10/10
·88 syf.··
2026 55. kitabı
Kiraz Hanım’ın Mutfağı, her ne kadar çocuklar için yazılmış üç öyküden oluşsa da yetişkin bir okur olarak okunduğunda insana hayal gücünün ne kadar değerli olduğunu hatırlatan sıcak bir kitaptır. Sylvia Plath’ın kendi çocukları için kaleme aldığı bu öykülerde, sıradan görünen eşyalar ve günlük olaylar bambaşka bir dünyanın kapısını aralar. Kitabı okurken en çok dikkat çeken şey, basit olayların neşeli ve yaratıcı bir anlatımla sunulmasıdır. Mutfaktaki eşyaların görev değiştirmesi gibi sıra dışı fikirler, çocukların gözünden dünyaya bakmanın ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterir. Yetişkin bir okur olarak bu kitaptan çıkarılabilecek en önemli duygu, günlük hayatın koşuşturması içinde kaybettiğimiz merak ve hayal etme becerisidir. Kitap büyük dersler vermeye çalışmaz; bunun yerine okura kısa süreliğine de olsa çocukluğun özgür ve renkli dünyasına dönme fırsatı sunar. Genel olarak Kiraz Hanım’ın Mutfağı, derin bir kurgu arayan yetişkinler için değil; içini ısıtacak, yüzünde tebessüm bırakacak ve çocukluğunu hatırlatacak kısa bir okuma arayanlar için oldukça keyifli bir eserdir. Hayal gücü, neşe ve masumiyet kitabın temel duygularını oluşturur.
Kiraz Hanım'ın MutfağıSylvia Plath · Kırmızıkedi Yayınevi · 2015403 okunma
Soyang-ri’nin Kitap Mutfağı
6/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:31
Seoul’un karmaşasından kaçıp küçük bir köye sığınan Yujin’in, eski bir evi kitap mutfağına dönüştürmesi ve burayı hem kafe hem konaklama yeri yapması fikri baştan sona çok çekici geldi. Tarçınlı kurabiyelerin kokusu, pencereden görünen dağ manzarası, ateş böcekleriyle dolu yaz geceleri ve raflardaki kitaplar… Okurken gerçekten o köydeymişim gibi hissettim, huzur doldu içime. Yujin’in kendi yaralarını da yanına alıp bu mekânı kurması ve farklı hayatlardan konukların burada kısa süreliğine de olsa kendilerine gelmesi güzel işlenmiş. Her konuğun kendi hikâyesiyle gelip, mutfakta sohbet ederken veya kitapların arasında gezinirken bir nebze iyileşmesi, küçük mutlulukların gücünü hatırlatıyor. Özellikle mevsim değişimlerini ve doğayla iç içe geçen günlük ritüelleri anlatan kısımlar çok akıcı ve sıcacık. Fakat tam 6 puan vermemin sebebi var: Hikâye yer yer fazla “her şey yoluna girecek” moduna giriyor, karakterlerin dönüşümleri biraz hızlı ve yüzeysel kalıyor. Benzer “kitap kafe + iyileşme” temalı romanları sevenler için de yeterince yeni bir tat sunmuyor maalesef. Tempo oldukça yavaş, bu da bazı bölümlerde sayfaları çevirirken “acaba bir şey olacak mı” dedirtti. Yine de eğer hayatın gürültüsünden bunaldığınız bir dönemdeseniz, yeni başlangıç hayalleri kuruyorsanız veya sadece birkaç saatliğine sakin bir köşeye kaçmak istiyorsanız keyifle okuyacağınız bir kitap. Okuduktan sonra insanın içi ısınıyor, kitaplara ve küçük ritüellere olan sevgisi tazeleniyor. Özellikle sonbahar-kış aylarında battaniye altında okumak için biçilmiş kaftan. Kısaca: Büyük bir edebi başyapıt değil ama samimi, sıcak ve iyi niyetli bir mola kitabı. Ben okuduğuma memnun oldum, ara sıra o mutfağın ve köyün havası aklıma geliyor hâlâ. Kim Jee-Hye’ye teşekkürler. İyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Soyang-ri'nin Kitap MutfağıKim Jee-Hye · Athica Yayınları · 2025663 okunma
Reklam
10/10
·314 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 12:55
Kitabı tek bir kelime ile ifade edecek olursam; bu çok “lezzetli” bir kitap derdim. Betimlemeler, yemeklerin tarifleri, astronomi, tarih, Fuzuli’nin beyitleri, saray mutfağı, iktidar savaşı, aşk hepsi bir arada. Tüm bunların birleşimi ile okurun hafızasında resmen eşsiz bir lezzet şöleni yaratıyor kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,032 okunma
“PİR-İ LEZZET”
10/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:48
