Matematik öğretmeni olduğunu bildiğimiz kadın karakterimiz K.'nin hayatına, daha doğrusu zihninin içinden geçenlere eşlik ediyoruz kitap boyu: "Evime, Norveç'e taşındım; Ferdinand, Fransa'da, toprağın altında kaldı; Samuel capcanlı; ama erişemeyeceğim kadar uzakta, İrlanda'da. Bir üçgen gibiyiz; hani şu küçük bir metal sopayla çalınan eşkenar üçgen bir zil. Kendimden başka biri daha gerekiyor bana, kendimin yanı sıra. Yoksa hep kendimi düşünüyorum!" Kendisinin söylediği gibi tam da böyle bir üçgen içinde yaşadıkları fakat çizgiler doğrusal değil.
K., 33 yaşında bir matematik öğretmeni. Akciğer nakli bekliyor ve bu sebeple her an yaşamdan kopabileceği düşüncesi aklının bir köşesinde. Sevgilisi Ferdinand intihar etmiş -acı bir şekilde- ve yas süreciyle baş etmeye çalışıyor. Sevgilisinin doğal olmayan şekilde hayattan ve K.'nin hayatından gitmesi yeterince yaralayıcı değilmiş gibi yaşamına müdahil olmaya da devam ediyor ve bu noktada K.'nin anlattıklarının hangisi gerçek, hangisi sanrı bir miktar karışıyor. Samuel ile tanışıp onunla tekrar hayata karışma/karışamama süreci de epey sancılı çünkü bu konuda ısrarcı olan Ferdinand -hayatta olmayan Ferdinand ve üstüne bir de çocuk sahibi olmasını istiyor. Tüm bu yaşadıklarının yanında akciğer nakli ve ameliyat sürecini de ankatıyor K., hatta oldukça etkili anlatıyor ve bu kısım K.'nin hikâyesinde özellikle akılda kalacak olanlardan.
Kendini sağaltmak için yazmaya başvurması -yazarken kendini başka bir evrende, ormanda bie kulübede, hayal etmesi-, yaşam devam ettiği sürece yeniden başlayabileceğine inanmak istemesi de içindeki umudu hâlâ canlı tutmaya çalıştığının göstergesi ve fakat zihnini toparlayabilirse. Karanlık bir tarafı da olan, gerçek ve gerçeküstünün karışımı bence etkileyici bir kitap 33.
Beklemek, inanmak, yaşam,