İdefix Dışında Önerisi Olan?
İdefix’ten 6 kitap siparişi verdim ve iki gün geçti. (Stokta göründüğü için sipariş verdim) Henüz hazırlık aşamasında görünüyor. İdefix ce Kitapyurdu dışında online alışveriş yaptığınız bir yer var mı acaba ? Öneri alabilirim. Maalesef kitapçı yaşadığım yerde kolay bulunmuyor :)

İz bırakan kitaplar...
Kitabın değerini bilen saygıdeğer arkadaşlar , kitap siparişi vereceğim hayatınızda okuduğunuz en kıymetli eserin adını yazarsanız sevinirim. Tşk ederim.

Yeni kitap siparişi heyecanı
Az önce 6 yeni kitabımın siparişini verdim. Her siparişte ayrı bir heyecan. Mesela ilk okuduğum roman “Ay’a Yolculuk” gelenler arasında. Kitaplıktaki yerini dolduruyoruz.

Onlar Gelince...
Çok uzun süredir internetten kitap siparişi vermiyordum. Bu duruma son verdim ve beş adet kitap ile bir adet led okuma gözlüğü gün içinde kargo ile geldi :)

Ve ben uzun süredir unuttuğum o duyguyu tekrar hatırladım, kargodan çıkan kitapların verdiği mutluluk.

Sessiz Ev

Türk'ün Ateşle İmtihanı 1921-1922

Harşit Havzasında Çepniler

Kırlangıç Çığlığı

Daha

Erhan, Mimoza Sürgünü'ü inceledi.
 04 Nis 00:20 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

https://1000kitap.com/YagmurM/Duvar/ hanımın tavsiyesiyle okumaya başladım bu kitabı. Nazan Bekiroğlu hiç bir dönemimde ilgi duymadığım bir yazardı. Burada yapılan etkinlikte bile, inceleme ve alıntılara baktıktan sonra bana göre olmadığını düşünmüştüm işin doğrusu. Hatta o kadar alakasız birisiydim ki, çeşitli hile ve desiselerle Necip Gerboğa'yı da ikna ederek alakasız kitap türleri etkinliğine de katıldım bu tür ve kitapla:) Ne olacağını bilmiyordum. Siparişi verdim ve beklemeye başladım.

Bu arada 1K'daki incelemelere de göz atma fırsatı buldum haliyle. Kitabın, yazarın Zaman gazetesinde çıkan yazılarının derlemesi olduğunu söylüyordu bir okur. Nedense daha en başta bir antipati duydum kitaba. Aptal bir ön yargı, yani baktığım diğer incelemelerden yazarın dinine bağlı birisi olduğunun farkındaydım elbette, ama o kadar önemsemiyordum en başta. Neyse, bahsettiğim ön yargıyla başladım kitaba (Başlayacaktım bir kere, söz vermiştim.)

Kitap dört bölümden oluşmakta, daha önce bahsettiğim gibi 2-3'er sayfalık yazılar var gazetede çıktığı söylenen. Bu bölümler Kalp Sathı, Defter Kağıdı, Seyahat Albümü ve Dünya Yüzü.

Nazan Bekiroğlu'nun kaleminde ilk göze çarpan özellik samimiyet. Kesinlikle kötü bir şey düşünmüyorsunuz bu satırları yazan hakkında, içine alıyor sizi, inandırıyor sonuna kadar içinden geçenlere.

Onun dışında, özellikle yeteneğini daha çok konuşturduğu Kalp Sathı bölümündeki yazılarda, kelimelerle nasıl oynadığını fark ediyorsunuz yazarın. Bu bölümdeki yazılar birbirine benziyor genelde, ama kesinlikle aynı değil. Bu duygusal ama bir o kadar da zekice olan yazılarla adeta dans ediyorsunuz bölüm boyunca. Bolca da gönderme var çeşitli kitaplara bu bölümde. Dostoyevski ağırlıklı bir kitap bu işin aslı. İlk hikaye en başta Borges'in Öteki'sini hatırlatsa da bana kesinlikle daha samimi ondan.

İkinci bölüm Defter Kağıdı, daha çok yazarın hayatından samimi ve güzel öyküler/yazılar içeriyor. İlk bölümdeki yetenek gösterisi burada fazla ön plana çıkmıyor. Daha çok içini, kendini açan bir kadın var bu bölümde. Onunla sevinip onunla ağlıyoruz. Güzel şeyler yazıyor sonuçta Nazan Bekiroğlu.

