Çocukluğumu gençliğimde istiyorum sadece
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:09
Merhaba kitap dostlarım Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası Umut Göksal nesnelerin sadece maddeden ibaret olmadığını, her birinin içine yaşanmamış çocuklukların, yutulmuş öfkelerin, gecikmiş itirafların ve en çok da "baba" figürünün gölgesinin doldurulduğunu çok güçlü bir dille işliyor. ​Kitabın içindeki o melankolik ve tekinsiz atmosfer, damalı zeminlerin ve ağzı sıkı sıkıya kapalı çöp poşetlerinin arasında adeta somutlaşıyor. Umut Göksal , bir babanın yokluğunun ya da varlığıyla yarattığı o devasa boşluğun, bir evlat tarafından nasıl bir biriktirme çılgınlığına ve ruhsal bir kambura dönüştüğünü psikolojik katmanlarıyla deşifre ediyor. Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası kitap boyunca kendime sormadan edemedim. Sahi, hangimiz babamızdan ya da geçmişimizden kalan o ağır poşetleri ruhumuzun gizli odalarında saklamıyoruz ki? "İnsan unutmak için doğmuştur. " Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası Toplumun, ailenin ve en çok da kendi kendimizin üzerimize yüklediği o "cüsseli" yükleri sorgulamak isteyen herkesin kitaplığına eklemesi gereken bir eser arkadaşlar Umut Göksal Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 202610 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Henrik ve Konrad… Onlar, milyarlarca insanın taşıdığı duyguların; onlarca yaşamın ve deneyimin tezahürü. Sandor Marai ise adeta bütün bu duyguların içinden geçmiş büyük bir tiyatro ustası gibi, yıllardır içimizde beklettiğimiz en derin ve en kirli sırlarımıza seslenen bir anlatıcı. Kısacık bir öyküde; çocuk olmayı, yalnızlığı, kardeşliği, dostluğu, yetişkin olmayı, yetişkinlikle birlikte gelen o kaçınılmaz kirlenmeyi, aşkı, anne-babaya ait olma hissini, kıskançlığı, ihaneti ve sayamadığım daha nice insani duyguyu, titrek bir mavi mum ışığında yalnızca dostuna değil, bize de soruyor. Eminim bazılarımız da Konrad gibi, ya artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını düşündüğü için ya da cevap vermeye cesaret edemediği için, o soruların yanıtlarını hiç vermeden ölümle buluşacak. Kitap beni öylesine etkiledi ki, Henrik'in dostluk üzerine sorduğu soruları ben de kendi dostlarım için kendime sormaktan geri duramadım. Beklenti duymanın en anlamsız duygulardan biri olduğuna inanan ben bile, dostlarımdan beklentiler içinde olduğumu ve zaman zaman onları yargıladığımı fark ettim. Kitap bittiğinde ise hiçbirimiz; ne Konrad, ne Henrik ne de ben, Krisztina kadar hayattan, aşktan ve insanlardan hiçbir şey talep etmeden yaşayabilmeyi başaramamıştık.
Duygu ve Düşünce
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçekler farklı olabilir
Puan vermedi·76 syf.··
2026 32. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 10:36
Sevgili kitap dostlarım, Bugün sizlerle, Penceredeki Yüzler adlı eseri üzerine birkaç kelam etmek istiyorum. Bazı kitaplar okunur ve rafa kaldırılır; bazıları ise insanın içine yerleşir, uzun süre sessizce konuşmaya devam eder. Bu eser, benim için ikinci gruba dâhil olan kitaplardan biri oldu. Cuma Bozkurt, bu romanında yalnızca karakterlerin hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda her insanın içinde taşıdığı görünmeyen yaraları, özlemleri, pişmanlıkları ve umutları da satır aralarına ustalıkla işliyor. Kitabın adı olan “Penceredeki Yüzler”, aslında hayatın penceresinden birbirine bakan ama çoğu zaman birbirini gerçekten göremeyen insanları simgeliyor. Her pencerenin ardında farklı bir hayat, farklı bir acı ve farklı bir bekleyiş olduğunu hatırlatıyor. Romanın konusu, hayatın farklı dönemlerinden geçen insanların yollarının kesişmesini ve bu karşılaşmaların onların iç dünyalarında meydana getirdiği değişimleri merkezine alıyor. Günlük