Canım sıkıldığında yine kitaplığıma gittim.
Önceden altını çizdiğim cümleleri aradım.
Belki bana iyi gelen bir satır bulurum diye düşündüm.
Ama fark ettim ki insan, en kırgın zamanlarında güzel cümlelerin altını çizemiyor.
Sadece okuyor. Sessizce geçiyor sayfaların arasından.
Yine de kitapları karıştırmak iyi geldi.
Bazı kitaplar insanın hayatında bir dost gibi duruyor.
Konuşmuyorlar ama anlıyorlar.
Bir cümlede “Dünyanın içindeki bir şefkat adası” yazıyordu.
Sanırım ben de biraz onu arıyorum.
Başka bir sayfada ise şöyle diyordu:
“Yalnızlığım benim çoğul türkülerim.”
Belki de insan en çok, kendine benzeyen cümlelerde dinleniyor.
Kitaplığıma baktıkça hem ne kadar çok okuduğumu görüyorum hem de ne kadar az şey bildiğimi.
Ve galiba bu yüzden hâlâ okumak istiyorum.
Çünkü bazı insanlar için kitaplar yalnızca okunmaz; sığınılır.
Kitaplar, benim için bir liman ve sıkıldıkça o limana sığınmayı seviyorum...