‘Lezzet ağızda başlar Ama zihinde biter,’ diyen bir felsefenin romanı. Ama ‘göz görmez ise, dil-damak-burun da yabancılaşır.’ Çünkü ‘her lezzet görünüş ile bir bütündür…’ (alıntılar) Bu kitap damağımda güzel bir lezzet bıraktı, siz de tadına bakın isterim. Nasıl överim bilemedim; gastronomi, astronomi, tarih, arada Mevlana, Fuzuli gibi tasavvuftan zatların beyitleri de geçer. Osmanlı yemeklerinin inceliği, baharatların şifası, masal tadında bir kurguyla harmanlanıp okura sunulmuş. Bu yazardan daha önce kitap okumamıştım, ama İskender Pala’nın tarzına çok benzettim. İyi bir araştırma yapılmış, emek kokuyordu her bir sayfası. Okurken saray mutfağının perdelerini aralayıp, sanki pişen o leziz yemeklerin kokusunu alabiliyordum. Bu kesinlikle yazarın başarısı. Saygın Ersin Bey’in hayal gücü alkışlanacak türden, bunu da belirtmeden geçemedim.. Hem Osmanlı mutfak kültürünü yakından tanıyor, hem de saray içindeki gizemli ve entrikalı atmosfere tanıklık ediyorsunuz.. Kitaba dönelim: 17. yüzyılın Osmanlısında geçiyor hikâye. Topkapı Sarayı’nda taht değişikliği olunca, tahtın yeni sahibi tahtına varis olabilecek herkesin katlini ister, ölüm fermanı verir. Bu can pazarında 5 yaşında bir erkek çocuk sarayın mutfağına sığınır. İsfendiyar Usta sahip çıkar bu çocuğa ve onu yetiştirmek üzere Adem Usta’ya gönderir. Yanında bir de pusula yazar: Adem Usta kağıdı açınca şaşırır, kağıtta sadece ‘Pir-i Lezzet’ yazar (Pir-i Lezzet; doğuştan tatların, kokuların piridir), böyle bir yetenek dünyaya yüz yılda bir gelir çünkü. Bizim minik, bir lezzet ustasıdır. Ama ne kökünün saray eşrafından olması, ne doğuştan yetenekli olması ona hayatı kolaylaştırmayacaktır. Pir-i Lezzet olmanın hakkını verebilmek için uzun yolculuklara, meşakkatli tecrübelere ve de aşkı tatmasına ihtiyacı vardır. Çünkü önce
Roman - Tarih - Edebiyat
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,032 okunma
7/10
·216 syf.··
2026 33. kitabı
Bir iyi hisset serisi kitabıymış bu kitap. Gerçekten okurken o kitabevinin hayal gibi dünyası sizi iyi hissettiriyor. Zira ben bu kitap mutfağının gerçek olmasını çok isterdim. hem bir kitabevi, hem bir kafe hem de bir pansiyon kendisi. Böyle bir yer olsa, şöyle iki günlüğüne gidip kafamızı dinlesek ne kadar güzel olur değil mi? İşte kitapta tam da bütün karakterler bunu yapıyor ve çok güzel bir dostluk kuruyorlar kendi içlerinde. Hepsi birbiriyle sonunda bağlanıyor ve gerçekten hayal ettiğinizde ama sadece hayal olabilir diyebileceğiniz bir yer. Yazarım kalemi biraz yavandı. Belki böyle olmasa uçup gidebilecek bir kitap ama bence anafikir bile bunun için yeterli. Okunur mu kesinlikle okunur, ama çok hızlı bir okuma beklemeyin.
Soyang-ri'nin Kitap MutfağıKim Jee-Hye · Athica Yayınları · 2025663 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2026 27. kitabı
Athica yayınlarının bu iyi hisset serilerini seviyorum. Sakin, sade, pembe bulutların üzerindeki anlatılar insanı sakinleştiriyor. Çoğunda da bir kitapçı çevresinde gelişen hikayeler anlatılınca o kitapçıyı bulup da gitmek istiyorsunuz. Sakura mevsimi Japonya’nın mart sonu Nisan başı arasında ağaçların pembe ve beyaz çiçekleri ile insanı büyülediği o huzurlu dönem. Bu kitapta da sakura mevsiminde kırmızıdan beyaza çiçekler açan heybetli bir ağacın altındaki kitapçıya konuk oluyoruz. İçerisi mis gibi kahve kokan bu kitapçının iki ana karakteri ise genç bir kız ve üç renkli kedi , Kobako. Dört bölümden oluşan kitapta kitapçıya konuk olan kişiler her bölümde değişiyor. Her bir karakterin de kendi içinde pişmanlıkları, unuttukları ile beraber hatırlamak istedikleri noktalar mevcut. Ellerine bir şekilde ulaşmış olan kitaptaki bir cümle ile kendilerini Sakura Mevsimi Kitapçısında bulup diledikleri bir arzunun gerçekleşmesini seyrediyorlar. Kitabın tam da bu noktası ile bence yazar vaat ettiğini yakalıyor. Sonuçta iyi hisset serisi vaadiyle kitapta bir şeylerin pamuk şeker kıvamında ilerliyor olması gerek. Bu kitabın da pamuk şekeri karakterlerin dilediklerinin bir kitapçıda gerçekleşiyor oluşu. Daha sonra ise bir kitabın kapanma sesiyle beraber uykudan uyanmaları. Kitabın çıkış noktası güzel. Yazarın varmak istediği kitapların bize farklı dünyalar sunduğu fikri kişilerin geçmişteki anılarıyla birleştirilmiş. Hatta farklı yerlerde bir kitabın aynı cümlesine bakan iki kişinin olmasıyla Sakura Mevsimi Kitapçısına geçişin başlaması da güzel bir şans olarak sunuluyor. Fakat, karakterlerin ve bir noktada olay örgüsünün de sığ kaldığını düşünüyorum. Dört bölüm olmasından ziyade bir karakteri tanıyıp onun kitapçıdaki anlarına tanıklık etmek daha keyifli bir metin
1000Kitap
Sakura Mevsimi KitapçısıTakuya Asakura · Athica Yayınları · 2026107 okunma
Reklam
Reklam