hayatın sıradan gibi görünen olayları üzerinden insan ruhunun derinliklerine inen yazar, okuyucuya “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu sık sık sorduruyor. Hikâyenin en güçlü yönlerinden biri de karakterlerin yapaylıktan uzak, gerçek hayattan alınmış gibi canlı ve samimi olmasıdır. Beni en çok etkileyen taraf ise, insanların çoğu zaman dışarıdan görünen yüzleriyle değil, görünmeyen yükleriyle yaşadığını hissettiren bölümler oldu. Yazar, kimseyi yargılamadan; her insanın bir hikâyesi, her sessizliğin bir sebebi olduğunu zarif bir dille anlatıyor. Bu yaklaşım, okurun empati duygusunu güçlendirirken, insan ilişkilerine daha derin bir pencereden bakmasını sağlıyor. Kanaatimce yazarın okuyucuya vermek istediği asıl mesaj şudur: İnsanı anlamadan onu değerlendirmek büyük bir eksikliktir. Hayat, yalnızca görünenlerden ibaret değildir; her yüzün
Penceredeki YüzlerCuma Bozkurt · Play Kitaplar · 202531 okunma
10/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
Bazı yaralar zamanla kapanmaz, sadece onları saran insanlar değişir..." Merhaba sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere dört farklı kadının kırılmış hayatlarına, kayıplarına, dostluklarına ve yeniden ayağa kalkma mücadelelerine tanıklık ettiğim Dantel kitabından bahsetmek istiyorum. Nazlı, Lale, Eylem ve Su… Her biri hayatın farklı yerlerinden yaralanmış, sevdiklerini kaybetmiş, hayal kırıklıkları yaşamış dört kadın. Ancak onları bir araya getiren şey acıları değil; birbirlerine uzattıkları eller, verdikleri destek ve kurdukları güçlü dostluk oluyor. Yazar, kadın dayanışmasını son derece etkileyici bir şekilde işlemiş. Kimi zaman bir fincan kahve eşliğinde yapılan sohbetler, kimi zaman örülen bir örgü, kimi zaman da sadece sessizce yanında olmak; bu dört kadının birbirlerine nasıl merhem olduğunu okurken derinden hissediyorsunuz. Kitap boyunca kız çocuklarının eğitimi, kadınların toplumdaki yeri, dostluk, kayıp, ihanet ve yeniden başlama cesareti gibi pek çok önemli konuya değiniliyor. Darbe dönemlerinden pandemiye kadar uzanan toplumsal olaylar da hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Müge Acar’ın sade, akıcı ve duygulara dokunan kalemi sayesinde karakterlerin yaşadıkları acıları ve umutlarını içtenlikle hissediyorsunuz. Özellikle kadın hikâyelerini okumayı sevenler için oldukça etkileyici bir eser. Çünkü bazı hayatlar tıpkı bir dantel gibi… Uzaktan kusursuz görünür ama yaklaştıkça her ilmeğinde saklı bir acı, bir mücadele ve bir umut vardır.
DantelMüge Acar · Eva Yayınevi · 20267 okunma
1/10
·97 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:55
Merhaba kitap dostlarım, şiirlerle yeni tanışırken bu kitapla rastlaşmak benim için kötü bir deneyim oldu diyebilirim. Açıkçası zorla bitirdiğim bir şiir kitabıydı. Bilemiyorum benden ötürü mü ama şiirlerdeki duygular bana geçmedi. Kitaplıkta duran bir kitaptı ve bir şans vermek istedim, pişman oldum diyebilirim. Önermem diyemem bana pek hitap etmedi belki size hitap edebilir.
Göğe Bakma DurağıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 202639bin okunma
8/10
·120 syf.··
2026 60. kitabı
Merhaba kitap dostlarım! Sarsıcı bir hikayeye sahip, okuduğunuzda içinizin hüzün kaplamasına sebep olacak,az sayfalı ama etkisi büyük olan bir kitapla geldim. Kitabın adı “Atları da Vururlar” . Rastgele verilmiş bir isim değil gerçekten. Bunu, kitabın özellikle son sayfasını okuduğunuzda daha da iyi anlıyorsunuz. Ayağı kırılan acı çektiği için vurulan atlarla; açlıkla, yorgunlukla, umutsuzlukla, hayatla mücadele eden ama sonunda elde hüsrandan başka bir şey elde edemeyen sürekli acı çeken insanların yaşadığı hazin son bağdaştırılmış. Manası derin kitaplardan biriydi. Hüzünlü…
1000Kitap
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026127 okunma