"Saatleri Ayarlama Enstitüsü her şeyden evvel kendisine inanılmağa muhtaçtır."
Kitabı elime alıp okuduğum anda hissettiğim ilk şey geç kalmış olmanın pişmanlığıydı. Ahmet Hamdi Tanpınar 'ın üslubu o kadar tatlı geldi ki daha ilk sayfalarında beni yakaladı ve sonuna kadar da bırakmadı. Daha önce Beş Şehir kitabını okurken tanıdığım yazar bu kitabında kurmaca bir dünyayı sunuyordu ve konu gerçekten çok ilgimi çekti. Bu ütopik dünyayı tanırken zaman zaman gülümsedim, Halit Ayarcı'nın her fikrinde Hayri İrdal gibi ben de şaşırdım. Onunla birlikte ben de inandım.
Zamanı insanla, insanı da zamanla anlatan altı çizilesi ve üzerine düşünülesi onlarca cümlesiyle bu kitabı aklımın köşesindeki kütüphanemden hiç eksik etmeyeceğim.
•o
kitabseray : Saatleri Ayarlama Enstitüsü
"Hiç boks maçına gitmediniz mi? İlk önce bakamayız bile! Sonra birdenbire heyecanlanırız, bir tarafı tutarız. Bir an evvel, kâfi derecede kuvvetli olmamasına kızarız, haykırırız. Haydi!.. deriz, daha kuvvetli! Daha müthiş!.. deriz ve öyle olmadığı için üzülürüz. Fakat hangimiz o esnada o adamın yerinde bulunmayı isteriz? Hiçbirimiz, değil mi?"
"O kendisi olmak için beni unutmağa belki muhtaç! Fakat ben ancak onun sayesinde biraz kendim olabiliyorum. Bu, belki de onun hiç anlamayacağı bir şey. O benim kaderimi bitmiş biliyor ve bunda haklı! Fakat ben onun kaderi üstüne acz içinde titriyorum."