Üçüncü bölüm adı üzerinde Seyahat Albümü,. Dolaştığı ülkelerden hoşuna giden anları resimliyor, anlatıyor burada Bekiroğlu. Ama Avrupa, Amerika değil. Rusya , İran , Azerbeycan, Suriye, İsrail- kısaca daha bizden, bize yakın ülkeler. Rusya macerası daha çok yazarlar çerçevesinde anlatılırken, diğer yerlerde, İslam coğrafyası biraz daha ön plana çıkıyor.

Son bölüm Dünya Yüzündeki yazılar, daha münferit, daha bir cari geldi bana. Burada genel olarak , çevre bilinci içeren ve hayvan haklarını savunan yazılar olsa da, yazarın hayatının geçtiği Karadeniz'e ilişkin güzel betimlemeler de bulunmakta. Bunların dışında kitabı vurucu bir finalle bitirmek istediği için olsa gerek, kitabın sonunda birbirini tamamlayan iki güzel öykü var. (Belki de bu kitap için kaleme almıştır özellikle bunları)

Neyse, baştaki ön yargımı tam olarak aşabildiğimi söyleyemeyeceğim aslında. Ama yazılarda (Gazetenin okuyucu kitlesini de göz önünde bulundurursak) olması gerekenden fazla bir din vurgusu görmedim. Diğer okurlara baktığımda alıntılar genelde ilk bölümden olsa da , beğenilen bölümler genelde farklılıklar göstermiş. Gezi yazılarını beğenenler de var, sıkılanlar da. Ben kendi adıma Kalp Sathı'nda bulunan yazıları daha çok sevdim. Yazarın şu anda bulunduğu yere kaleminin hakkıyla geldiğini düşünmekteyim, bazı diğer yazarların aksine. Ama yine de tam olarak bana hitap ettiğini söyleyemem. Boş bir zamanımda bir romanını da okuyabilirim ilerde.

Yağmur Hanıma buradan çok teşekkür ediyorum, biraz da olsa yazdığım yazıları Nazan Hanıma benzettiği için, umarım üzmemişimdir bu incelemeyle kendisini. Ve umarım fazla bir beğeni alarak üst sıralara çıkmaz bu inceleme.(Çok hipokrat bir temenni gibi gelse de size). İnsanların Nazan Bekiroğlu'nu benim gibi ilgisiz alakasız bir insanın kaleminden tanımasını istemem doğrusu. İyi geceler.

kitap hediye siparişi vereceğim ama paketin estetiğine önem veren bir site bilen var mı

Nuray Durmuş, Artemis'i inceledi.
18 Mar 11:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Nihayet aylardır beklediğimiz kitap raflarda yerini aldı. Andy Weir'in ilk romanı Marslı, Goodreads üyeleri tarafından yılın en iyi bilimkurgu romanı seçilmiş, tüm okurların beğenisini almıştı.
Her ne kadar bilimkurgu sever olmasam da Andy Weir'in Marslı kitabını çok sevmiştim. Yazarın yeni romanı satışa çıkanca düşünmeden siparişi verdim, az önce bitirdim ve sıcağı sıcağına kitabı yorumlamak istedim.
Yazarın ilk romanı ne kadar sürükleyiciyse Artemis de bir o kadar öyle. Kitabın verdiği bilgiler konuya ilgi duyulacak cinsten. Yazar ciddi bir emek harcamış, okurun bir sayfa olarak gördüğü şeyi yazabilmek için belli ki saatler günler harcamış. Artemis hem okuyanı uzay hakkında düşünmeye sevk edip bazı hayaller kurduruyor hem de sizi sürükleyici bir öykünün parçası haline getiriyor.
Bilimkurgu ile aranız yoksa bile gözünüz korkmasın, 330 sayfanın nasıl geçtiğini anlamadım bile.
Ayrıca, eğer siz de kitapta bol argo küfür vs. olduğunu duyduysanız buna çok aldırmayın çünkü beni hiç ama hiç rahatsız etmedi.
Kısaca, okuyun ve o muhteşem atmosferin tadını çıkarın...