100 Türk Büyüğü Ansiklopedisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
126
Gösterim
Adı:
100 Türk Büyüğü Ansiklopedisi
Yazar:
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
265
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hürriyet Ofset Matbaacılık ve Gazetecilik
İnsanlar bir arada yaşamaya başladığından beri içlerinde kahramanlar yaratmış, bu kahramanlarla övünmüşlerdir. Bilim ve tekniğin gelişmesiyle kahramanların kimlikleri ve oluştukları koşullar da değişmiş,"kahraman" sözcüğü "savaşta korkusuzca çarpışan, yiğit" kimliğinden, çeşitli alanlara kayarak "büyük"e dönüşmüştür. Türkler, ta Orta asya'dan beri `kahramanları' ve 'büyükleri' çok olan bir millettir. Göçebe yaşamlarıyla dünyanın her yanına yayılırken bu 'kahramanlarıyla' tanınmış; yerleşik düzene gectikten sonra da birçok dalda yetiştirdiği 'büyüklerle' adından söz ettirmiştir ve ettirmektedir. 100 sayısıyla sınırlamak elbette olanaklı değildir bu insanları ve de çok yazılan adlar değildir salt. İşte, Sadi Borak, bu çalışmasında, çok bilinen adlardan değil, adlarını çok az bildiğimiz ama, yöneticilikten, sanata, sanattan denizciliğe uzanan geniş bir dünyanın kahramanlarını, büyüklerini tanıtıyor bizlere'100 Türk Büyüğü'nde. Dünyanın güzelleşmesini, kültürel birikimini, biraz da bu büyük insanların çabalarına borçlu değil miyiz? Gelin birlikte tanıyalım onları.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
1956 yılında yayınlanan Arka Sokak adlı kitabı "konularını hep yoksullardan ve işçilerden aldığı için" mahkemeye verildi. Orhan Kemal, "Ben gerçekçi yazarım. En iyi bildiğim konuları alırım. Varlıklı yurttaşların yaşayışlarını bilmiyorum" yolundaki savunmasıyla beraat etti.
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim."
Evliya Çelebi bütün yaşamını dolduran yolculuklarına nasıl başladığını da eğlenceli bir öykü biçiminde anlatır: 1630 yılının 10 muharrem gecesi henüz 19 yaşında olan Evliya bir düş görmüştür.Bu düş İstanbul'da Yemiş İskelesi yakınındaki Ahi Çelebi Camisi'nde geçer. Camide kalabalık bir cemaat vardır. Yüzleri nur içinde parlayan bu insanların kimler olduğunu öğrenmek isteyen Evliya, Hz.Peygamber'in cennetle müjdelediği on kişiden biri olan okçuların piri Sa'd bin Ebi Vakkas ile tanışır. Ondan camide peygamberlerin, velilerin, Kerbela şehitlerinin ruhlarının bulunduğunu öğrenir. Az sonra Hz.Peygamber de torunları Hasan ve Hüseyin, 12 imam, cennetle müjdelenmiş olanlar gelip sabah namazının sünnetini kılarlar. Evliya Ayetel-Kürsi'yi okur. Hz.Peygamber'in elini öperek ve ona "Şefaat ya Resulullah" diyerek ahrette kendisini korumasını dileyecektir. Ancak heyecandan "Seyahat ya Resulullah" deyiverir. Hz.Peygamber gülümseyerek "Hem şefaat, hem seyahat, hem ziyaret nasip olsun" diye dua eder. Sa'd bin ebi Vakkas orada gördüğü din ulularının hepsinin mezarlarını, makamlarını ziyaret edeceğini bildirir; ancak gördüğü ülkeleri, kaleleri, kentleri yapıları, her ülkede yenip içilenleri mutlaka yazmasını söyler ve ona ahlak öğütleri verir...
Evliya Çelebi'nin Seyahatname adını taşıyan ve 10 büyük ciltten oluşan büyük gezi kitabı bu düşte anlatılan programı eksiksiz gerçekleştirmiştir.
"İstiklal Marşı" için Meclis tarafından bir yarışma açılmıştı. Yarışma ödüllüydü. Ulusal bir amaçla yapılacak çalışmanın ödüllendirilmesi, Mehmet Akif'in anlayışına ters düştüğü için, şair bu yarışmaya katılmadı. Ama yarışmaya gelen şiirlerin hiçbiri beğenilmeyince, Mehmet Akif ödül almamak koşuluyla "İstiklal Marşı" başlıklı şiirini meclise gönderdi. Meclis'te okunan şiir büyük bir coşkuyla karşılandı ve ulusal marşın güftesi olarak kabul edildi.
Kendisine dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı anlamında, "ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran" denilmiştir.
Sinan'ın mimarlığını dönemlere ayırabilmemizde kendisinin şu sözleri en önemli ipucudur : "Şehzade Camii çıraklığımın; Süleymaniye Camii kalfalığımın; Edirne'deki Selimiye Camii ise ustalık devrimin eseridir."

"Geçti bu demde cihandan
Pir-i mimârân Sinan."
Mimar Sinan Mezarlık Kitabesi
Sabreyle dilâ derdini cânâne duyurma
Cân içre nihân eyle velî câne duyurma
Zinhâr sakın mey yerine kanın içerler
Keyfiyyetin ol gözleri mestâne duyurma
Esrârını keşf eyleme tahsil-i mizâc it
Nûş eyle mey-i nâbı hakîmâne duyurma
Sofî gelicek açma sakın aşk hadîsin
Dânâ dil isen sırrını nâdâna duyurma
Yâ'kub sıfat Bâki'ye ol Yusuf-i sâni
Hûn içre komaz kıssayı ihvâna duyurma
/BAKİ

Kitabın basım bilgileri

Adı:
100 Türk Büyüğü Ansiklopedisi
Yazar:
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
265
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hürriyet Ofset Matbaacılık ve Gazetecilik
İnsanlar bir arada yaşamaya başladığından beri içlerinde kahramanlar yaratmış, bu kahramanlarla övünmüşlerdir. Bilim ve tekniğin gelişmesiyle kahramanların kimlikleri ve oluştukları koşullar da değişmiş,"kahraman" sözcüğü "savaşta korkusuzca çarpışan, yiğit" kimliğinden, çeşitli alanlara kayarak "büyük"e dönüşmüştür. Türkler, ta Orta asya'dan beri `kahramanları' ve 'büyükleri' çok olan bir millettir. Göçebe yaşamlarıyla dünyanın her yanına yayılırken bu 'kahramanlarıyla' tanınmış; yerleşik düzene gectikten sonra da birçok dalda yetiştirdiği 'büyüklerle' adından söz ettirmiştir ve ettirmektedir. 100 sayısıyla sınırlamak elbette olanaklı değildir bu insanları ve de çok yazılan adlar değildir salt. İşte, Sadi Borak, bu çalışmasında, çok bilinen adlardan değil, adlarını çok az bildiğimiz ama, yöneticilikten, sanata, sanattan denizciliğe uzanan geniş bir dünyanın kahramanlarını, büyüklerini tanıtıyor bizlere'100 Türk Büyüğü'nde. Dünyanın güzelleşmesini, kültürel birikimini, biraz da bu büyük insanların çabalarına borçlu değil miyiz? Gelin birlikte tanıyalım onları.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Haree

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0