Kedinin ulaşamadığı ciğere mundar demesi
Şunu fark ettim: Dili -özelde Türkçeyi- düzgün kullanamayanlar, kullananları genelde küçümsüyor. Oysa dili, kimliğidir insanın. Açık söyleyeyim benim için bir virgülün dahi çok büyük önemi var. Okuduğum her metinde, isterse bir telefon mesajı olsun, istemsizce noktalama işaretlerini ve yazım kurallarını vs. incelerim. Elbette bu benim dili tümüyle doğru kullandığım anlamına falan gelmez ama uzun yıllardır -en azından- buna dair bir çabam var. Zaten de bir dili ustaca kullanabilmek, insanın bu meselelere yıllarını vermesini gerektiriyor; o sebeple üç kitap okuyup da kitap yazan arkadaşlara, ne yalan söyleyeyim, içten içe çok gülüyorum. Cehaletle cesaret arasındaki mesafe bazen cidden çok kısa.
kitap okuma alışkanlığımı geri kazanmam gerek
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir yaşa kadar ne bulsam okudum; artık çok daha seçiciyim zira ömür ıvır zıvır okumak için çok kısayken, okunurluğu olan ve gönlümün kaydığı kitap sayısı ömrüme kıyasla çok fazla.
Kitabın ortalarına kadar Irene’nin kaçtığı kadının bir halüsinasyon olduğunu aslında kendi vicdanının sesini bastıramadığı için zihninin ona oyun oynadığını düşünmüştüm. Daha sonrasında kocasının sürekli bağışlayıcı biri olduğunu vurgulaması, ona suçlayıcı bir biçimde değil de şefkatle yaklaşması fikrimi değiştirdi. Kitap boyunca belirli noktalarda kendimi buldum; aidiyetini kaybettiğinde, yabancılaştığında, geçmişindeki kişiyle şu anki benliğinin aynı olmadığını fark ettiğinde..
Stefan Zweig
Meşgul olun;doğayla, işle, dersle, sanatla, müzikle, sporla, kitaplarla… İnsan dışındaki her şeyle meşgul olun.
Duygu ve Düşünce
Milyon tane kitap deviriyoruz görünüşte ama o kitaplardan hayata yayılan hiçbir bilgelik yok. Herkes ne kadar doğruluk timsali olduğunu ispat etmenin derdinde. Sanki aynı derdin dertlisi, aynı yolun yolcusu kocaman kalabalıklarmışız gibi konuşuyoruz küçük bir kıvılcım yetiyor oysa aramızda koca koca yangınlar çıkartmaya. Aramızdan biri bir diğerine "Yalnız değilsin" dediğinde hepimizi üşüten bir yalnızlık rüzgarı esmiyor mu her yanımızda ?