.
Sesine.
Ellerine.
Hiçbir harama ve haksızlığa uzanmamış, hep helali işaret eden, ancak ve ancak Rabbine açılan o ellere.